Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, Şam'ın İsrail ile bir güvenlik anlaşmasına varmak için çalıştığını, Lübnan'la da benzer bir düzenleme üzerinde görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Şara'nın bu açıklaması, iç savaşın ardından yeniden yapılanma sürecindeki Suriye'nin dış politikasında yeni bir döneme işaret ediyor. Devlet başkanı, komşu ülkelerle ilişkileri normalleştirme ve bölgesel istikrarı sağlama önceliğini vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Ahmed eş-Şara, 2024 yılı sonunda Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından geçici hükümetin başına geçmiş, ardından yapılan seçimle cumhurbaşkanı olmuştu. Yeni yönetim, iç savaşın yaralarını sararken uluslararası toplumla yeniden ilişki kurma çabasında. İsrail ile güvenlik anlaşması fikri, Suriye'nin güney sınırındaki Golan Tepeleri ve İsrail'in zaman zaman düzenlediği hava saldırıları gibi hassas konuları kapsıyor.
Şara, başkent Şam'da yaptığı açıklamada, "İsrail ile kapsamlı bir güvenlik anlaşması için diplomatik kanallardan temaslarımız sürüyor. Lübnan ile de sınır güvenliği ve istikrar konusunda ortak bir anlayış geliştirmeye çalışıyoruz" dedi. Açıklamalarda, anlaşmanın kapsamı ve zamanlamasına dair ayrıntı verilmezken, Şara'nın bu söylemi bölgesel aktörler tarafından dikkatle izleniyor.
Lübnan ile sınırda yaşanan gerginlikler ve mülteci krizi, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesini zorlaştıran başlıca etkenler arasında. Suriye'deki yeni yönetim, Lübnan Hizbullah'ı ile de ilişkilerini yeniden düzenlemek zorunda. Hizbullah, Esad döneminde Suriye'de askeri varlık göstermiş, fakat yeni yönetim bu grupların silahsızlandırılmasını ve devlet otoritesinin tesis edilmesini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suriye'nin İsrail ile güvenlik anlaşması arayışı, Orta Doğu'daki güç dengelerini yakından ilgilendiriyor. İsrail, uzun yıllardır Suriye topraklarında İran ve Hizbullah'ın askeri varlığına karşı hava operasyonları düzenliyordu. Yeni Suriye yönetiminin İran etkisini azaltma eğilimi, İsrail ile olası bir uzlaşmanın önünü açabilir. Ancak Golan Tepeleri'nin statüsü ve su kaynakları gibi konular anlaşmanın en zorlu başlıkları arasında.
Rusya, İran ve Türkiye gibi bölgesel güçlerin Suriye'deki çıkarları, Şara'nın bu hamlesini karmaşıklaştırıyor. Moskova, Suriye'deki askeri üslerini korumak isterken; Tahran, yıllardır desteklediği Esad rejiminin yıkılmasıyla bölgedeki nüfuzunu kaybetmiş durumda. Türkiye ise Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG'ye karşı güvenlik önlemleri almayı sürdürüyor ve yeni yönetimle ilişkilerini olumlu bir çizgide geliştirmeye çalışıyor.
ABD ve Avrupa Birliği, Suriye'ye yönelik yaptırımların kaldırılması konusunda yeni yönetimin somut adımlar atmasını bekliyor. Şara'nın İsrail ve Lübnan ile güvenlik anlaşması çabaları, Batılı ülkeler nezdinde Suriye'nin meşruiyetini artıracak bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu çerçevede, Suriye'nin yeniden inşası için gerekli uluslararası fonun sağlanması da kolaylaşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'nin İsrail ve Lübnan ile güvenlik anlaşması arayışı, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından kritik bir gelişme. Türkiye, uzun süredir Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasi istikrarını savunuyor; ancak İsrail ile yapılacak bir anlaşma, Ankara'nın Orta Doğu'daki denklemlerini etkileyebilir. Türkiye'nin, İsrail ile ilişkileri son yıllarda inişli çıkışlı bir seyir izliyor; Suriye'nin bu adımı, Ankara'yı da yeni bir diplomatik sürecin parçası olmaya zorlayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki terör örgütü PKK/YPG'ye yönelik güvenlik kaygıları, bu anlaşmanın kapsamına bağlı olarak artabilir veya azalabilir. Ankara'nın Şam ile normalleşme sürecini hızlandırması, bölgesel istikrar açısından önem taşıyor.