ABD'de 5 Kasım 2024'te yapılacak ara seçimlere sadece 100 gün kaldı ve Demokratların Senato'daki çoğunluğu ele geçirme umutları, birkaç kritik eyaletteki yarışa kilitlenmiş durumda. Ancak analistlere göre, partinin en büyük önceliği Michigan'da elindeki koltuğu korumak; çünkü bu eyaletteki olası bir kayıp, Temsilciler Meclisi'ndeki dar çoğunluğa rağmen Senato'da muhalefette kalmalarına neden olabilir. Son kamuoyu yoklamaları, Başkan Joe Biden'ın onay oranındaki düşüşe rağmen Demokratların bazı yarışlarda öne geçtiğini gösteriyor. Peki, Demokratların Senato'yu kazanma ihtimali gerçekten ne kadar? İşte eyalet eyalet kritik analiz ve sürecin Türkiye'ye etkileri.
Kilit Eyaletlerdeki Yarış: Michigan, Nevada ve Pennsylvania
Demokratların Senato'da çoğunluğu kazanabilmesi için en az bir koltuğu elinde tutması ve Cumhuriyetçilerin elindeki bir koltuğu kazanması gerekiyor. Ancak bu yıl savunmasız durumdaki Demokrat senatörlerin sayısı, Cumhuriyetçilere kıyasla daha fazla. Michigan'da Debbie Stabenow'ın emekliliği sonrası koltuğu kazanmak isteyen Demokratlar, eski Temsilciler Meclisi üyesi Elissa Slotkin'i aday gösterdi. Slotkin, Cumhuriyetçi rakibi eski Temsilci Mike Rogers ile başa baş bir yarış içinde. Nevada'da ise Demokrat Senatör Jacky Rosen, eski şerif Joe Lombardo'nun zorlu mücadelesiyle karşı karşıya. Pennsylvania'da ise Demokrat Senatör Bob Casey Jr., Cumhuriyetçi aday Dave McCormick ile yarışıyor ve anketler Casey'nin hafif önde olduğunu gösteriyor.
Ancak asıl sürpriz, Ohio ve Montana gibi geleneksel olarak Cumhuriyetçi eğilimli eyaletlerde Demokratların umutlu olması. Ohio'da Demokrat Senatör Sherrod Brown, Cumhuriyetçi aday Bernie Moreno'ya karşı yarışıyor ve eyaletin eski Başkan Donald Trump'a verdiği desteğe rağmen Brown, sendikaların ve işçi sınıfının desteğini arkasına alarak anketlerde önde görünüyor. Montana'da ise Demokrat Senatör Jon Tester, Cumhuriyetçi aday Tim Sheehy ile kıyasıya bir mücadele veriyor. Bu iki eyalette alınacak olası zaferler, Demokratların çoğunluğu kazanması için kritik önem taşıyor.
Uzmanlar, Demokratların şansını %60-65 arasında değerlendiriyor. Ancak bu oran, Başkan Biden'ın ekonomik performansı ve enflasyonun seyrine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Seçimlere 100 gün kala, Demokrat Parti'nin mesajı, ekonomik iyileşme ve sosyal haklar üzerine odaklanmış durumda. Cumhuriyetçiler ise göçmenlik ve suç oranlarındaki artışı öne çıkararak seçmeni kendi tarafına çekmeye çalışıyor.
Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Etkisi: Ukrayna ve Orta Doğu
Senato'nun hangi partinin kontrolüne geçeceği, yalnızca iç politikayı değil, aynı zamanda ABD'nin dış politikasını da derinden etkileyecek. Özellikle Ukrayna'ya yapılan askeri yardım paketleri, Kongre'deki onay süreçlerinde kilitlenmiş durumda. Demokratlar Senato'da çoğunluğu kazanırlarsa, Başkan Biden'ın Ukrayna'ya yönelik desteği daha da güçlenecek. Ancak Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu bir Senato, bu yardımları kısabilir veya koşullara bağlayabilir. Aynı şekilde, İsrail-Filistin çatışması ve İran'la nükleer müzakereler gibi konularda da Senato'nun tutumu belirleyici olacak.
Öte yandan, Çin ile artan rekabet, ticaret politikaları ve teknoloji yaptırımları da Senato'nun gündeminde üst sıralarda yer alacak. Demokratların çoğunlukta olduğu bir Senato, Çin'e karşı daha sert bir tutum sergileyebilirken, Cumhuriyetçiler ekonomik çıkarları ön planda tutabilir. Bu durum, küresel tedarik zincirlerini ve dünya ekonomisini doğrudan etkileyecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda Demokratların daha iddialı adımlar atması bekleniyor; ancak Cumhuriyetçiler bu politikaları engelleyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Senato seçimlerinin sonucu, Türkiye-ABD ilişkilerini doğrudan etkileyebilecek bir gelişme olarak izlenmeli. Demokratların Senato'da güçlenmesi, Türkiye'ye yönelik insan hakları ve hukuk alanındaki eleştirilerin artmasına neden olabilirken, Cumhuriyetçiler daha çok savunma ve ticaret odaklı bir yaklaşım sergileyebilir. Özellikle F-16 satışı ve S-400 meselesi gibi konular, Kongre'deki dengelere bağlı olarak yeniden gündeme gelebilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Yunanistan ile yaşanan gerilimler, ABD'nin Senato'daki tutumuna göre şekillenebilir. Bu nedenle, Ankara'nın seçim sürecini yakından izlemesi ve iki partiyle de dengeli bir diyalog geliştirmesi stratejik önem taşıyor.