San Francisco Başpiskoposluğu, katolik kilisesinde görevli personel tarafından cinsel istismara uğrayan 316 kişiyle toplam 395 milyon dolar tutarında bir uzlaşma anlaşmasına vardı. Anlaşma şartlarına göre San Francisco Başpiskoposu Salvatore Cordileone, her bir mağdura kişisel olarak özür mektubu yazmayı taahhüt etti. Uzlaşma, 2020 yılında Kaliforniya'da çıkarılan ve istismar mağdurlarının çocuklukta maruz kaldıkları istismar için yetişkinlikte dava açabilmelerine olanak tanıyan yasanın ardından gelen bir dizi davayı sonuçlandırıyor.
Kilisenin yıllara yayılan sorumluluğu
San Francisco Başpiskoposluğu, 1950'lerden 2010'lara kadar uzanan bir dönemde, kiliseye bağlı okullar, yetimhaneler ve cemaatlerde görev yapan rahip ve diğer personelin cinsel istismar iddialarıyla karşı karşıya kaldı. Mağdurların avukatları, Kilise yönetiminin uzun yıllar boyunca istismarı örtbas ettiğini ve failleri koruduğunu savundu. 395 milyon dolarlık anlaşma, Amerika Birleşik Devletleri'nde bir başpiskoposluk tarafından ödenen en yüksek tazminatlardan biri olarak kayıtlara geçti. Anlaşmanın finansmanı, başpiskoposluğun elindeki gayrimenkullerin satışı ve sigorta ödemeleriyle sağlanacak.
Başpiskopos Cordileone, yaptığı açıklamada "Bu anlaşma, Kilise'nin geçmişteki hatalarını kabul etme ve mağdurların acılarını bir nebze olsun hafifletme yönünde atılmış önemli bir adımdır. Ancak hiçbir para, yaşanan acıları tam anlamıyla telafi edemez. Biz, daha şeffaf ve hesap verebilir bir kilise olma yolunda ilerlemeye kararlıyız" ifadelerini kullandı. Mağdurların avukatları ise anlaşmayı "tarihi bir zafer" olarak nitelendirirken, uzlaşmanın diğer başpiskoposluklar için de emsal teşkil edebileceğini belirtti.
Küresel boyutta Katolik Kilisesi'ne yönelik baskı
Bu anlaşma, dünya genelinde Katolik Kilisesi'ne yönelik artan cinsel istismar iddialarının ve tazminat taleplerinin bir parçası. ABD'de son 20 yılda birçok piskoposluk, istismar mağdurlarına milyarlarca dolar tazminat ödemek zorunda kaldı. Benzer davalar Avrupa, Avustralya ve Güney Amerika'da da devam ediyor. Vatikan, Papa Francis liderliğinde istismarla mücadele için çeşitli reformlar yapmış olsa da, eleştirmenler bu reformların yetersiz olduğunu ve Kilise'nin kurumsal korumacılıktan vazgeçmediğini savunuyor.
Uzmanlar, San Francisco anlaşmasının, özellikle Kaliforniya gibi istismar mağdurlarına dava açma konusunda geniş haklar tanıyan eyaletlerde, Kilise'ye yönelik hukuki süreçleri hızlandırabileceğini belirtiyor. Ayrıca, anlaşmanın şartları arasında yer alan özür mektubu, mağdurlar için psikolojik bir tatmin sağlarken, Kilise'nin kamuoyu nezdindeki imajını düzeltme çabası olarak da değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Katolik Kilisesi'nin maruz kaldığı itibar kaybı ve mali yük, Vatikan'ın küresel diplomasideki manevra alanını daraltabilir. Türkiye, özellikle Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerinde dini kurumların etkisini zaman zaman hissetmektedir. Kilise'nin zayıflaması, laiklik ilkesini benimseyen Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, uluslararası kamuoyunda dini kurumlara yönelik hesap verebilirlik talebinin artması, benzer tartışmaların Türkiye'deki dini kurumlara da sıçramasına yol açabilir. Ayrıca, ABD'deki bu tür davalar, Türk hukuk sisteminde de mağdur hakları konusunda farkındalık yaratabilir.