California Eyalet Senatörü Scott Wiener (Demokrat) ile San Francisco Supervizörü Connie Chan (Demokrat), eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin (Demokrat, Kaliforniya) desteğini alan Chan’ın, Kasım ayında emekli olan Pelosi’nin San Francisco’yu temsil eden koltuğu için kıyasıya bir yarışa girmesi bekleniyor. Decision Desk HQ’nun tahminlerine göre, Wiener ve Chan, 5 Kasım 2024’te yapılacak genel seçimde birbirlerine rakip olacak. Bu yarış, Kaliforniya’nın 11. Kongre Bölgesi’nde gerçekleşecek ve Demokrat Parti’nin iç çekişmelerine sahne olacak.
Gelişmenin arka planı
Pelosi, 1987’den beri temsil ettiği bu koltuktan emekli olma kararını 2023’ün sonlarında açıklamıştı. 84 yaşındaki Pelosi, bu hamleyle genç nesillere yol vermek istediğini belirtmişti. Ancak onun desteğini alan Chan, bu yarışta ilerici kanadın temsilcisi olarak öne çıkıyor. Chan, San Francisco Board of Supervisors’da görev yapıyor ve özellikle konut politikaları, evsizlikle mücadele ve iklim değişikliği konularında çalışmalarıyla tanınıyor. Öte yandan Wiener, eyalet senatosunda LGBTQ+ hakları, uyuşturucu politikası ve ulaşım altyapısı gibi konularda yasalar çıkarmış bir isim. İki aday da Demokrat Parti’nin farklı kanatlarını temsil ediyor: Chan daha solcu, Wiener ise merkez sol çizgide.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu seçim, sadece San Francisco için değil, ulusal düzeyde de Demokrat Parti’nin geleceği açısından önem taşıyor. Parti içinde ilerici kanat ile merkezci kanat arasındaki mücadele, bu yerel yarışta da kendini gösteriyor. Pelosi’nin desteği, Chan’a önemli bir avantaj sağlasa da Wiener’in eyalet çapındaki tanınırlığı ve bağış toplama kabiliyeti onu güçlü bir rakip yapıyor. Ayrıca bu yarış, ABD’nin en liberal şehirlerinden birinde bile Demokratlar arasındaki ideolojik ayrışmaların ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor. Seçim sonuçları, ilerici hareketin yükselişi veya gerilemesi açısından da bir gösterge olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu yerel seçim, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, ABD’deki Demokrat Parti içi dinamiklerin anlaşılması açısından önemlidir. Parti içi ilerici kanadın güçlenmesi, ABD’nin dış politikasında daha idealist ve insan hakları odaklı bir çizgiyi teşvik edebilir. Bu durum, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde özellikle insan hakları ve demokrasi konularında daha fazla eleştiriye maruz kalmasına yol açabilir. Ancak merkezci kanadın ağır basması, daha pragmatik bir ilişkinin devamını sağlayabilir. Dolayısıyla bu yarış, ABD’nin gelecekteki Türkiye politikasına dair ipuçları verebilir.