Sri Lanka'da eski Devlet Başkanı Mahinda Rajapaksa'nın eşi Shiranthi Rajapaksa, yolsuzluk suçlamasıyla tutuklandı. Polis kaynaklarına göre gözaltına alınan eski first lady, başkent Kolombo'daki bir mahkemeye çıkarıldı. Tutuklama, ülkede 2022'de yaşanan ekonomik çöküşün ardından Rajapaksa ailesine yönelik yürütülen soruşturmaların bir parçası. Shiranthi Rajapaksa, kocasının 2005-2015 arasındaki devlet başkanlığı döneminde işlenen yolsuzluklarla ilişkili görülüyor.
Rajapaksa ailesi ve yolsuzluk suçlamaları
Shiranthi Rajapaksa, 2005-2015 yılları arasında Sri Lanka'nın first lady'si olarak görev yaptı. Mahinda Rajapaksa'nın 2015'teki seçim yenilgisinden sonra aile, bir süre siyasetten uzak kaldı. Ancak 2019'da Gotabaya Rajapaksa'nın devlet başkanı seçilmesiyle aile yeniden iktidara geldi. 2022'de kitlesel protestolar sonucu Gotabaya ülkeyi terk etmek zorunda kaldı ve yerine Ranil Wickremesinghe geçti. Yeni yönetim, eski rejimin yolsuzluk dosyalarını açtı.
Shiranthi Rajapaksa hakkındaki suçlamalar, eşi Mahinda'nın devlet başkanlığı döneminde kurulan bir vakıf üzerinden kamu fonlarının usulsüz kullanımıyla ilgili. Savcılık, eski first lady'nin 2010'da kurulan "Shiranthi Rajapaksa Vakfı" aracılığıyla milyonlarca doları zimmete geçirdiğini iddia ediyor. Vakfın, hayır kurumu görünümü altında siyasi propaganda ve aileye yakın iş insanlarına kaynak aktardığı öne sürülüyor.
Tutuklama kararı, Kolombo Kaçakçılık ve Yolsuzlukla Mücadele Bürosu'nun (FCID) uzun süren soruşturması sonucu alındı. Shiranthi Rajapaksa'nın avukatları suçlamaları reddediyor ve tutuklamanın siyasi motivasyonlu olduğunu savunuyor. Mahinda Rajapaksa ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada eşine yönelik muameleyi "hukuk devleti ilkelerine aykırı" olarak nitelendirdi.
Ekonomik kriz ve siyasi hesaplaşma
Sri Lanka, 2022'de bağımsızlık tarihinin en ağır ekonomik krizini yaşadı. Döviz rezervleri tükendi, yakıt ve gıda kıtlığı baş gösterdi, enflasyon %70'i aştı. Ülke temerrüde düştü ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 2,9 milyar dolarlık kurtarma anlaşması imzalandı. Krizin sorumlusu olarak görülen Rajapaksa ailesi, geniş halk kesimlerinin öfkesini üzerine çekti.
Gotabaya Rajapaksa'nın 2022'de ülkeyi terk etmesinin ardından aileye yönelik yargı süreçleri hızlandı. Mahinda Rajapaksa'nın oğlu Namal Rajapaksa hakkında da yolsuzluk soruşturmaları bulunuyor. Shiranthi Rajapaksa'nın tutuklanması, aileye yönelik en son ve en sembolik adım olarak değerlendiriliyor. Gözlemciler, bu tutuklamanın hükümetin yolsuzlukla mücadele konusundaki kararlılığını gösterme çabası olduğunu belirtiyor.
Ancak muhalefet, iktidardaki Wickremesinghe hükümetinin de yolsuzluk iddialarıyla anıldığını hatırlatıyor. Sri Lanka'da 2024'te yapılacak devlet başkanlığı seçimleri öncesinde yargı süreçlerinin siyasi amaçlarla kullanılabileceği endişesi dile getiriliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Sri Lanka, Hint Okyanusu'nda stratejik bir konumda yer alıyor. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında ülkeye yaptığı altyapı yatırımları, Hindistan ve Batılı ülkelerin tepkisini çekmişti. Rajapaksa ailesi, Çin ile yakın ilişkileriyle biliniyordu. Ailenin yargılanması, Sri Lanka'nın dış politikasında bir denge arayışına girdiği bir döneme denk geliyor.
Ülke, IMF programı çerçevesinde ekonomik reformlar yaparken, aynı zamanda Hindistan ve Çin arasında dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Shiranthi Rajapaksa'nın tutuklanması, yolsuzlukla mücadelede uluslararası toplumun beklentilerini karşılama yönünde bir adım olarak görülebilir. Ancak yargı sürecinin adil yürütülmesi, Sri Lanka'nın uluslararası itibarı açısından kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sri Lanka'daki gelişme, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel yolsuzlukla mücadele ve ekonomik istikrar açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, son yıllarda benzer şekilde ekonomik dalgalanmalar ve yolsuzluk tartışmalarıyla karşı karşıya. Sri Lanka'nın IMF ile yürüttüğü program, Türkiye'nin olası ekonomik iş birliği ve reform süreçlerine dair fikir verebilir. Ayrıca, Hint Okyanusu'ndaki istikrar, Türkiye'nin Asya-Pasifik'e yönelik ticaret yolları ve diplomatik açılımları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye'nin bölgedeki insani yardım ve kalkınma projeleri, Sri Lanka gibi ülkelerdeki kriz yönetimine katkı sağlayabilir.