Küresel piyasalar, ikinci çeyrek kazanç sezonunun en yoğun haftasına hazırlanırken, S&P 500 endeksindeki şirketlerin kâr artışı, büyük ölçüde tek bir şirketin, çip üreticisi Nvidia'nın olağanüstü performansı sayesinde yüzde 12'ye ulaştı. Bu durum, endeks genelindeki büyümenin ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor. Yatırımcılar, önümüzdeki günlerde açıklanacak bilançolarla birlikte piyasanın yönü hakkında daha net bir tablo elde etmeyi bekliyor.
Gelişmenin arka planı: Nvidia etkisi
Standart & Poor's 500 endeksinde yer alan şirketlerin ikinci çeyrek kârlarının geçen yılın aynı dönemine göre ortalama yüzde 12 arttığı tahmin ediliyor. Ancak bu büyümenin neredeyse tamamı, yapay zekâ çipleri konusunda dünya lideri olan Nvidia'ya dayanıyor. Nvidia'nın hisse başı kârı Haziran çeyreğinde geçen yıla göre yüzde 100'ün üzerinde bir artış gösterdi. Şirket, yapay zekâ veri merkezleri için gereken grafik işlem birimleri (GPU) pazarındaki hakimiyetiyle hem gelirlerini hem de kârlılığını olağanüstü bir şekilde artırdı. Bu performans, endeksin genel büyüme rakamını önemli ölçüde yukarı çekti; Nvidia hariç tutulduğunda S&P 500 şirketlerinin kâr büyümesi yüzde 5'in altına geriliyor. Bu durum, piyasa analistlerinin dikkatini endeksin yoğunlaşma riskine çevirdi. Teknoloji devleri Apple, Microsoft, Amazon, Alphabet ve Meta'nın da yer aldığı "Muhteşem Yedili" grubunun performansı, endeksin geri kalanından giderek daha fazla ayrışıyor. Nvidia'nın piyasa değeri kısa süre önce 3 trilyon doları aşarak tarihte bunu başaran üçüncü şirket oldu. Ancak uzmanlar, bu bağımlılığın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri olduğunu belirtiyor. Özellikle yapay zekâ alanındaki yatırımların ne kadarının gerçekçi olduğu, hisse fiyatlarında son dönemde yaşanan sert dalgalanmalarla birlikte yeniden tartışılmaya başlandı.
Bölgesel veya küresel boyut: Yoğun bilanço haftası belirleyici olacak
Bu hafta, ABD'li finans devlerinden teknoloji şirketlerine kadar çok sayıda S&P 500 bileşeni ikinci çeyrek bilançolarını açıklayacak. Tesla, Alphabet, IBM, Verizon ve birçok sanayi şirketi, piyasaların odağında olacak. Bu şirketlerin performansı, endeksin genel büyüme eğiliminin sürüp sürmeyeceği konusunda belirleyici olacak. Özellikle teknoloji dışı sektörlerdeki şirketlerin, artan faiz oranları ve enflasyonun etkisiyle tüketici talebindeki yavaşlamaya rağmen kârlılıklarını koruyup koruyamadıkları merak ediliyor. Avrupa'da ise İngiltere ve Fransa'daki seçim belirsizliklerinin ardından yatırımcılar, enflasyon ve merkez bankalarının para politikası adımlarına odaklanmış durumda. Küresel ekonomideki yavaşlama endişeleri, emtia fiyatlarındaki dalgalanma ve jeopolitik riskler, piyasaların genelinde temkinli bir havanın oluşmasına neden oldu. Nvidia gibi büyük oyuncuların güçlü performansı, endeks seviyesinde olumlu bir tablo çizse de, bu büyümenin tabana yayılmaması, piyasa katılımcıları tarafından uzun vadeli sürdürülebilirlik açısından risk olarak değerlendiriliyor. Borsa yatırımcıları, bu hafta açıklanacak verilerle birlikte, ekonominin ve şirket kârlarının ne yönde ilerlediğine dair daha net bir resim elde etmeyi umuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD borsalarındaki bu yoğunlaşma eğilimi, Türkiye gibi gelişen piyasalar için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Küresel yatırımcılar, ABD hisse senetlerindeki yüksek değerlemelerin devam edebileceğine güvendikçe, gelişen piyasalara yönelik fon akışları sınırlı kalabilir. Nvidia'nın başını çektiği yapay zekâ teknolojilerindeki hızlı büyüme, Türkiye'nin teknoloji ve savunma sanayii ihracatı için yeni fırsatlar yaratabilir; ancak bu süreçte sermaye ve teknoloji transferi için daha iyi bir iş ortamı gerekli. Türkiye ekonomisi, büyüme oranları ve cari açık dinamikleri açısından dış finansmana ihtiyaç duyarken, küresel risk iştahındaki dalgalanmalara duyarlıdır. Bu nedenle, ABD şirket kârlarındaki tekil bağımlılığın sürmesi ve faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesi halinde, gelişen ülkelere yönelik portföy yatırımları daha da seçici hale gelebilir. Türkiye'nin, bu ortamda cari açığı azaltacak ve doğrudan yabancı yatırımı çekecek yapısal reformlara ağırlık vermesi kritik önemde. Teknoloji odaklı büyüme stratejileri ve Ar-Ge teşvikleri, küresel değer zincirlerinden daha fazla pay almak için kullanılabilir.