İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan El Halil (Hebron) kentinde sivil yönetimin İsrail ordusuna devredildiğini duyurdu. Smotrich, yaptığı açıklamada, 'El Halil'deki yetkileri ordunun sorumluluğuna verdik' ifadelerini kullandı. Bu karar, uluslararası toplumda tepkiyle karşılanırken, bölgede tansiyonun yükselmesine neden oldu. El Halil, yıllardır Filistinli ve Yahudi yerleşimciler arasında gerginliklerin odağında yer alıyor. Söz konusu adım, İsrail'in Batı Şeria'daki işgal politikasının bir parçası olarak görülüyor.
Gelişmenin arka planı
El Halil, Batı Şeria'nın en büyük şehirlerinden biri olmasının yanı sıra, dini ve tarihi önemiyle de öne çıkıyor. Şehir, hem Müslümanlar hem de Yahudiler için kutsal kabul edilen El Halil Camii (Yahudilerce Atalar Mağarası olarak bilinir) nedeniyle sık sık çatışmalara sahne oluyor. 1997'de imzalanan Hebron Protokolü ile şehir iki bölgeye ayrılmıştı: H1 bölgesi Filistin Yönetimi, H2 bölgesi ise İsrail kontrolünde kalmıştı. Son yıllarda İsrail'in aşırı sağcı koalisyon hükümeti, Batı Şeria'daki yerleşimleri genişletme ve Filistin Yönetimi'nin yetkilerini kısma yönünde adımlar atıyor. Smotrich'in bu açıklaması, özellikle yerleşimci gruplarının baskısı sonucu geldi. İsrail ordusunun sivil yönetim işlerini üstlenmesi, Filistinlilerin günlük yaşamını daha da zorlaştırabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler, ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'in Batı Şeria'daki tek taraflı adımlarını uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. Filistin Yönetimi konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne taşımayı değerlendiriyor. Öte yandan, İsrail'deki koalisyon hükümeti, Batı Şeria'nın tamamen ilhakını savunan partilerden oluşuyor. Smotrich'in bu hamlesi, potansiyel bir ilhakın ön adımı olarak yorumlanıyor. Bölgesel aktörlerden Ürdün ve Mısır, bu tür adımların barış sürecini baltaladığı konusunda uyarılarda bulunuyor. İran ve Hizbullah ise konuyu İsrail karşıtı propagandalarında kullanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına destek veren bir ülke olarak, İsrail'in Batı Şeria'daki tek taraflı adımlarını yakından takip ediyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Kudüs ve Batı Şeria'nın statüsüne ilişkin hassasiyetini artırabilir. Türkiye'nin BM ve İİT nezdinde Filistin yönetimini diplomatik olarak desteklemesi beklenir. Ayrıca, bölgedeki gerginliğin tırmanması, Türkiye'nin İsrail ile son dönemde normalleşme çabalarını olumsuz etkileyebilir. Ekonomik açıdan doğrudan bir etki beklenmese de, istikrarsızlık Ortadoğu genelinde Türkiye'nin ticari çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir.