Pennsylvania Valisi Josh Shapiro (Demokrat), Pazar günü Başkan Donald Trump'ın Bağımsızlık Günü konuşmasının ardından yaptığı açıklamada, başkomutanın “kurucu babaların umduğundan çok daha fazla güç biriktirdiğini” söyledi. Shapiro, Trump'ın başkanlık yetkilerini Anayasa'nın öngördüğü sınırların ötesine taşıdığı yönündeki Demokrat eleştirilerine katıldı. Shapiro, Trump'ın Bağımsızlık Günü'nde yaptığı konuşmada “bölücü bir dil” kullandığını ve “ülkeyi birleştirmek yerine kutuplaştırdığını” belirtti. Vali, “Başkan, yürütme yetkisini kendi siyasi çıkarları için kullanıyor ve kurucu babaların korktuğu tiranlık benzeri bir güç merkezi oluşturuyor” dedi.
Gelişmenin arka planı
Shapiro'nun açıklamaları, Trump'ın 4 Temmuz'da Rushmore Dağı'nda yaptığı geleneksel Bağımsızlık Günü konuşmasının ardından geldi. Trump, konuşmasında “Amerikan tarihinin korunması” ve “yurtsever eğitim” vurgusu yapmış, protestocuları “aşırı sol” olarak nitelendirmişti. Konuşma, Demokratlar tarafından “karanlık ve korku dolu” olarak eleştirildi. Shapiro, özellikle Trump'ın yönetim kararnameleri ve Kongre'yi atlayarak uyguladığı politikaları hedef aldı. “Son yıllarda başkanın yetkilerini genişletme çabaları mahkemelerce defalarca durduruldu. Ancak bu, Trump'ın gücünü pekiştirme arzusunu azaltmadı” diye konuştu. Shapiro, ayrıca Trump'ın başsavcılık ve diğer kilit pozisyonlara atadığı isimlerin bağımsızlığını sorguladı.
Demokrat Parti içinde giderek artan bir endişe, Trump'ın ikinci bir dönemde “denetimsiz bir güç” kullanacağı yönünde. Shapiro, “Kurucu babalar, gücün tek bir elde toplanmasını önlemek için kuvvetler ayrılığı sistemini kurdu. Ancak Trump, bu sistemi aşındırıyor” dedi. Cumhuriyetçi cephede ise Shapiro'nun sözleri “abartılı” olarak nitelendirildi. Beyaz Saray sözcüsü, başkanın “halkın iradesini” temsil ettiğini savundu.
Bölgesel veya küresel boyut
Shapiro'nun bu çıkışı, yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde Demokratların Trump'a yönelik eleştirilerinin dozunu artırdığı bir döneme denk geldi. Anketler, seçmenlerin yarısından fazlasının Trump'ın yetkilerini aştığına inandığını gösteriyor. Trump'ın başkanlık yetkilerini genişletme çabaları yalnızca ABD iç siyasetini değil, uluslararası ittifakları da etkiliyor. Özellikle NATO'nun geleceği ve transatlantik ilişkiler, Trump'ın “yürütme gücü” doktrini ile sarsılıyor. Uzmanlar, Trump'ın “yürütme emri” ile uygulamaya koyduğu politikaların (örneğin seyahat yasakları, çevre düzenlemelerinin gevşetilmesi) uluslararası alanda tepki çektiğini vurguluyor. Ayrıca, ABD'nin müttefikleri, Trump'ın yeniden seçilmesi halinde daha öngörülemez bir yönetimle karşı karşıya kalabilecekleri endişesini taşıyor. Shapiro, “Dünya liderleri bize bakıyor. Güçlü bir anayasal sistemimiz var ama bu sistem bir kişinin hırsına kurban gidemez” dedi.
Shapiro'nun sözleri, ABD siyasetindeki mevcut kırılmayı ve kurumsal güven erozyonunu da yansıtıyor. Özellikle Yüksek Mahkeme'nin son kararlarında başkanın yürütme yetkilerini genişleten yorumlar yapması, Demokratları endişelendiriyor. Shapiro'nun bu uyarısı, olası bir “anayasa krizi” senaryosuna dikkat çekiyor. Uzun vadede, başkanlık gücünün sınırları konusundaki bu tartışma, ABD siyasetinin merkezinde kalmaya devam edecek gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de başkanlık yetkilerinin genişlemesi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu uluslararası sistemi doğrudan etkilemektedir. Güçlü bir yürütme, özellikle dış politikada daha öngörülemez kararlara yol açabilir. Trump döneminde Türkiye'ye yönelik yaptırım tehditleri ve Suriye politikasındaki ani değişimler, başkanlık gücünün sonuçlarını göstermiştir. Türkiye, ABD'deki kurumsal dengelerin korunmasını ve başkanın yetkilerinin anayasal sınırlar içinde kalmasını bir istikrar unsuru olarak görmektedir. Aksi halde, ABD'nin bölgesel angajmanları daha dalgalı hale gelebilir. Türk dış politikası açısından, ABD başkanının gücünün sınırlanması, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha öngörülebilir zeminde ilerlemesine katkı sağlayabilir.