Standard Chartered Bank G10 Döviz Araştırmaları Küresel Başkanı Steven Englander, ABD dolarının gücü ve Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) gelecekteki faiz artırım taahhütlerine ilişkin belirsizliği gerekçe göstererek yen karşısında "kısa vadeli" bir bahis oynamak istediğini söyledi. Bloomberg'e konuşan Englander, bu stratejinin kısa vadeli olduğunu vurgulayarak, uzun vadede daha temkinli bir duruş sergilediğini belirtti. Bu açıklama, küresel döviz piyasalarında Fed'in faiz indirim döngüsüne başlayıp başlamayacağı ve BOJ'un normalleşme adımlarının hızına dair tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Japonya Merkez Bankası, Mart 2024'te negatif faiz politikasına son vererek 17 yıl sonra ilk kez faiz artırımına gitmişti. Ancak BOJ, sonraki toplantılarında faiz oranlarını sabit tutarak piyasaları şaşırttı. Özellikle Temmuz 2024 toplantısında piyasa beklentilerinin aksine bir adım atmayan BOJ, yen üzerindeki baskıyı artırdı. Öte yandan ABD Merkez Bankası (Fed), enflasyondaki yavaşlamaya rağmen faiz indirimi konusunda temkinli bir tutum sergiliyor. Fed Başkanı Jerome Powell, son açıklamalarında enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde %2 hedefine doğru ilerlediğine dair daha fazla kanıt görmek istediklerini yineledi. Bu ortamda dolar, diğer para birimleri karşısında güçlü kalmaya devam ediyor. Dolar Endeksi (DXY), 2024 yılının büyük bölümünde 104-106 bandında dalgalanırken, yen ise dolar karşısında son 38 yılın en düşük seviyelerine gerileyerek 160 seviyesini aştı. Japonya hükümeti, bu sert değer kaybına karşı defalarca piyasaya müdahale ederek yen alımı yaptı. Ancak müdahaleler kalıcı bir toparlanma sağlamadı. Piyasa uzmanları, BOJ'un para politikasında net bir yön çizmemesinin yen üzerindeki spekülatif baskıyı artırdığını belirtiyor. Standard Chartered'ın analisti Englander da bu belirsizliğe dikkat çekerek, kısa vadede yenin zayıf kalacağını öngörüyor. Englander'ın bu görüşü, kurumun resmi pozisyonu olmaktan ziyade kişisel bir değerlendirme olarak öne çıksa da, küresel piyasalarda takip edilen bir görüş olma niteliği taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Japonya ekonomisi, uzun yıllardır deflasyonla mücadele ediyor ve BOJ, diğer gelişmiş ülke merkez bankalarından farklı bir para politikası izliyor. Fed, Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve İngiltere Merkez Bankası (BoE) faiz oranlarını yüksek seviyelerde tutarken, BOJ negatif faizden çıkmakta gecikti. Bu fark, yenin dolar karşısında değer kaybetmesinin temel nedenlerinden biri. Carry trade olarak bilinen ve düşük faizli yen ile borçlanıp yüksek getirili varlıklara yatırım yapma stratejisi, yenin değerini daha da aşağı çekiyor. Ancak bu strateji, küresel risk iştahına bağlı olarak ani geri dönüşlere yol açabiliyor. Nitekim Ağustos 2024 başında BOJ'un faiz artırım sinyali vermesi ve ABD'de zayıf istihdam verileri sonrası carry trade pozisyonlarının hızla kapatılması, küresel piyasalarda sert satış dalgasına neden olmuştu. O gün Japon Nikkei endeksi %12'den fazla değer kaybederek tarihi bir düşüş yaşamıştı. Bu tür oynaklıklar, yenin sadece Japonya için değil, küresel finansal istikrar için de önemli bir risk faktörü olduğunu gösteriyor. Englander'ın "kısa vadeli" vurgusu, bu oynaklığa karşı bir uyarı niteliğinde. Uzun vadede ise BOJ'un normalleşme adımlarını hızlandırması ve Fed'in faiz indirimlerine başlamasıyla yenin değer kazanabileceği öngörülüyor. Ancak zamanlama konusunda belirsizlik sürüyor. Piyasalar şu anda Fed'in Eylül 2024 toplantısında faiz indirip indirmeyeceğini ve BOJ'un yıl sonuna kadar ek bir artırım yapıp yapmayacağını fiyatlamaya çalışıyor. Bu belirsizlik, döviz kurlarında dalgalanmayı artırıyor. Standard Chartered'ın görüşü, kurumsal yatırımcıların kısa vadeli pozisyonlarını şekillendirmede etkili olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın para politikası ve yenin değeri, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel risk iştahı ve sermaye akımları üzerinden dolaylı etkileri bulunuyor. Yen'deki değer kaybı, carry trade pozisyonlarını besleyerek gelişmekte olan piyasalara kısa vadeli sermaye girişini artırabilir. Ancak bu akışların ani tersine dönmesi, Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkelerde kur ve faiz oynaklığını tetikleyebilir. Ayrıca Japonya'nın enerji ithalatındaki rolü ve küresel emtia fiyatları üzerinden dolaylı bir etki söz konusu. Türkiye, döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşılık olarak para ve maliye politikalarında temkinli bir duruş sergilemeli. Japonya'daki gelişmeler, Türk ihracatçıları için de dolaylı rekabet koşullarını etkileyebilir. Özellikle otomotiv ve elektronik sektöründe Japonya ile rekabet eden Türk firmaları, yenin zayıf seyretmesi durumunda fiyat avantajını kaybedebilir. Bu nedenle gelişmelerin yakından takip edilmesi gerekiyor.