Ünlü yazar Salman Rushdie, The Independent'ın genel yayın yönetmeni Geordie Greig'e verdiği kapsamlı röportajda, suikast girişimi sonrası hayatını, yeni belgeselini ve ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik sert eleştirilerini paylaştı. Rushdie, "Trump'ın kibir balo salonunun yıkılmasını ve mirasının yok olmasını istiyorum" diyerek dikkat çekici ifadeler kullandı. Bir gözünü kaybetmesine neden olan saldırının ardından yaşadıklarını anlatan yazar, beşinci eşiyle tanışma anını 'Hollywood anı' olarak nitelendirdi ve Britanya'da göçmen olmanın geçmişe göre çok daha zor olduğunu vurguladı.
Suikast Girişimi ve Yeni Belgesel
Salman Rushdie, 2022 yılında New York'ta katıldığı bir etkinlikte bıçaklı saldırıya uğramış ve ağır yaralanmıştı. Saldırı sonucu bir gözünü kaybeden yazar, uzun bir iyileşme sürecinin ardından hayata döndü. Bu süreç, yeni bir belgesele konu oldu. Rushdie, belgeselde yaşadığı travmayı ve sonrasında nasıl ayağa kalktığını samimi bir şekilde anlatıyor. The Independent'a konuşan Rushdie, belgeselin kendisi için terapi gibi olduğunu belirterek, "Hayatımın en karanlık anlarını perdeye taşımak zordu ama aynı zamanda arınma sağladı" dedi. Yazar, saldırının ardından ölüm tehditleri almaya devam etse de yazmaktan vazgeçmediğini söyledi.
Rushdie'nin edebi kariyeri, 1988'de yayımlanan ve İslam dünyasında büyük tepki çeken "Şeytan Ayetleri" romanıyla sarsılmıştı. O dönemde İran'ın dini lideri Humeyni tarafından hakkında ölüm fetvası çıkarılmıştı. Yıllar boyunca gizli yaşamak zorunda kalan yazar, bu süreci de belgeselde detaylandırıyor. Rushdie, ölüm fetvasının hayatını nasıl değiştirdiğini ve edebi özgürlüğün önemini vurguluyor.
Trump Eleştirisi ve Göçmenlik Deneyimi
Röportajın dikkat çeken bir diğer bölümünde Rushdie, ABD eski Başkanı Donald Trump'a yönelik sert ifadeler kullandı. "Trump'ın kibir balo salonunun yıkılmasını ve mirasının yok olmasını istiyorum" diyen yazar, Trump'ın başkanlık döneminde inşa ettirdiği ve tartışmalara neden olan balo salonunu eleştirdi. Rushdie, Trump'ın mirasının Amerikan demokrasisine zarar verdiğini ve bu mirasın silinmesi gerektiğini savundu. Trump'ın göçmen karşıtı söylemlerine de değinen Rushdie, kendisinin de bir göçmen olduğunu hatırlatarak, "Britanya'da göçmen olmak artık çok daha zor. Yıllar önce geldiğimde bu kadar düşmanca bir ortam yoktu" ifadelerini kullandı.
Rushdie, 1947'de Hindistan'ın Bombay kentinde doğdu ve 14 yaşında İngiltere'ye taşındı. Göçmenlik deneyiminin yazarlığını derinden etkilediğini belirten Rushdie, son yıllarda Batı toplumlarında yükselen yabancı düşmanlığına dikkat çekti. Özellikle Brexit sonrası Britanya'da göçmenlere yönelik tutumun sertleştiğini söyledi.
Yazar, beşinci eşiyle tanışma hikayesini de paylaştı. 2021'de evlendiği eşiyle tanışmasını 'Hollywood anı' olarak tanımlayan Rushdie, "Bir anda hayatım değişti, sanki bir film sahnesiydi" dedi. Bu tanışma, saldırıdan kısa bir süre önce gerçekleşmişti ve Rushdie, eşinin saldırı sonrası kendisine destek olduğunu belirtti.
Edebiyat ve Siyaset Arasında
Salman Rushdie, edebiyat dünyasının en etkili isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Romanları, büyülü gerçekçilik akımının önemli örnekleri arasında gösteriliyor. Ancak yazarın siyasi görüşleri de sık sık gündem oluyor. Rushdie, son yıllarda otoriter liderlere ve aşırı sağa karşı uyarılarda bulunuyor. Trump'a yönelik eleştirileri, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Rushdie'nin sözleri, özellikle ABD'de 2024 başkanlık seçimleri öncesinde yankı uyandırabilir. Yazarın Trump karşıtı tutumu, edebiyat çevrelerinde ve kamuoyunda geniş yankı buluyor. Öte yandan, göçmenlik konusundaki açıklamaları, Avrupa'da yükselen göçmen karşıtı politikaları da eleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Salman Rushdie'nin Trump eleştirisi ve göçmenlik vurgusu, Türkiye'nin Batı ile ilişkileri ve göçmen politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, Suriyeli ve diğer göçmenlere ev sahipliği yaparken, Batı'da yükselen göçmen karşıtlığı Ankara'nın Avrupa Birliği ile diyalogunda bir başlık olabilir. Ayrıca Rushdie'nin İslam dünyasıyla yaşadığı tarihsel gerilim, Türkiye'deki edebiyat ve ifade özgürlüğü tartışmalarına ışık tutabilir. ABD'de Trump'ın olası yeniden seçilmesi, Türkiye-ABD ilişkilerini de etkileyebilecek bir faktör olarak izlenmeli.