Singapur Merkez Bankası (MAS), yapay zeka alanındaki devasa yatırımların sürdürülebilirliğine ilişkin belirsizliğin, küresel büyüme ve finansal piyasalar için en büyük risklerden biri olduğu uyarısında bulundu. Banka, bu uyarıyı Orta Doğu'daki savaşın yeniden tırmanma riskiyle birlikte yayımladığı finansal istikrar raporunda dile getirdi. Raporda, teknolojik gelişmelerin üretkenliği artırma potansiyeline rağmen, yapay zeka altyapısına yapılan aşırı yatırımların değerleme kaynaklı bir düzeltme yaratabileceği ve bunun küresel finansal sisteme yayılabileceği belirtildi.
Yapay Zeka Yatırımları ve Küresel Piyasalara Etkisi
MAS'ın yayımladığı raporda, üretken yapay zeka teknolojilerine yapılan yatırımların son iki yılda katlanarak arttığı ve büyük teknoloji şirketlerinin bu alana yüz milyarlarca dolar akıttığı vurgulandı. Singapur merkez bankası yetkilileri, bu yatırımların mevcut ekonomik büyümeyi desteklediğini kabul etmekle birlikte, yatırım getirilerinin beklenen seviyede gerçekleşmemesi durumunda ciddi bir piyasa düzeltmesi yaşanabileceği konusunda uyardı. Raporda ayrıca, yapay zeka alanındaki gelişmelerin tedarik zincirlerinde ve işgücü piyasasında yaratacağı dönüşümün, merkez bankalarının para politikası stratejilerini de önemli ölçüde etkileyeceği ifade edildi. Bu durumun, özellikle gelişmiş ekonomilerde enflasyon baskılarını artırabileceği veya tam tersine deflasyonist etkiler yaratabileceği belirtildi.
MAS raporunda, yapay zeka yatırımlarındaki olası bir geri çekilmenin, özellikle teknoloji hisselerinde yoğunlaşan portföy yatırımcıları ve kurumsal fonlar için ciddi kayıplara yol açabileceği kaydedildi. Ayrıca, bu tür bir gelişmenin global bankacılık sistemi üzerindeki stresi artırabileceği ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını olumsuz etkileyebileceği ifade edildi. Raporda, likidite koşullarının daralması durumunda, özellikle ABD ve Avrupa'da teknoloji odaklı borsa endekslerinde hızlı düşüşlerin yaşanabileceği ve bunun da genel bir risk iştahının azalmasına yol açabileceği uyarısı yapıldı.
Orta Doğu Gerilimi ve Küresel Güvenlik Endişeleri
Raporda ikinci büyük risk olarak Orta Doğu'daki jeopolitik gerilimlerin yeniden alevlenmesi gösterildi. Bölgede son aylarda yaşanan çatışmaların, petrol fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceği ve bunun da küresel enflasyonu yeniden artırabileceği belirtildi. Singapur merkez bankası, çatışmanın tırmanması halinde enerji arz güvenliğinin tehlikeye girebileceğini ve bu durumun küresel tedarik zincirlerini sekteye uğratarak ekonomik toparlanmayı baltalayabileceğini ifade etti. Ayrıca, jeopolitik risklerin artması durumunda yatırımcıların güvenli liman varlıklarına yöneleceği, bunun da gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratacağı ve küresel borçluluk seviyelerini olumsuz etkileyeceği değerlendirmesinde bulunuldu.
MAS'ın değerlendirmesi, İslam İşbirliği Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların yaptığı açıklamalarla da örtüşüyor. Birçok ekonomist, Orta Doğu'daki istikrarsızlığın devam etmesi halinde, özellikle petrol ithalatçısı ülkelerin dış açıklarının genişleyeceğini ve bunun da küresel ekonomik büyümeyi yavaşlatacağını ifade ediyor. Küresel finansal istikrar açısından, yapay zekâ yatırımlarındaki ve jeopolitik risklerdeki bu iki başlıca tehdit, merkez bankalarının temkinli bir para politikası izlemesini zorunlu kılıyor. Özellikle gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemek zorunda kalması, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışlarına neden olabilir ve bu durum Türkiye gibi ülkelerin finansal koşullarını da olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yapay zekâ yatırımlarındaki olası bir küresel geri çekilmeden doğrudan etkilenebilecek gelişmekte olan ülkelerden biridir. Teknoloji ve dijital dönüşüm alanında önemli adımlar atan Türkiye, son yıllarda özellikle savunma sanayii ve yazılım sektörlerinde yapay zekâ uygulamalarına ilgi gösteriyor. Ancak küresel likidite koşullarındaki sıkılaşma, Türkiye'nin bu yatırımları finanse etme kapasitesini etkileyebilir. Ayrıca Orta Doğu'daki gerilim, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve bölgesel ticaret dinamiklerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, hem istikrarlı bir teknoloji finansmanı sağlamak hem de bölgesel istikrarsızlıklara karşı ekonomik direncini artırmak için yurtiçi tasarrufları ve yabancı yatırımcı güvenini destekleyici politikalar uygulamaya devam etmelidir.