Birleşik Krallık'ta yayımlanan yeni bir araştırma, üniversite eğitiminin ekonomik getirisinin bölümden bölüme büyük farklılıklar gösterdiğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, sanat, beşeri bilimler ve sosyal bilimler mezunları, iş hayatına atıldıklarında hiç üniversiteye gitmemiş akranlarından daha düşük kazanç elde ediyor. Çalışma, Birleşik Krallık hükümeti için eğitim yatırımı ve işgücü planlaması açısından önemli soruları gündeme getiriyor.
Gelişmenin arka planı: Eğitimin ekonomik getirisi tartışması
Londra Üniversitesi'ne bağlı Eğitim Enstitüsü tarafından yapılan araştırma, 30 yaşındaki bireylerin kazanç verilerini analiz etti. Sonuçlar, tıp, diş hekimliği, ekonomi ve mühendislik gibi yüksek getirili alanların mezunlarının, üniversite mezunu olmayanlara kıyasla önemli ölçüde daha fazla kazandığını gösterirken, sanat ve beşeri bilimler bölümlerinde durumun tersine döndüğünü ortaya koydu.
Örneğin, yaratıcı sanatlar ve tasarım bölümleri mezunlarının ortalama yıllık kazancı 28 bin sterlin seviyesinde kalırken, üniversiteye gitmeyenlerin ortalaması 30 bin sterlin civarında. Beşeri bilimler mezunlarının kazancı ise 32 bin sterlin ile yine bu ortalamanın altında seyrediyor. En yüksek kazancı elde eden tıp fakültesi mezunlarının yıllık ortalaması ise 70 bin sterline yaklaşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Eğitim politikalarına etkisi
Bu veriler, özellikle yükseköğretimin kitleselleştiği ve öğrenci borçlarının arttığı bir dönemde, eğitimin sadece bireysel bir yatırım değil, aynı zamanda bir kamu politikası alanı olduğunu hatırlatıyor. Birleşik Krallık'ta üniversite harçlarının yıllık 9 bin 250 sterlin olması, öğrencileri ve ailelerini hangi bölümün daha iyi bir yatırım olduğu konusunda daha seçici davranmaya itiyor.
Araştırma ayrıca, kadınların erkeklerle eşit eğitim seviyelerinde dahi daha düşük kazandığını, etnik kökenin de kazanç üzerinde bağımsız bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Bu durum, sosyal eşitsizliklerin eğitim yoluyla azaltılması hedefini sorgulatıyor. Diğer ülkelerde de benzer tartışmalar yaşanıyor; Almanya'da mesleki eğitimin güçlendirilmesi, Fransa'da beşeri bilimler bölümlerinin kontenjanlarının düşürülmesi gibi önlemler alınıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de üniversite sayısının hızla arttığı son yıllarda, benzer bir eğilim gözlemleniyor. Sanat ve beşeri bilimler bölümleri mezunları işsizlik veya düşük gelir sorunuyla karşı karşıya kalırken, mühendislik ve sağlık alanlarındaki beyin göçü endişe yaratıyor. Bu çalışma, Türkiye'nin eğitim politikalarında, sadece üniversite kontenjanlarını değil, aynı zamanda bölümlerin işgücü piyasasıyla uyumunu da yeniden değerlendirmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayrıca, özellikle genç istihdamı teşvik eden programların, yükseköğretim kadar mesleki eğitimi de kapsaması gerektiği ortaya çıkıyor.