Ünlü yazar Salman Rushdie, Ağustos 2022'de kendisini bıçaklayarak ağır yaralayan Hadi Matar'ın yargılandığı davada bugün ifade verdi. Rushdie, ABD'nin New York eyaletindeki Chautauqua kentinde konuşma yapmaya hazırlandığı sırada saldırıya uğramış ve 12'den fazla bıçak darbesiyle yaralanmıştı. Mahkeme salonunda sakin bir tavır sergileyen Rushdie, saldırganın yüzünü ilk kez o an gördüğünü ve hayatının en korkunç anını yaşadığını anlattı.
Gelişmenin Arka Planı
Olay, 12 Ağustos 2022'de Chautauqua Enstitüsü'nde gerçekleşti. Rushdie, 'Sanatın ve Düşünce Özgürlüğünün Savunulması' başlıklı bir panelde konuşma yapmak üzere sahneye çıktığı sırada 24 yaşındaki Hadi Matar, aniden sahneye fırlamış ve yazarı bıçaklamıştı. Saldırı sırasında Rushdie'nin boynu ve karnı dahil birçok yerinden yaralandı. Olay yerinde bulunan güvenlik görevlileri ve seyircilerin müdahalesiyle saldırgan etkisiz hale getirilmişti.
Rushdie, saldırı sonrasında hastanede haftalarca tedavi gördü. Karaciğerinde hasar oluşan, bir gözünü kaybeden ve bir kolunda sinir hasarı kalan yazar, uzun bir rehabilitasyon sürecinin ardından taburcu edilmişti. Bugünkü ifadesinde Rushdie, saldırı anını "Sanki bir bomba patladı" sözleriyle anlattı. Saldırganın yüzündeki ifadeyi hayatı boyunca unutamayacağını belirten yazar, o an öleceğini düşündüğünü söyledi.
Hadi Matar, saldırıyla ilgili olarak birinci derece cinayete teşebbüs ve saldırı suçlarından yargılanıyor. Matar'ın, Rushdie'nin 1988 yılında yayımlanan ve İran'da dini lider Ayetullah Humeyni tarafından ölüm fetvası verilen 'Şeytan Ayetleri' adlı romanından etkilendiği ve bu nedenle saldırıyı gerçekleştirdiği iddia ediliyor. Savcılar, saldırının önceden planlandığını ve Matar'ın bilet alarak etkinliğe katıldığını, saldırıdan önce sosyal medya hesaplarında Radikal İslamcı içerikler paylaştığını aktardı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu dava, ifade özgürlüğü ile dini hassasiyetler arasındaki gerilimin sembol isimlerinden biri olan Rushdie'nin yaşamı boyunca karşılaştığı tehditlerin bir devamı niteliğinde. 1989'daki ölüm fetvası sonrası yıllarca İngiltere'de gizli bir yaşam süren Rushdie, son yıllarda daha özgür bir şekilde seyahat edebiliyordu. Ancak Ağustos 2022'deki saldırı, İslamcı aşırılığın edebiyat dünyasına yönelik tehdidinin hâlâ ciddi boyutlarda olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Dava aynı zamanda, batı dünyasında artan İslamofobi ve ifade özgürlüğü tartışmalarına da yeni bir boyut kazandırıyor. Rushdie, bugünkü ifadesinde "Bu saldırı sadece bana değil, düşünce özgürlüğüne yapılmış bir saldırıdır" dedi. Uluslararası yazar örgütleri, saldırıyı kınayarak yazarın yanında yer aldıklarını açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ifade özgürlüğü ve dini değerlerin korunması arasında hassas bir denge kurmaya çalışan ülkelerden biri. Rushdie davası, Türk kamuoyunda da geniş yankı buldu. Olay, İslamcı aşırılığın küresel bir tehdit olmaya devam ettiğini gösterirken, Türkiye'nin terörle mücadelede iş birliği yaptığı Batılı ülkelerle olan ilişkilerinde de zaman zaman gündeme gelebilecek bir konu. Ancak Türkiye'nin iç hukukunda ifade özgürlüğüne yönelik tartışmalar, bu tür uluslararası davaların ülke içindeki yansımalarını da etkiliyor. Küresel ölçekte ifade özgürlüğünün sınırları konusundaki bu tür davalar, Türkiye'deki benzer tartışmalara da ışık tutabilir.