Suriye hükümetinin, başkent Şam'daki eski bir askeri havaalanını özel jetler için bir merkeze dönüştürme planı, bölgede bulunduğu düşünülen toplu mezarların zarar görebileceği ve mülkiyet haklarının ihlal edilebileceği endişesiyle insan hakları grupları ve bölge sakinleri tarafından tepkiyle karşılanıyor. Reuters'a konuşan aktivistler ve avukatlar, projenin Mezze Askeri Havaalanı arazisinde yapılacak kazı çalışmalarının, rejim tarafından öldürülen ve kaybedilen binlerce kişinin gömülü olduğu tahmin edilen alanları tahrip edebileceğini belirtiyor. Ayrıca, bölgedeki özel mülklerin kamulaştırılması ve mültecilerin geri dönüş haklarının gasp edilmesi riski de dile getiriliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Mezze Havaalanı ve Tartışmalı Dönüşüm
Şam'ın batısındaki Mezze ilçesinde bulunan Mezze Askeri Havaalanı, onlarca yıl boyunca Suriye ordusunun önemli bir üssü olarak kullanıldı. 2011'de başlayan iç savaş sırasında havaalanı, rejim güçlerinin muhaliflere yönelik hava operasyonlarının merkezi haline geldi. İnsan hakları örgütleri, bu dönemde havaalanında ve çevresinde çok sayıda kişinin işkence gördüğünü, öldürüldüğünü ve toplu mezarlara gömüldüğünü raporladı. Şimdi ise hükümet, havaalanını sivil havacılığa açarak lüks özel jetlerin iniş-kalkış yapacağı bir tesis haline getirmeyi planlıyor. Yetkililer, projenin ekonomik canlanma ve yatırım çekme amacı taşıdığını savunuyor. Ancak plan, bölgede yaşayanlar ve hak savunucuları için büyük bir kaygı kaynağı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) gibi kuruluşlar, Mezze Havaalanı çevresinde en az 10 toplu mezarın bulunduğunu tahmin ediyor. Bu mezarlarda, rejim tarafından keyfi olarak tutuklanan ve kaybedilen binlerce kişinin kalıntılarının olduğu düşünülüyor. Proje kapsamında yapılacak inşaat ve altyapı çalışmalarının bu mezarları tamamen yok edebileceği veya kanıtları ortadan kaldırabileceği belirtiliyor. Aileler, kayıp yakınlarının akıbetini öğrenmek için yıllardır mücadele ederken, böyle bir gelişme, adalet arayışını da sekteye uğratabilir.
Diğer yandan, havaalanı arazisinin genişletilmesi için çevredeki özel arazilere el konulması gündemde. Bölge sakinleri, mülklerinin kamulaştırılmasına karşı çıkıyor ve yeterli tazminat verilmediğini öne sürüyor. Ayrıca, iç savaşta evlerini terk etmek zorunda kalan mültecilerin geri dönüş hakkı da tehdit altında. Hükümetin, mültecilerin tapu kayıtlarını geçersiz kılabilecek yasal düzenlemeler yapabileceği endişesi var. Bu durum, ülke genelinde zaten kırılgan olan mülkiyet hakları rejimini daha da kötüleştirebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Savaş Suçları ve Hesap Verebilirlik
Suriye'deki toplu mezarlar, uluslararası hukuk açısından savaş suçu ve insanlığa karşı suç delili olarak kabul ediliyor. Mezze Havaalanı'ndaki olası mezarların tahrip edilmesi, delillerin karartılması anlamına gelir ve geçiş dönemi adaleti çabalarını baltalar. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri, Suriye'de kayıpların akıbetinin araştırılması için bağımsız mekanizmalar kurulması çağrısı yapıyor. Ancak Suriye hükümeti, bu tür girişimlere genellikle kapalı kapılar ardında direniyor.
Öte yandan, bölgesel aktörlerin tutumu da kritik. Rusya ve İran, Suriye rejiminin en büyük destekçileri olarak, projeye yeşil ışık yakabilir. Ancak Batılı ülkeler ve bazı Arap devletleri, insan hakları ihlalleri nedeniyle projeye mesafeli yaklaşıyor. Son dönemde bazı Arap ülkeleriyle ilişkilerin normalleşmesi, Suriye'nin ekonomik olarak canlandırılması çabalarını beraberinde getirse de, bu tür projelerin şeffaf olmaması ve hukuki süreçleri hiçe sayması, uluslararası meşruiyetini zedeliyor.
Uzmanlar, özel jet merkezi projesinin, Suriye'nin savaş sonrası yeniden inşasında önceliklerin ne olduğunu gösterdiğini belirtiyor: Lüks tüketim ve seçkinlerin çıkarları, halkın acılarının ve adalet arayışının önüne geçiyor. Bu durum, ülke içinde ve dışında tepkilere yol açarak, Suriye'nin uluslararası toplumla ilişkilerini daha da karmaşık hale getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suriye'deki bu gelişme, Türkiye'yi birkaç açıdan yakından ilgilendiriyor. Öncelikle, Türkiye'de yaşayan milyonlarca Suriyeli mültecinin geri dönüş planlaması, Suriye'deki mülkiyet hakları ve güvenlik durumuyla doğrudan bağlantılı. Mezze Havaalanı projesi gibi keyfi kamulaştırmalar, mültecilerin dönüşünü daha da zorlaştırabilir ve Türkiye'nin göç yükünü artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin desteklediği muhalif gruplar ve bölgedeki nüfuz mücadelesi açısından, rejimin bu tür adımları, Türkiye'nin Suriye politikasını yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. İnsan hakları ihlalleri konusunda duyarlı olan Türk kamuoyu, bu tür haberlere tepki gösterebilir ve hükümetin Suriye ile normalleşme sürecinde elini zayıflatabilir.