İngiltere'de İşçi Partisi lideri Keir Starmer'ın ezici seçim zaferi, dünya genelinde merkez sol partiler için bir umut ışığı olarak görülürken, bu başarının Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin 2022'deki zaferiyle benzerlikleri ve önemli farklılıkları bulunuyor. Her iki lider de muhafazakar hükümetleri devirerek iktidara gelirken, Starmer'ın karşı karşıya olduğu ekonomik ve siyasi zorluklar, Albanese'nin görece daha rahat başlangıcından ayrışıyor. Uzmanlar, Starmer'ın zaferinin ardındaki coşkuya rağmen, İngiltere'nin büyüme, sağlık ve altyapı gibi kronik sorunlarının çözümünün zaman alacağını vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
Keir Starmer'ın liderliğindeki İşçi Partisi, 4 Temmuz 2024 genel seçimlerinde 412 sandalye kazanarak 14 yıllık Muhafazakar Parti iktidarına son verdi. Bu zafer, 1997'de Tony Blair'in 'Yeni İşçi' zaferinden bu yana partinin en büyük başarısı olarak kayıtlara geçti. Starmer, kampanyasında 'değişim vaadi' ve ekonomik istikrarı ön plana çıkarırken, Muhafazakar Parti'nin Brexit sonrası yaşadığı kaotik süreç ve art arda gelen skandallar seçmenin tercihini etkiledi.
Benzer bir tablo iki yıl önce Avustralya'da yaşanmıştı. Anthony Albanese, Mayıs 2022'de İşçi Partisi'ni zafere taşıyarak Scott Morrison'ın muhafazakar hükümetini devirdi. Albanese de iklim değişikliği, gelir eşitsizliği ve yolsuzlukla mücadele gibi konularda net bir değişim vaadiyle seçimi kazandı. Ancak Albanese'nin zaferi, Starmer'ın aksine daha az coşkuyla karşılanmış ve partisi tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde etmesine rağmen oy oranındaki artış sınırlı kalmıştı.
İki lider arasındaki en belirgin fark, ekonomik koşullarda ortaya çıkıyor. Albanese göreve geldiğinde Avustralya, Çin'e bağımlılığı düşük, düşük işsizlik oranları ve yüksek emtia fiyatları sayesinde nispeten güçlü bir ekonomik performans sergiliyordu. Starmer ise İngiltere'de yavaş büyüme, yüksek enflasyon, kamu hizmetlerinde yıpranma ve Brexit sonrası ticaret daralması gibi çok daha zorlu bir miras devraldı. Mali daralma ve vergi artışı gibi popüler olmayan önlemleri uygulamak zorunda kalması muhtemel.
Bölgesel veya küresel boyut
Starmer'ın zaferi, Avrupa'da merkez sol partilerin yükseliş eğiliminin bir parçası olarak görülüyor. Fransa'da sol ittifakın erken seçimde sürpriz birinci çıkması ve Almanya'da Sosyal Demokrat Parti'nin hâlâ iktidarda olması, kıta genelinde sağ popülizme karşı bir denge unsuru oluşturuyor. Ancak Avrupalı liderler, Starmer'ın İngiltere'nin AB ile ilişkilerini yeniden şekillendirme konusunda ne kadar ileri gideceğini merakla bekliyor.
Küresel ölçekte, Starmer'ın Ukrayna'ya desteği sürdüreceği ve NATO taahhütlerini güçlendireceği öngörülüyor. Öte yandan, İngiltere'nin Çin ile ticari ilişkileri konusunda Albanese'den farklı bir yol izlemesi bekleniyor. Albanese, Çin'le yaşanan ticari gerilimleri yumuşatmayı başarırken, Starmer'ın daha temkinli bir denge politikası izlemesi muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Starmer'ın İngiltere'de iktidara gelmesi, Türkiye-İngiltere ilişkileri açısından yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. İşçi Partisi'nin geleneksel olarak göçmen haklarına ve çok kültürlülüğe daha sıcak bakması, Türk kökenli Britanyalıların entegrasyonu ve iki ülke arasındaki insani bağların güçlenmesine katkı sağlayabilir. Ekonomik cephede ise Brexit sonrası imzalanan serbest ticaret anlaşmasının kapsamının genişletilmesi ve özellikle hizmet sektöründe yeni iş birlikleri gündeme gelebilir. Ancak Starmer'ın mali disiplin vurgusu, kısa vadede Türkiye'den İngiltere'ye ihracatın artmasını zorlaştırabilir. Güvenlik alanında, Starmer'ın NATO'ya bağlılığını sürdürmesi, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilecek bir faktör olarak değerlendirilebilir.