İsrail güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Salfit kentinin kuzeyindeki ana girişi çarşamba günü de kapalı tuttu. İkinci gününe giren kapatma, bölge sakinlerinin hareket özgürlüğünü kısıtlarken binlerce hastanın temel sağlık hizmetlerine erişmesini engelliyor. Salfit'in kuzey girişi, İsrail ordusunun yerleştirdiği beton bariyerler ve askeri kontrol noktasıyla tamamen trafiğe kapatılmış durumda. Yetkililer, kapatmanın gerekçesi konusunda herhangi bir açıklama yapmadı. Bölgedeki sağlık kaynakları, kapatma nedeniyle özellikle kronik hastalar, hamileler ve acil müdahale gerektiren vakaların Salfit'teki hastanelere ulaşamadığını bildiriyor.
Kapatmanın arka planı ve sağlık hizmetlerine etkisi
Salfit, Batı Şeria'nın kuzeyinde, Nablus'un yaklaşık 25 kilometre güneybatısında yer alan ve yaklaşık 70 bin nüfuslu bir kent. Kentin kuzey girişi, çevre köylerden ve Ramallah yönünden gelen ana arter üzerinde bulunuyor. İsrail güçlerinin bu girişi kapatması, Salfit Devlet Hastanesi ve diğer sağlık merkezlerine erişimi doğrudan etkiliyor. Hastane yetkilileri, günlük ortalama 500'ün üzerinde hastanın bu güzergahı kullandığını, kapatma nedeniyle alternatif yolların çok daha uzun ve bakımsız olduğunu belirtiyor. Özellikle diyaliz hastaları, kanser tedavisi görenler ve kalp rahatsızlığı olanlar, saatler süren gecikmelerle karşılaşıyor. Sağlık çalışanları, bazı hastaların tedavilerini ertelemek zorunda kaldığını, acil durumlarda ise hastanın durumunun kötüleşebildiğini vurguluyor.
Kapatma kararının ardında yatan neden henüz netleşmedi. Ancak bölgede son haftalarda artan gerginlik ve İsrail ordusunun sık sık "güvenlik gerekçesiyle" hareket kısıtlamaları uygulaması, kapatmanın keyfi olduğu yönünde eleştirilere yol açıyor. Filistin Sağlık Bakanlığı, kapatmanın uluslararası insancıl hukuka aykırı olduğunu ve sağlık hizmetlerine erişimin temel bir hak olduğunu hatırlattı. Bakanlık, İsrail makamlarına kapatmanın kaldırılması çağrısında bulundu. Salfit Belediye Başkanı ise yaptığı açıklamada, kapatmanın sadece sağlık değil, aynı zamanda eğitim ve ticaret açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu, öğrencilerin okullarına, esnafın iş yerlerine ulaşamadığını söyledi.
Uluslararası insan hakları örgütleri, Batı Şeria'da İsrail'in uyguladığı hareket kısıtlamalarının Filistinlilerin günlük yaşamını sistematik olarak zorlaştırdığını belirtiyor. Salfit'teki kapatma, geçmişte de benzer şekillerde defalarca uygulandı. 2023 yılında da kentin girişleri günlerce kapalı kalmış, sağlık ekipleri hastalara ulaşmakta güçlük çekmişti. Bu tür kapatmalar, bölgede yaşayan insanlar için kalıcı bir belirsizlik ve mağduriyet yaratıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Batı Şeria'daki hareket kısıtlamaları, İsrail-Filistin çatışmasının en kronik sorunlarından biri. Uluslararası toplum, özellikle son yıllarda artan yerleşimci şiddeti ve askeri operasyonlar karşısında Filistinlilerin temel haklarının korunması konusunda yetersiz kalıyor. Salfit'teki kapatma, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nin sık sık dile getirdiği "orantısız güç kullanımı" ve "kolektif cezalandırma" endişelerini yeniden gündeme getiriyor. Sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi, Cenevre Sözleşmeleri kapsamında da ihlal olarak değerlendiriliyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, taraflara insancıl hukuka saygı çağrısında bulunurken, bağımsız gözlemciler bölgedeki sağlık altyapısının zaten kırılgan olduğunu ve bu tür kapatmaların durumu daha da kötüleştirdiğini vurguluyor.
Olay, Orta Doğu barış sürecine dair umutların zayıfladığı bir dönemde gerçekleşiyor. ABD yönetiminin bölgedeki angajmanı sınırlı kalırken, Arap ülkeleri arasında normalleşme rüzgarları Filistin meselesini gölgede bırakıyor. Ancak sağlık hizmetlerine erişim gibi temel insani konular, uluslararası kamuoyunda hassasiyet oluşturmaya devam ediyor. Salfit'teki kapatma, Filistin yönetiminin uluslararası forumlarda dile getirdiği "acil müdahale" çağrılarının ne kadar karşılık bulduğunu da gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesine geleneksel olarak güçlü destek veren ve İsrail'in Batı Şeria'daki uygulamalarını sık sık eleştiren bir ülke. Salfit'teki kapatma, Türkiye'nin insani diplomasi ve uluslararası hukuk vurgusunu yeniden öne çıkarması için bir zemin oluşturuyor. Türk dış politikası açısından bu tür olaylar, Ankara'nın Filistin devletine verdiği desteği somutlaştırma ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda gündem oluşturma fırsatı sunuyor. Ayrıca sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi, Türkiye'nin bölgede yürüttüğü insani yardım faaliyetlerinin önemini artırıyor. Ancak Türkiye'nin doğrudan müdahil olmadığı bu yerel olay, daha çok küresel vicdanı harekete geçirme ve uluslararası toplumu sorumluluğa davet etme bağlamında değerlendirilebilir.