ABD merkezli yatırım danışmanlığı Schonfeld Strateji, başkanlık seçimlerinde aday John Burnham'ın galip gelmesi halinde tahvil piyasalarında belirgin bir faiz artışı yaşanabileceği uyarısında bulundu. Firmanın baş stratejisti gözetiminde hazırlanan raporda, Burnham yönetiminin agresif mali genişleme ve korumacı ticaret politikalarının enflasyonu yeniden tetikleyebileceği, bunun da ABD Merkez Bankası'nı (Fed) faiz artırma döngüsüne zorlayacağı ifade ediliyor. Özellikle 10 yıllık Hazine tahvili getirilerinin yüzde 5,5 seviyesinin üzerine çıkabileceği tahmin ediliyor. Bu durum, küresel piyasalarda dalgalanmaya ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde baskı yaratabilir.
Gelişmenin Arka Planı: Burnham'ın Politikaları Piyasaları Neden Tedirgin Ediyor?
John Burnham, seçim kampanyasında büyük vergi indirimleri, altyapı harcamalarında dramatik artış ve Çin başta olmak üzere ticaret ortaklarına yönelik sert gümrük vergileri vaat ediyor. Schonfeld analistleri, bu politikaların bütçe açığını derinleştireceğini ve ithalat maliyetlerini yukarı çekerek enflasyonist baskı oluşturacağını belirtiyor. Mevcut Fed Başkanı'nın görev süresinin sona ermesiyle birlikte Burnham'ın daha güvercin bir ismi atayabileceği spekülasyonları da olsa da, firma enflasyonun kontrolden çıkması durumunda Fed'in bağımsızlığını koruyarak faizleri yükseltmek zorunda kalacağını savunuyor.
Raporda ayrıca, Burnham'ın zaferinin jeopolitik gerilimleri artırabileceği, özellikle Çin ile ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesinin tedarik zincirlerini bozabileceği ve emtia fiyatlarında yeni bir yükseliş dalgasına yol açabileceği vurgulanıyor. Bu senaryoda, ABD tahvillerine olan güvenin azalmasıyla faizlerin hızla yükselebileceği ve bunun mortgage piyasalarında krize, şirket iflaslarına neden olabileceği uyarısı yapılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Etkiler Sadece ABD ile Sınırlı Kalmayacak
ABD tahvil faizlerindeki ani bir yükseliş, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarını hızlandırabilir. Türkiye gibi yüksek dış borçlu ve cari açık veren ekonomiler, dolar cinsinden borçlanma maliyetlerinin artmasıyla karşı karşıya kalabilir. Aynı zamanda, güçlü dolar gelişmekte olan ülke para birimlerini baskılayarak enflasyonu ithal etmelerine neden olabilir. Avrupa Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası da ABD faiz artışlarına uyum sağlamak için kendi politikalarını sertleştirmek zorunda kalabilir, bu da küresel büyümeyi yavaşlatabilir. Schonfeld, bu senaryonun özellikle 2025 yılı başında belirginleşebileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye ekonomisi için doğrudan risk oluşturuyor. ABD faizlerindeki yükselme, Türk lirası üzerinde baskıyı artırabilir ve Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını zorlaştırabilir. Ayrıca, küresel ticaretteki korumacı eğilimler Türkiye'nin ihracat pazarlarını daraltabilir. Ancak Türkiye'nin son dönemde uyguladığı sıkılaşma politikaları ve rezerv birikimi, bu tür dış şoklara karşı bir miktar tampon sağlamış görünüyor. Yine de, Schonfeld raporu, Türk yetkililerin olası bir Burnham zaferine karşı hazırlıklı olması gerektiğini gösteriyor.