Batı Afrika kıyılarından Meksika Körfezi'ne kadar uzanan devasa bir sargassum deniz yosunu patlaması, plajları istila ederek kıyı ekosistemlerini ve yaban hayatını tehdit ediyor. Ancak bilim insanları, yüzen alglerin aynı zamanda geniş bir okyanus canlısı yelpazesine barınak sağladığını keşfetti ve bazı çevreler şimdi bu türün korunması çağrısında bulunuyor. Yale Çevre 360 (E360) dergisinin haberine göre, Atlantik Okyanusu'nda her yıl tekrarlanan bu olağanüstü olay, deniz ekosistemi ve kıyı ekonomileri üzerindeki çift yönlü etkisiyle bilim dünyasında tartışma yaratıyor.
Devasa Yosun Kuşağının Anatomisi
Sargassum, normalde Karayipler ve Sargasso Denizi'nde doğal olarak bulunan bir kahverengi alg türü. Ancak son on yılda, küresel ısınma, okyanus sıcaklıklarındaki artış ve tarımsal gübre akıntılarındaki azot-fosfor yükü nedeniyle bu yosunların biyokütlesi kontrolden çıkmış durumda. Uydu görüntüleri, 2011'den bu yana her yıl ilkbahar ve yaz aylarında Atlas Okyanusu'nda yaklaşık 8.000 kilometre uzunluğunda bir "Büyük Sargassum Kuşağı" oluştuğunu gösteriyor. Bu kuşak, Batı Afrika kıyılarından başlayıp Brezilya ve Karayipler üzerinden Meksika Körfezi'ne kadar uzanıyor.
Yosunlar karaya vurduğunda çürümeye başlıyor ve hidrojen sülfür gazı salarak hem keskin bir koku yayıyor hem de plajları kahverengi bir battaniye gibi kaplıyor. Bu durum, deniz kaplumbağalarının yuvalama alanlarını yok ediyor, balıkçı ağlarını tıkıyor ve turizm gelirlerine darbe vuruyor. Özellikle Karayip adaları, Meksika'nın Quintana Roo sahilleri ve Florida kıyılarında temizlik maliyetleri milyonlarca doları buluyor.
Bilimsel Keşif: Yüzen Bir Vaha
Öte yandan, son yıllarda yapılan araştırmalar sargassumun okyanus ortasında adeta yüzen bir vaha işlevi gördüğünü ortaya koydu. Uluslararası bir bilim ekibinin 2022'de yayımladığı çalışmaya göre, bu alg kütleleri yavru deniz kaplumbağaları, ton balıkları, yılan balıkları ve 100'den fazla balık türü için kritik bir barınak sağlıyor. Ayrıca küçük kabuklular ve planktonlarla beslenen genç deniz canlıları için bir beslenme alanı oluşturuyor. Bazı deniz kuşları da bu yüzen adacıkları dinlenme noktası olarak kullanıyor.
Bilim insanları, sargassumun aynı zamanda karbon tutumu açısından da önemli olabileceğini belirtiyor. Yüzen algler fotosentez yaparak atmosferdeki karbondioksiti emiyor; öldüklerinde ise bir kısmı derin denizlere çökerek karbonu uzun süre hapsedebiliyor. Bu nedenle bazı araştırmacılar, sargassumun iklim değişikliğiyle mücadelede bir "mavi karbon" kaynağı olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak bu sürecin ne kadar etkili olduğu henüz net değil.
Tehdit ve Koruma Arasındaki İnce Çizgi
Ne var ki, sargassumun aşırı çoğalması ekosistem dengesini bozuyor. Karaya vuran yosunlar çürürken oksijen tüketiyor ve kıyı sularında hipoksiye (oksijen yetersizliği) yol açarak deniz canlılarının ölümüne neden olabiliyor. Ayrıca istilacı türlerin taşınmasına aracılık ederek yerel biyoçeşitliliği tehdit ediyor. Bazı bilim insanları, sargassumun korunması gerektiğini savunurken, bir yandan da kontrolsüz büyümesinin engellenmesi için uluslararası işbirliği çağrısı yapıyor. Öneriler arasında açık denizlerde toplanarak biyoyakıt veya gübre olarak kullanılması, ancak bunun ekosisteme zarar vermeyecek şekilde yapılması yer alıyor.
Karayipler'de bazı ülkeler, sargassumu ekonomiye kazandırmak için pilot projeler yürütüyor. Örneğin Barbados ve Meksika'da yosunları biyogaz ve kozmetik ürünlere dönüştüren tesisler kuruldu. Fakat bu girişimler henüz istilayla başa çıkacak ölçekte değil. Bilim insanları, sorunun kökeninde iklim değişikliği ve okyanus kirliliği olduğunu vurgulayarak, çözümün de bu küresel sorunlarla mücadeleden geçtiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sargassum istilası doğrudan Türkiye kıyılarını etkilemese de, Akdeniz'de benzer alg patlamaları ve müsilaj sorunuyla karşı karşıya olan Türkiye için önemli dersler içeriyor. Akdeniz, iklim değişikliğine karşı en hassas denizlerden biri; sıcaklık artışı ve kirlilik, zararlı alg çoğalmalarını tetikleyebiliyor. Türkiye, 2021'de Marmara Denizi'nde yaşanan müsilaj felaketini hatırlayarak, deniz ekosistemlerini korumaya yönelik politikalarını güçlendirmeli. Ayrıca sargassumun biyoyakıt potansiyeli, Türkiye'nin enerji çeşitliliği hedefleri için ilham kaynağı olabilir. Uluslararası deniz koruma anlaşmalarına aktif katılım, Türkiye'nin çevre diplomasisinde etkinliğini artıracaktır.