ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı'nın (HHS) Denetim Ofisi (OIG) tarafından yayımlanan kapsamlı bir rapor, sağlık sektöründeki dolandırıcılığın ezici çoğunluğunun göçmenler tarafından değil, büyük şirketler tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor. Raporda, Trump yönetiminin göçmenleri hedef alan söylemlerine rağmen, dolandırıcılık vakalarının büyük bölümünün kurumsal sağlık hizmeti sağlayıcıları, ilaç şirketleri ve tıbbi cihaz üreticileri ile ilişkili olduğu vurgulanıyor.
Raporun Ortaya Koydukları
The Intercept'in haberine göre, HHS OIG raporu, 2023 mali yılında sağlık dolandırıcılığı nedeniyle federal hükümetin 2,5 milyar doların üzerinde zarara uğradığını ve bu zararın büyük kısmının şirketlerin yasa dışı faaliyetlerinden kaynaklandığını gösteriyor. Raporda, Medicare ve Medicaid gibi devlet destekli sağlık programlarında yapılan dolandırıcılık vakalarının büyük çoğunluğunda, hasta bakımını ikinci plana atan ve kârı önceleyen özel şirketlerin yer aldığı belirtiliyor.
Rapor, özellikle evde sağlık hizmetleri, tekerlekli sandalye tedariki ve laboratuvar testleri gibi alanlarda yoğunlaşan dolandırıcılık ağlarının, genellikle sahte faturalar düzenleyerek veya gereksiz tıbbi prosedürler uygulayarak devlet bütçesinden büyük meblağlar çektiğini ortaya koyuyor. Bu vakaların arkasındaki isimler çoğunlukla, sağlık hizmeti sunumunu bir iş modeli olarak gören ve hastaları birer gelir kaynağı olarak kullanan şirket yöneticileri ve sahipleri.
OIG raporu, sağlık dolandırıcılığıyla mücadelede federal kurumların yetersiz kaldığını da gözler önüne seriyor. Raporda, denetim eksiklikleri ve yaptırım mekanizmalarındaki zafiyetler nedeniyle birçok şirketin yıllarca denetimsiz kaldığı ve milyarlarca dolarlık haksız kazanç elde ettiği ifade ediliyor. Bu durum, sağlık sisteminin adaletli işleyişine gölge düşürürken, asıl suçluların göçmenler değil, sistemin açıklarını kullanan kurumsal aktörler olduğunu gösteriyor.
Siyasi Söylem ve Gerçekler Arasındaki Uçurum
Trumpp yönetimi, sağlık dolandırıcılığıyla mücadele kapsamında sert göçmen karşıtı politikalar izliyor ve bu durumu kamuoyuna sık sık 'göçmenlerin sağlık sistemini sömürdüğü' iddiasıyla meşrulaştırıyor. Ancak OIG raporu, bu söylemin aksine, belgesiz göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişiminin kısıtlı olduğunu ve dolandırıcılıkla ilgili verilerde göçmenlerin neredeyse hiç yer almadığını ortaya koyuyor. Rapor, sağlık dolandırıcılığının asıl faillerinin büyük ölçüde ABD vatandaşı şirket sahipleri ve yöneticileri olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, Trump yönetiminin göçmenleri hedef alan söylemlerinin, asıl sorun olan kurumsal dolandırıcılığın üzerini örtmeye yönelik bir taktik olduğunu belirtiyor. Cornell Üniversitesi'nden sağlık politikası uzmanı Prof. Sarah Miller, "Hükümet, dikkatleri başka yöne çekerek sistemin asıl çöküş nedenlerinden kaçıyor" diyor. Miller'a göre, sağlık dolandırıcılığıyla gerçek anlamda mücadele edilmesi, büyük şirketlerin lobi gücü ve siyasi bağlantıları nedeniyle uzun zamandır ihmal ediliyor.
OIG raporu, aynı zamanda Medicare ve Medicaid'in bütçe açıklarının kapatılması için yapılması gereken reformlara da ışık tutuyor. Raporda, sağlık sigortasına erişimi artırmak için göçmenlere yönelik politikaların genişletilmesi değil, şirketlerin haksız kazançlarının engellenmesi ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Küresel Sağlık Politikalarına Etkisi
Bu rapor, yalnızca ABD'yi değil, tüm dünyadaki sağlık sistemlerini ilgilendiren bir tabloyu gözler önüne seriyor. Birçok ülkede özel sağlık şirketlerinin devlet bütçelerinden aldığı paylar, denetim eksikliği nedeniyle büyük suistimallere açık durumda. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi ve yetersiz düzenleme, şirketlerin hastaları mağdur etmesine yol açabiliyor. Bu durum, sağlıkta adalet ve eşitlik ilkelerini zedeliyor ve halkın sağlık sistemine olan güvenini sarsıyor.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, küresel sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 7'si dolandırıcılık ve suiistimal nedeniyle kayboluyor. Bu kaybın büyük bir kısmının, özellikle ABD'de olduğu gibi, büyük ölçekli kurumsal dolandırıcılıktan kaynaklandığı değerlendiriliyor. Uzmanlar, ülkelerin sağlık sistemlerini denetlerken, yalnızca bireysel hizmet sağlayıcıları değil, aynı zamanda büyük şirketleri de mercek altına almaları gerektiğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki sağlık dolandırıcılığı raporu, Türkiye'deki sağlık sistemine de önemli dersler içeriyor. Türkiye'de, kamu-özel ortaklığıyla yürütülen şehir hastaneleri ve sağlıkta dönüşüm programı kapsamında özel sektörün sağlık alanındaki payı artıyor. SGK'nın ödediği geri ödemeler üzerinde yapılan denetimlerin etkinliği ve şirketlerin haksız kazançlarının önlenmesi büyük önem taşıyor. Bu rapor, sağlık hizmeti sunumunda sürdürülebilirliğin ve mali disiplinin sağlanması için kurumsal dolandırıcılığa karşı daha güçlü denetim mekanizmalarının gerekliliğini ortaya koyuyor.