Samsung Electronics Co.'nun öngörülen hisse geri alım programı, Güney Kore piyasalarında büyük yankı uyandırdı. Yatırımcılar, teknoloji devinin oy hakkı bulunmayan imtiyazlı hisseleri satın alarak mevcut %45'lik devasa iskontoyu daraltmasını ve diğer şirketlere de örnek olmasını bekliyor. Bu hamle, Kore sermaye piyasalarında uzun süredir tartışılan yönetimsel reform ve hissedar değeri konularını yeniden gündeme taşıdı.
İmtiyazlı Hisse İskontosunun Arka Planı
Güney Kore'de halka açık şirketlerin çoğu, oy hakkına sahip adi hisseler (common shares) ve oy hakkı olmayan imtiyazlı hisseler (preferred shares) olmak üzere iki tür hisse ihraç eder. İmtiyazlı hisseler genellikle daha yüksek temettü verir ancak yönetimde söz hakkı tanımaz. Bu yapı, aile kontrollü chaebol gruplarının (Samsung, Hyundai, SK, LG gibi) yönetim kontrolünü elde tutmasını kolaylaştırırken, imtiyazlı hisselere yatırım yapanlar için ciddi bir değer kaybı yaratıyor. Samsung Electronics'in imtiyazlı hisseleri, adi hisselere kıyasla yaklaşık %45 iskonto ile işlem görüyor. Bu oran, şirketin piyasa değerinin yaklaşık 400 milyar dolar olduğu düşünülürse, milyarlarca dolarlık bir değer farkına işaret ediyor.
Uzmanlar, bu iskontonun nedenlerini yapısal faktörlere bağlıyor: imtiyazlı hisselerin oy hakkı olmaması, likiditesinin düşük olması ve yabancı yatırımcıların bu enstrümanlara mesafeli durması. Ayrıca Kore'deki kurumsal yönetim uygulamaları, azınlık hissedarların haklarını yeterince korumadığı için imtiyazlı hisseler uzun yıllar "değersiz" görüldü. Ancak son dönemde artan aktivist yatırımcı baskısı ve hükümetin "Korea Discount" olarak bilinen düşük değerlemeyi ortadan kaldırmaya yönelik reform çabaları, bu tabloyu değiştirmeye başladı.
Samsung'un geri alım kararı, şirketin 2024 yılında açıkladığı 10 trilyon won (yaklaşık 7,5 milyar dolar) tutarındaki hisse geri alım programının bir parçası olarak görülüyor. Şirket, öncelikli olarak adi hisse geri alımı yapacağını duyurmuştu ancak piyasa analistleri, imtiyazlı hisselerin de programa dahil edilmesi gerektiğini savunuyor. Samsung yönetiminden henüz resmi bir açıklama gelmedi ancak şirkete yakın kaynaklar, imtiyazlı hisse alımının masada olduğunu doğruluyor.
Küresel Piyasalar ve Yatırımcı Davranışı
Samsung'un olası hamlesi, sadece Kore ile sınırlı kalmayacak. Küresel yatırımcılar, benzer yapıdaki diğer Kore şirketlerinde de (örneğin SK Hynix, LG Chem, Hyundai Motor) imtiyazlı hisse iskontolarının daralmasını bekliyor. Zira Samsung, Kore'nin en büyük şirketi olarak bir "lokomotif" işlevi görüyor; onun attığı adımlar, diğer chaebol grupları için de baskı unsuru oluşturuyor.
Öte yandan, bu gelişme küresel sermaye piyasalarında "hissedar aktivizmi"nin arttığı bir döneme denk geliyor. ABD ve Avrupa'da hedge fonlar ve kurumsal yatırımcılar, şirketlerin nakit fazlasını hisse geri alımı veya temettü ile dağıtması için yoğun baskı yapıyor. Kore'de ise bu baskı, geleneksel olarak ailelerin kontrolündeki yönetimlere karşı bir "demokratikleşme" hareketine dönüşmüş durumda. Samsung'un imtiyazlı hisse alımı, bu hareketin somut bir kazanımı olarak yorumlanıyor.
Ayrıca, Kore hükümeti de bu süreci destekliyor. Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol yönetimi, "Korea Discount"u azaltmak için vergi teşvikleri ve kurumsal yönetim reformları içeren bir dizi önlem açıklamıştı. Bu reformlar kapsamında, şirketlerin imtiyazlı hisseleri adi hisselere dönüştürmesi veya geri alması teşvik ediliyor. Samsung'un hamlesi, hükümetin bu politikasına da uygun düşüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Samsung'un imtiyazlı hisse geri alım hamlesi, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel sermaye piyasalarındaki "hissedar değeri" trendini yansıtması açısından önem taşıyor. Türkiye'de de benzer şekilde oy hakkı olmayan imtiyazlı hisse yapıları bulunuyor (örneğin bazı aile şirketlerinde). Samsung'un adımı, Türk şirketleri için de bir örnek oluşturabilir ve yabancı yatırımcıların Türkiye'deki imtiyazlı hisselere bakışını etkileyebilir. Ayrıca, Güney Kore'nin "Korea Discount"u aşma çabası, Türkiye'nin de uzun süredir mücadele ettiği "Türkiye Discount" (düşük değerleme) sorununa paralellik gösteriyor. Küresel yatırımcılar, benzer reformları Türkiye'de de görmek isteyebilir; bu da Borsa İstanbul'da kurumsal yönetim iyileştirmeleri için baskı yaratabilir.