Singapur'un terör saldırılarına karşı toplumsal direncini artırmayı amaçlayan SGSecure hareketinin 10. yılında, yetkililer halkın psikolojik hazırlık düzeyini masaya yatırdı. İç Güvenlik Dairesi (ISD) ve İçişleri Bakanlığı'na bağlı psikologlarla yapılan görüşmelerde, saldırı anında ve sonrasında toplumun nasıl tepki vereceği, panik yönetimi ve dayanıklılık konuları ele alındı. Uzmanlar, Singapur gibi düşük suç oranına sahip bir ülkede bile terör tehdidinin gerçek olduğunu ve halkın buna zihinsel olarak hazırlanması gerektiğini vurguluyor.
SGSecure Hareketi ve Psikolojik Hazırlık
SGSecure, 2016 yılında başlatılan ve toplumun her kesimini terörle mücadelede aktif rol almaya teşvik eden bir ulusal program. Program kapsamında iş yerlerinde, okullarda ve mahallelerde farkındalık eğitimleri düzenleniyor; şüpheli durumların bildirilmesi ve saldırı anında yapılması gerekenler öğretiliyor. Ancak işin psikolojik boyutu, ilk yıllarda daha az konuşulan bir alandı. Son yıllarda ISD ve İçişleri Bakanlığı, psikologlarla iş birliği yaparak travma sonrası stres, panik kontrolü ve toplumsal dayanışma konularına odaklanıyor.
ISD psikologlarından Dr. Nur Aisyah (güvenlik nedeniyle tam kimliği açıklanmadı), CNA'ya yaptığı açıklamada, "Bir saldırı sonrası en büyük risk, toplumun kendi içine kapanması ve yanlış bilgilerin yayılmasıdır. Amacımız, insanların korkuya kapılmadan doğru davranış kalıplarını sergilemesini sağlamak" dedi. İçişleri Bakanlığı yetkilileri ise, son 10 yılda düzenlenen tatbikatlara 1 milyondan fazla kişinin katıldığını belirtiyor.
Uzmanlara göre, Singapur'da olası bir terör saldırısına karşı halkın en büyük eksikliği, "ilk 10 dakika" denilen kritik sürede ne yapacağını bilememesi. Çoğu kişi saldırı anında kaçmak ya da saklanmak yerine olay yerini terk etmeyip sosyal medyada canlı yayın yapma eğiliminde. Bu da hem kendi güvenliklerini riske atıyor hem de paniği artırıyor. Psikologlar, bu davranışın değiştirilmesi için sürekli eğitim ve simülasyonların şart olduğunu söylüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Singapur, Güneydoğu Asya'nın en önemli finans ve lojistik merkezi olması nedeniyle terör örgütlerinin hedef listesinde üst sıralarda yer alıyor. Özellikle 2016'da Endonezya'nın başkenti Jakarta'da düzenlenen ve IŞİD'in üstlendiği saldırı, bölgedeki tehdidin boyutunu gözler önüne sermişti. Singapur, bu saldırının ardından SGSecure'ü başlattı. 2023'te ise Malezya'da bir alışveriş merkezine yönelik planlanan saldırı, Singapur istihbaratının erken müdahalesiyle önlendi. Bu olay, tehdidin ne kadar canlı olduğunu gösterdi.
Asya-Pasifik bölgesinde terörizmle mücadelede iş birliği son yıllarda artmış durumda. Singapur, Endonezya, Malezya, Filipinler ve Tayland arasında istihbarat paylaşımı ve ortak tatbikatlar yapılıyor. Ancak uzmanlar, psikolojik hazırlık konusunda ülkeler arasında büyük farklar olduğunu belirtiyor. Örneğin Filipinler'de yıllardır süren çatışmalar nedeniyle halk daha tecrübeli, ancak Singapur gibi uzun süredir istikrar içinde olan ülkelerde bu tür bir tecrübe yok. Bu nedenle Singapur'un çabası, bölge için de bir model oluşturuyor.
Küresel ölçekte ise, Batılı ülkelerde son 20 yılda yaşanan saldırılar (11 Eylül, Londra, Paris, Brüksel) halkın psikolojik dayanıklılığını artırmaya yönelik programların önemini gösterdi. Singapur, bu ülkelerin deneyimlerinden ders çıkararak kendi modelini geliştiriyor. Ancak kültürel farklılıklar nedeniyle birebir kopyalamak yerine, kendi toplumsal yapısına uygun yöntemler benimsiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır terörle mücadele eden ve toplumsal travmaları derinden yaşamış bir ülke olarak Singapur'un psikolojik hazırlık çabalarını yakından takip etmeli. Özellikle PKK, DEAŞ ve FETÖ gibi örgütlerin saldırılarına maruz kalan Türkiye'de, halkın saldırı anında ve sonrasında nasıl davranacağı konusunda ciddi eksiklikler bulunuyor. Singapur'un SGSecure modeli, Türkiye için bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca, Singapur gibi stratejik bir Asya ülkesinin güvenlik yaklaşımını anlamak, Türkiye'nin Asya-Pasifik'e yönelik açılım politikaları açısından da değerli. Terörle mücadelede uluslararası iş birliğinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.