İngiltere Başbakanı Keir Starmer, artan bir kadercilik havası içinde Downing Street’te ‘yapacaklar listesi’ olarak nitelendirilen sembolik politikaları hayata geçirmek için zamana karşı yarışıyor. Zira Başbakan’ın, önümüzdeki haftalarda yapılacak Makerfield ara seçimini İşçi Partisi’nden Andy Burnham’ın kazanması halinde koltuğundan olabileceği belirtiliyor. Starmer, partisi içinde artan muhalefet ve düşen anket sonuçları karşısında, seçmenlere somut kazanımlar sunarak ivme kazanmayı umuyor.
Gelişmenin arka planı: Starmer’ın krizi
Keir Starmer, Ekim 2022’de Boris Johnson’ın istifasının ardından başbakanlık koltuğuna oturdu. Ancak kısa sürede partisi içindeki bölünmeler ve ekonomik krizle boğuşmak zorunda kaldı. Enflasyonun yüksek seyretmesi, kamu hizmetlerindeki aksaklıklar ve Brexit sonrası ticaret sorunları, Starmer hükümetinin popülaritesini ciddi şekilde aşındırdı. Son kamuoyu yoklamaları, İşçi Partisi’nin ana muhalefet partisi Muhafazakârlar’ın gerisinde kaldığını gösteriyor.
Makerfield ara seçimi, Starmer için bir dönüm noktası olarak görülüyor. Bu seçim, İşçi Partisi’nin geleneksel olarak güçlü olduğu bir bölgede yapılacak. Ancak eski İşçi Partisi üyesi Andy Burnham’ın bağımsız aday olarak yarışması, partinin oylarını bölebilir. Burnham, Manchester Belediye Başkanı olarak tanınan popüler bir isim ve Starmer’a karşı eleştirileriyle biliniyor. Analistler, Burnham’ın zaferinin Starmer’ın liderliğine doğrudan bir meydan okuma anlamına geleceğini ve erken genel seçim çağrılarını güçlendireceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: İngiltere’deki siyasi istikrarsızlığın yansımaları
Starmer’ın olası düşüşü, sadece İngiltere iç siyasetini değil, aynı zamanda ülkenin uluslararası itibarını da etkileyebilir. Son yıllarda sık sık başbakan değiştiren İngiltere, Brexit sonrası küresel arenada istikrarsız bir görüntü çiziyor. Starmer’ın gitmesi halinde, İşçi Partisi’nde yeni bir liderlik yarışı başlayacak ve bu süreç, ülkenin Ukrayna’ya desteği, NATO politikaları ve iklim değişikliği taahhütleri gibi önemli konularda karar alma mekanizmalarını yavaşlatabilir.
Öte yandan, Starmer’ın ‘yapacaklar listesi’ olarak adlandırılan girişimleri arasında, kamu hizmetlerinde reform, yeşil enerji yatırımları ve sosyal yardımların artırılması gibi vaatler bulunuyor. Ancak ekonomik darboğaz ve artan borç yükü, bu vaatlerin gerçekleştirilmesini zorlaştırıyor. Uluslararası piyasalar, İngiltere’nin siyasi belirsizliğine karşı hassas; sterlin son haftalarda değer kaybederken, tahvil faizleri yükseldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’de yaşanacak olası bir hükümet değişikliği, Türkiye-İngiltere ilişkilerini doğrudan etkilemese de, ticaret ve savunma alanındaki iş birliklerini dolaylı olarak etkileyebilir. Starmer hükümeti, Türkiye ile Brexit sonrası imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nı genişletme konusunda istekliydi; yeni bir liderlik bu süreci yavaşlatabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarında İngiltere’nin NATO müttefiki olarak tutumu, siyasi istikrarsızlık dönemlerinde daha öngörülemez hale gelebilir. Ancak kısa vadede, Türkiye için en önemli risk, küresel piyasalardaki belirsizliğin artması ve bunun Türk lirası üzerindeki baskıyı dolaylı yoldan artırmasıdır.