Sri Lanka’da dang humması salgını, ülkenin zaten kırılgan olan kamu sağlık sektörünü çökme noktasına getirdi. 22 Haziran itibarıyla resmi olarak 47 bin 530 vaka ve 29 ölüm kaydedilirken, Sağlık Bakanlığı çok sayıda hastanenin kapasitesinin üzerinde hizmet vermeye çalıştığını açıkladı. Hükümet, orduya bağlı bir izleme birimi kurarak kriz yönetimini askeri koordinasyona devretti. Adadaki sağlık sistemi, pandemiden bu yana toparlanamamışken, muson yağmurlarıyla tetiklenen dang humması vakalarındaki ani artış, sektörü adeta kırılma noktasına sürükledi.
Salgının arka planı ve mevcut durum
Dang humması, Sri Lanka’da her yıl görülen bir sağlık sorunu olsa da, 2025 yılındaki vaka sayısı son on yılın en yüksek seviyelerinden birine ulaştı. Ülkenin tropikal iklimi, özellikle güneybatı muson sezonunda (Mayıs-Eylül) sivrisinek üremesini tetikliyor. Ancak bu yılki salgının şiddeti, şehirleşme, atık yönetimindeki aksaklıklar ve temiz suya erişim sorunlarıyla birleşince katlanıyor. Kolombo, Kandy ve Galle gibi büyük şehirler en yoğun vakaların görüldüğü bölgeler olarak öne çıkıyor.
Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, hastanelerdeki yatak doluluk oranı yüzde 130’u aşmış durumda. Acil servisler, dang hastalarının sıvı tedavisi ve trombosit takviyesi ihtiyacı nedeniyle tam kapasite çalışıyor. Hekimler, hafif vakaların evde takip edilmesi çağrısı yapsa da, halk arasında hastalığa karşı farkındalık eksikliği ve sağlık tesislerine aşırı başvuru, sistemi daha da zorluyor. Ordu tarafından yönetilen yeni izleme biriminin, vaka tarama ve ilaç dağıtımını koordine etmesi bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Dang humması Güney Asya ve Güneydoğu Asya’da endemik bir hastalık olup, iklim değişikliğine bağlı olarak sıklığı ve şiddeti artıyor. Dünya Sağlık Örgütü, 2023 yılında küresel dang vakalarının 5 milyonu aştığını raporlamıştı. Sri Lanka’daki salgın, komşu ülkeler olan Hindistan, Bangladeş ve Maldivler’deki vaka artışlarıyla paralellik gösteriyor. Bölge ülkeleri, özellikle muson sonrası dönemde ortak sınır ötesi sivrisinek kontrol önlemleri konusunda iş birliği yapmakta zorlanıyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında, Sri Lanka’nın 2022’de yaşadığı derin ekonomik krizin ardından sağlık bütçesindeki kesintiler, dang hummasıyla mücadele kapasitesini ciddi şekilde sınırlamıştı. Ülke, aşı ve ilaç tedarikinde dışa bağımlı; ayrıca sivrisinek ilaçlaması için gerekli kimyasalların ithalatında döviz sıkıntısı yaşıyor. Uluslararası kuruluşlardan gelen yardımlar yetersiz kalırken, Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası acil durum fonları sağlamak için devrede.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’nin Sri Lanka ile doğrudan ticari veya diplomatik ilişkileri sınırlı olsa da, dang humması gibi bulaşıcı hastalıkların küresel yayılma potansiyeli, seyahat ve ticaret yoluyla her ülkeyi etkileyebilir. Türkiye’nin son yıllarda sağlık diplomasisine verdiği önem ve yurt dışında hastaneler işletme deneyimi, Sri Lanka gibi krizdeki ülkelere teknik yardım sağlama fırsatı sunuyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin tropikal hastalıkların yayılım alanını genişletmesi, Türkiye gibi Akdeniz iklimine sahip ülkelerde de dang humması riskini artırabilir. Bu nedenle, Sri Lanka’daki deneyimler, Türk sağlık otoriteleri için erken uyarı ve hazırlık açısından dikkate değerdir.