Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Yeni Delhi'de düzenlenen BRICS zirvesi kapsamında bir araya geldi. İki lider, 2024 yılından bu yana devam eden normalleşme sürecinde üçüncü kez yüz yüze görüştü. Xi, görüşmede "ortak kalkınma" hedefinin altını çizerken, Modi iki komşu arasındaki iş birliğinin bölgesel istikrar için taşıdığı öneme vurgu yaptı. Görüşme, uzun yıllar süren gerilimin ardından iki ülke arasındaki ilişkilerin kademeli olarak onarıldığı bir dönemece denk geldi.
Görüşmenin Arka Planı
Çin ve Hindistan, 2020 yılında Ladakh bölgesindeki Galwan Vadisi'nde yaşanan ve her iki taraftan da askerlerin hayatını kaybettiği çatışmanın ardından diplomatik ve askeri ilişkilerini büyük ölçüde dondurmuştu. Sınır hattında on binlerce askerin konuşlandığı bu dönemde, iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım akışı da sekteye uğradı. 2024 yılından itibaren ise çeşitli düzeylerde yapılan temaslar, karşılıklı güveni yeniden tesis etmeye yönelik adımlar olarak öne çıktı. Xi ve Modi'nin BRICS marjındaki buluşması, bu normalleşme çizgisinin en üst düzeyde teyit edildiği üçüncü görüşme olma özelliği taşıyor.
BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) zirvesi, çok kutuplu bir dünya düzeni arayışında olan ülkeler için önemli bir platform işlevi görüyor. Zirve kapsamında yapılan ikili görüşme, iki Asya devinin küresel yönetişim konularında da ortak hareket etme iradesini yansıtıyor. Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, iki liderin "karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde" ilişkileri ilerletme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Hindistan tarafından yapılan açıklamada ise sınır bölgelerinde barış ve sükûnetin korunmasının iki ülke arasındaki ilişkilerin temelini oluşturduğu ifade edildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Çin-Hindistan ilişkileri, yalnızca iki ülke için değil, tüm Asya-Pasifik bölgesi ve küresel ekonomi için kritik bir önem taşıyor. Dünyanın en kalabalık iki ülkesi, küresel imalat ve tedarik zincirlerinin merkezinde yer alıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi, gerilim dönemlerinde dahi yüksek seviyelerini korudu; ancak yatırım ve teknoloji transferi alanlarında belirgin bir düşüş yaşandı. Normalleşme süreci, bölgesel tedarik zincirlerinin çeşitlenmesi ve Asya'nın ekonomik entegrasyonu açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinleşmesi, ABD'nin Hint-Pasifik stratejisi ve Quad (ABD, Japonya, Avustralya, Hindistan) ittifakı açısından da dikkatle izleniyor. Hindistan'ın hem BRICS hem de Quad içinde yer alması, Yeni Delhi'nin çok yönlü dış politika anlayışının bir yansıması. Çin ile yakınlaşma, Hindistan'ın Batı ile olan ilişkilerini alternatif bir denge unsuru olarak kullanma stratejisinin parçası olarak okunabilir. Aynı şekilde Çin de Hindistan ile olan ilişkilerini, ABD'nin bölgedeki ittifak ağını dengeleme aracı olarak görüyor.
Sınır meselesi ise hâlâ çözülmüş değil. 2020'den bu yana sınır hattında gerginlik azalmış olsa da, iki ülke arasında 3.488 kilometrelik fiili kontrol hattı (LAC) boyunca askerden arındırılmış bölgelerin oluşturulması ve kademeli geri çekilme süreci devam ediyor. Uzmanlar, kalıcı bir barış için sadece askeri ayrışmanın değil, aynı zamanda güven artırıcı önlemlerin ve ekonomik iş birliğinin de gerekli olduğunu vurguluyor. Xi'nin "ortak kalkınma" vurgusu, tam da bu ihtiyaca işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem Çin hem de Hindistan ile dengeli ilişkiler geliştirmeye çalışan bir ülke olarak, bu normalleşme sürecini yakından takip ediyor. Asya'nın iki devi arasındaki iş birliğinin artması, Türkiye'nin Kuşak ve Yol Girişimi ile Orta Koridor projesi arasındaki bağlantısallık açısından yeni fırsatlar yaratabilir. Ayrıca, iki ülke arasındaki gerilimin azalması, küresel tedarik zincirlerinde istikrar sağlayarak Türkiye'nin ihracat pazarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Öte yandan, BRICS'in genişleme sürecinde Türkiye'nin olası bir üyelik başvurusu, Çin ve Hindistan'ın bu platformdaki tutumunu daha da önemli kılıyor. Ankara'nın çok kutuplu dünya düzenindeki yeri açısından, Pekin ve Yeni Delhi arasındaki diyalog kanallarının açık kalması stratejik bir değer taşıyor.