Avrupa ülkelerinin ortaklaşa yürüttüğü yeni bir araştırma, Rusya'nın savaş ekonomisinin son aşamasına girdiğini ortaya koyuyor. Çalışmaya göre, Rusya'nın ulusal varlık fonu tamamen tükenmiş durumda. 2026 yılı için öngörülen bütçe açığı, daha yılın ilk çeyreğinde aşıldı. Üstelik bankacılık sistemi üzerinden yürütülen gizli devlet borçlanması, ekonomik kırılganlığı daha da derinleştiriyor. Uzmanlar, bu tablonun Kremlin'in askeri harcamalarını sürdürme kabiliyetini ciddi şekilde sınırlayacağı görüşünde.
Savaş Ekonomisinin Çöküş Dinamikleri
Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü'nden Moritz Schularick'in öncülüğünde hazırlanan rapor, Rusya'nın savaş bütçesinin finansmanında kullandığı üç temel ayağın da çöktüğünü gösteriyor. Birinci ayak olan Ulusal Varlık Fonu (NWF), 2022'de 200 milyar doların üzerindeyken bugün neredeyse sıfırlanmış durumda. Fonun büyük kısmı, enerji gelirlerindeki düşüş ve artan savunma harcamaları nedeniyle eridi.
İkinci kritik gösterge, bütçe açığı. Rusya Maliye Bakanlığı'nın verilerine göre 2026 hedefi olan 2,9 trilyon rublelik açık, daha Ocak-Mart döneminde 3,1 trilyon rubleye ulaştı. Bu, hükümetin harcama disiplinini tamamen kaybettiğini ve gelirlerin beklentilerin çok altında kaldığını ortaya koyuyor.
Üçüncü ve belki de en tehlikeli gelişme ise “gizli borçlanma” olarak adlandırılan yöntem. Merkez Bankası ve devlet bankaları aracılığıyla yürütülen bu sistemde, hükümet tahvil ihraç etmek yerine doğrudan bankalardan borç alıyor. Bu durum, resmi borç istatistiklerinde görünmüyor ancak bankacılık sektörünün sağlığını tehdit ediyor. Raporda, bu yöntemin 2024 sonu itibarıyla 15 trilyon rubleyi (yaklaşık 170 milyar dolar) aştığı belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Rus ekonomisindeki bu çöküş, sadece Kremlin'in askeri kapasitesini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da doğrudan etkileyecek. Uzun vadede Moskova'nın enerji ihracatına bağımlılığı, Batı yaptırımları ve teknolojik izolasyonla birleşince ekonomik daralma kaçınılmaz görünüyor.
Avrupa Birliği ve ABD'nin uyguladığı yaptırımlar, Rusya'nın ham petrol ve doğalgaz gelirlerini ciddi şekilde düşürdü. Rus petrolünün varil fiyatı, Urals markasında 60 dolar tavan fiyatının altında seyrediyor. Aynı zamanda, askeri harcamaların GSYH'ye oranı %8'i aşmış durumda; bu, Soğuk Savaş dönemindeki en yüksek seviyelere işaret ediyor.
Küresel piyasalar açısından ise Rusya'nın temerrüde düşme riski artıyor. 2025 ve 2026'da önemli miktarda dış borç ödemesi yapması gereken Kremlin, uluslararası rezervlerinin büyük kısmı dondurulduğu için bu yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlanacak. Bu durum, gelişmekte olan ülkeler ve Çin gibi Rusya'ya kredi veren aktörleri de olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya ekonomisinin çöküş sinyalleri, Türkiye için doğrudan ekonomik ve jeopolitik riskler barındırıyor. Türkiye, Rusya ile enerji, turizm ve savunma alanlarında derin ticari bağlara sahip. Rus ekonomisinin daralması, Türk ihracatçılarının Rusya pazarındaki kayıplarını artırabilir. Ayrıca, Türkiye'ye gelen Rus turist sayısında düşüş beklenebilir. Diğer yandan, Rusya'nın zayıflaması, Karadeniz'deki askeri dengeleri de etkileyebilir; Moskova'nın Suriye ve Libya gibi bölgelerdeki askeri varlığını sürdürme kabiliyeti azalabilir. Türkiye'nin, bu süreçte Batı ile ilişkilerini dengeleyerek Rusya'ya alternatif ekonomik ve enerji bağlantıları geliştirmesi önem kazanıyor.