Sırbistan'da 25 Ekim'de yapılacak erken parlamento seçimi, Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić'in iktidarını koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Öğrenci liderliğindeki bir hareket, ülke genelinde yayılan protestoların ardından siyasi bir güç olarak ortaya çıktı ve Vučić'in kontrolünü sarsmayı hedefliyor. Seçim, Sırbistan'ın Avrupa Birliği ile ilişkileri ve bölgesel istikrar açısından da kritik bir dönemeç olarak görülüyor.
Seçimin arka planı: Protestolardan sandığa
Sırbistan'da geçtiğimiz yıl patlak veren ve aylarca süren protestolar, başlangıçta bir tren istasyonundaki çökme faciasına hükümetin tepkisiz kalmasına duyulan öfkeyle başladı. Ancak kısa sürede yolsuzluk, otoriterleşme ve basın özgürlüğü gibi daha geniş sorunlara yöneldi. Gösterilere öncülük eden öğrenci grupları, tabandan gelen bir hareket olarak dikkat çekti ve geleneksel muhalefet partilerinden farklı bir dinamik oluşturdu. Vučić, artan baskıya yanıt olarak erken seçim kararı aldı. Seçim, Sırp İlerleme Partisi (SNS) ile öğrenci hareketi ve müttefikleri arasında bir güç sınamasına dönüştü.
Öğrenci hareketi, resmi olarak bir siyasi parti çatısı altında örgütlenmemiş olsa da, seçimlerde bağımsız adaylarla veya muhalefet ittifaklarıyla işbirliği yaparak parlamento dışından bir temsil arayışında. Hareketin en büyük avantajı, genç seçmen ve kentli orta sınıf arasında yarattığı umut. Ancak örgütsel deneyim eksikliği ve Vučić'in medya üzerindeki hakimiyeti, karşılaşacakları en büyük engeller olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Batı ile Rusya arasında denge
Sırbistan, Batı Balkanlar'ın en büyük ekonomisi ve aynı zamanda AB üyelik müzakerelerini yürüten bir ülke. Vučić, iktidarı boyunca Brüksel ile Moskova arasında denge politikası izledi; AB yanlısı adımlar atarken Rusya ile enerji ve siyasi bağları korudu. Erken seçim, bu dengeyi değiştirebilir. Öğrenci hareketi ve muhalefet, AB yanlısı ve reformist bir çizgi vaat ediyor; bu da Sırbistan'ın Batı'ya yakınlaşması anlamına gelebilir. Ancak Vučić'in seçimi kazanması halinde mevcut statükonun devamı ve Rusya ile ilişkilerin daha da güçlenmesi beklenir. Seçim sonucu, Kosova diyaloğu, bölgesel istikrar ve AB'nin genişleme politikası açısından da belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sırbistan'daki seçim, Türkiye'nin Balkanlar politikası açısından yakından izlenmeli. Türkiye, Sırbistan ile son yıllarda ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirdi; Vučić yönetimiyle kurulan diyalog, bölgede istikrarın korunması ve Türk yatırımlarının güvenliği açısından önemliydi. Olası bir iktidar değişikliği, Türkiye'nin Sırbistan ile ilişkilerinde yeni bir denge arayışını gerektirebilir. Öte yandan, öğrenci hareketinin AB yanlısı çizgisi, Türkiye'nin Batı Balkanlar'daki etkisini sınırlayabilir. Seçim sonucu ne olursa olsun, Türkiye'nin bölgedeki ekonomik varlığı ve siyasi diyaloğu, Sırbistan'ın dış politika yöneliminden bağımsız olarak korunmalı.