Şili Maliye Bakanlığı, Salı günü yaptığı açıklamayla, yapısal bütçe dengesini 2030 yılına kadar sağlama hedefinden vazgeçtiğini duyurdu. Hükümet, ekonomik durgunlukla mücadele ederken vergi gelirlerindeki düşüş ve artan kamu harcamaları nedeniyle mali disiplin politikasını esnetmek zorunda kaldı. Maliye Bakanı Mario Marcel, bu kararın geçici olduğunu ve ekonominin toparlanmasının ardından tekrar denk bütçe hedefine dönüleceğini belirtti.
Gelişmenin arka planı
Şili, son yıllarda artan sosyal harcamalar ve pandemi sonrası toparlanma çabaları nedeniyle kamu borcunda ciddi bir artış yaşadı. 2023 itibarıyla kamu borcu GSYİH'nın %38'ine ulaşırken, mali açık da %2,5 civarında seyrediyor. Hükümet, 2022'de yapısal bütçe dengesini 2030'da sağlama hedefini koymuş ancak ekonomik büyümenin yavaşlaması ve bakır fiyatlarındaki dalgalanma nedeniyle bu hedefin gerçekçi olmadığı anlaşıldı. Marcel, "Mali disiplin önemli ancak ekonomik büyümeyi destekleyecek politikalar da uygulamalıyız. Bu nedenle hedefi ertelemek zorundayız" dedi. Uzmanlar, bu kararın Şili'nin kredi notu üzerinde baskı yaratabileceğini ancak kısa vadede büyümeyi destekleyeceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Şili'nin bu adımı, Latin Amerika'da mali disiplinin zayıfladığı bir dönemde atıldı. Brezilya ve Arjantin gibi ülkeler de yüksek enflasyon ve borç yüküyle boğuşurken, Şili'nin mali kuralını esnetmesi bölgede endişe yaratabilir. Uluslararası Para Fonu (IMF), gelişmekte olan ülkeleri mali disiplinden uzaklaşmamaları konusunda uyarırken, Şili yönetimi bu kararın geçici olduğunu vurguluyor. Küresel ölçekte ise, faiz oranlarının yüksek seyretmesi ve emtia fiyatlarındaki belirsizlik, Şili gibi bakır ihracatçısı ülkeleri olumsuz etkiliyor. Analistler, Şili'nin bu hamlesinin diğer gelişmekte olan ülkeler için de örnek teşkil edebileceğini, ancak her ülkenin koşullarının farklı olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Şili'nin mali hedefinden vazgeçmesi, benzer zorluklar yaşayan Türkiye için de önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye de yüksek enflasyon ve bütçe açığı ile mücadele ederken, mali disiplin politikalarının sürdürülebilirliği tartışılıyor. Şili'nin deneyimi, ekonomik durgunluk dönemlerinde mali kuralların esnetilmesinin kısa vadede rahatlama sağlasa da, uzun vadede kredi notu ve güvenilirlik üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin, kendi mali hedeflerini belirlerken bu tür uluslararası örnekleri dikkate alması ve sürdürülebilir bir mali yapı oluşturmak için yapısal reformlara ağırlık vermesi gerekiyor.