Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer (New York), Perşembe günü Başkan Donald Trump'ın iki partili Seçim Yardım Komisyonu (EAC) üyelerini görevden alma kararına sert tepki gösterdi. Schumer, Trump'ı 'seçimlerimizi ele geçirmeye yönelik pervasız bir girişim' ile suçladı. Demokrat lider, yaptığı açıklamada, 'Donald Trump, Cumhuriyetçilerin seçim sürecini devralması gerektiğini söyledi ve şimdi de tam olarak bunu yapıyor. Bağımsız seçim gözetimini baltalamak, demokrasimize yönelik doğrudan bir saldırıdır' ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
Başkan Trump, Çarşamba günü EAC'nin üç üyesinden ikisini, görev süreleri dolmadan görevden aldı. Komisyon, 2002 tarihli Oy Hakkı Yasası kapsamında kurulmuş olup, seçim güvenliği standartlarını belirlemek ve eyaletlere teknik yardım sağlamakla yükümlüdür. Uzmanlara göre, bu hamle Trump'ın 2020 seçimlerinde yenilgisini kabul etmemesi ve seçim sistemine duyduğu güvensizliğin bir yansıması. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, görevden almaların 'performans sorunları' nedeniyle gerçekleştiği savunulsa da, Demokratlar bu gerekçeyi 'asılsız' olarak nitelendiriyor.
EAC, federal seçimlerde kullanılan oy verme makineleri için sertifikasyon süreçlerini denetliyor ve eyaletlere seçim güvenliği konusunda rehberlik sağlıyor. Trump'ın bu son müdahalesi, özellikle 2024 başkanlık seçimlerine hazırlanılırken, seçim sürecine siyasi müdahale endişelerini artırdı. Temsilciler Meclisi Demokratları da, konuyu soruşturmak için harekete geçtiklerini duyurdu.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda küresel demokrasi algısını da etkiliyor. ABD, uzun yıllardır dünya genelinde seçim güvenliği ve demokratik standartlar konusunda öncü rol oynarken, Trump yönetiminin bu adımı müttefikler arasında endişe yarattı. Özellikle Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın derinleşmesinin ittifakın güvenilirliğini zedeleyebileceği konusunda uyarılarda bulundu. Rusya ve Çin gibi rakip ülkeler ise, ABD'deki bu tür iç çalkantıları kendi çıkarları için fırsat olarak görebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin seçim güvenliği konusundaki bu iç tartışması, Türkiye'nin dış politikasını doğrudan etkilemese de, küresel demokrasi söylemleri açısından önemli bir gösterge. ABD'nin seçim sürecine siyasi müdahale algısı, Ankara'nın Washington'a yönelik 'çifte standart' eleştirilerini güçlendirebilir. Ayrıca, Trump'ın seçim sistemine yönelik hamleleri, Türkiye'nin kendi seçim güvenliği politikalarının uluslararası meşruiyetini sorgulayan ülkelere karşı elini güçlendirebilir. Bununla birlikte, ABD'deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir belirsizlik unsuru olarak değerlendirilebilir.