Ukrayna'dan Lübnan'a, Gazze'den Sudan'a kadar birçok çatışma bölgesinde hastanelere ve sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar, uluslararası toplumun cezasızlık kültürü nedeniyle artık rutin hale geldi. The Guardian'ın analizine göre, savaşın temel kuralları olarak kabul edilen ve sağlık tesislerini koruyan Cenevre Sözleşmeleri'ne saygı, son yıllarda ciddi şekilde aşındı. Çatışmalarda sağlık personelinin hedef alınması, yalnızca insani bir trajedi değil, aynı zamanda uluslararası hukukun temel ilkelerinin çöküşünün bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Uluslararası Hukukun Zayıflayan Koruması
Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokoller, savaş sırasında hastaneler, ambulanslar ve sağlık personeli için özel koruma öngörüyor. Ancak son dönemde bu korumaların pratikte karşılığı kalmadığı görülüyor. Ukrayna'da Rus güçlerinin savaşın başlangıcından bu yana yüzlerce sağlık tesisini hedef aldığı belgelenirken; Gazze'de İsrail'in hastanelere yönelik saldırıları, Şifa Hastanesi örneğinde olduğu gibi uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu. Lübnan'da ise İsrail'in Hizbullah'a yönelik operasyonlarında sağlık altyapısının zarar gördüğü rapor ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2023 yılında dünya genelinde sağlık tesislerine yönelik 1.500'den fazla saldırı kaydetti; bu rakam, önceki yıllara göre belirgin bir artışa işaret ediyor.
Saldırıların cezasız kalması, uluslararası toplumun bu konudaki iradesizliğini de gözler önüne seriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) bazı davalarda savaş suçu iddialarını araştırsa da, büyük güçlerin çıkarları söz konusu olduğunda yargılamaların önü tıkanıyor. Örneğin, Gazze'deki saldırılarla ilgili olarak İsrail'in UCM'ye üye olmaması ve ABD'nin müttefiklerini koruma eğilimi, bu suçların faillerinin adalet önüne çıkarılmasını engelliyor. Bu durum, saldırganları caydırma işlevini ortadan kaldırıyor ve 'cezasızlık kültürü'nü besliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İnsani Hukukun Geleceği Tehlikede
Bu tablo, yalnızca çatışma bölgelerindeki insanları değil, aynı zamanda uluslararası insani hukukun geleceğini de tehdit ediyor. Hastanelerin hedef alınması, çatışmanın tarafları arasında bir 'norm kayması' yaratıyor; savaşın kurallarına uyan devletler bile misilleme endişesiyle bu ilkeleri göz ardı etmeye başlayabilir. Örneğin, Ukrayna'da Rus saldırılarına maruz kalan Kiev yönetimi, kendi sağlık tesislerini savunmak için askeri önlemler almak zorunda kalıyor ve bu da sivil-asker alanları arasındaki ayrımı bulanıklaştırıyor.
Öte yandan, teknolojinin savaşta kullanımı da bu sorunu derinleştiriyor. İHA'lar ve akıllı bombaların yaygınlaşması, hedef seçiminde hataları artırırken, saldırıların izinin sürülmesini zorlaştırıyor. Sivillerin ve sağlık altyapısının korunmasına yönelik uluslararası mekanizmalar ise gerek siyasi çıkmazlar gerekse fon yetersizliği nedeniyle etkisiz kalıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) gibi kuruluşlar, bu saldırıların belgelenmesine rağmen hesap verebilirliğin sağlanamamasının, mağdurlar için adaletsizlik yarattığı kadar gelecekteki çatışmalar için de tehlikeli bir emsal oluşturduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin dış politikası ve güvenliği açısından önemli çıkarımlar içeriyor. Türkiye, özellikle Suriye ve Irak'ta yürüttüğü sınır ötesi operasyonlarda sivil kayıpların ve sağlık tesislerinin zarar görmemesi için azami hassasiyet gösterdiğini sıklıkla vurguluyor. Ancak uluslararası hukukun bu kadar yaygın şekilde ihlal edilmesi, Türkiye'nin kendi güvenlik kaygılarıyla insani hukuk ilkeleri arasında denge kurmasını zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Gazze'ye yönelik insani yardımları ve diplomatik girişimleri, uluslararası alanda sağlık altyapısının korunması konusundaki duruşunu güçlendirse de, cezasızlık kültürünün devam etmesi, bölgesel istikrarı olumsuz etkileyebilir ve Türkiye'nin komşularındaki krizlere müdahale kapasitesini zorlayabilir. Bu nedenle Türkiye'nin uluslararası platformlarda hesap verebilirlik mekanizmalarının güçlendirilmesi yönündeki çağrıları desteklemesi, hem insani değerler hem de kendi çıkarları açısından önem taşıyor.