Rusya, Ukrayna’nın başkenti Kiev’e yönelik 2022 Şubat’ında başlattığı işgalin ardından kesintisiz sürdürdüğü bombardımanı son haftalarda daha da şiddetlendirdi. Binlerce füze ve insansız hava aracının hedefi haline gelen Kiev’de son bir ayda düzenlenen saldırılarda onlarca sivil hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Şehirde kritik altyapı tesislerinin vurulması nedeniyle elektrik, su ve ısıtma sistemlerinde ciddi kesintiler yaşanırken, halk sığınaklarda ve metro istasyonlarında yaşam mücadelesi veriyor.
Saldırıların Arka Planı ve Hedefleri
Rusya, Şubat 2022’den bu yana Ukrayna genelinde olduğu gibi Kiev’i de yoğun bir hava saldırısına maruz bıraktı. İlk aylarda başkentin kuzey ve batı mahallelerine kadar ilerleyen Rus birlikleri, Ukrayna savunmasının karşı atağıyla geri püskürtülse de hava saldırıları hiç durmadı. Son dönemde ise Rusya, özellikle İran yapımı Şahid tipi kamikaze dronlar ve seyir füzeleriyle şehrin enerji altyapısını hedef alan bir strateji izliyor. Ukrayna Genelkurmayı’na göre, yalnızca son iki haftada Kiev üzerinde 150’den fazla füze ve 200’e yakın drone imha edildi, ancak bunların bir kısmı hedeflerine ulaştı. Saldırılarda en çok etkilenen bölgeler arasında Podil, Holosiyiv ve Darnıtsya semtleri yer alıyor.
Ukrayna hava savunma sistemleri, Batı’dan sağlanan Patriot, NASAMS ve IRIS-T gibi modern sistemler sayesinde birçok saldırıyı püskürtse de, özellikle yoğun ve eş zamanlı saldırılarda savunmanın zorlandığı belirtiliyor. Kiev Belediye Başkanı Vitaliy Kliçko, şehirdeki barınma merkezlerinin kapasitesinin dolduğunu ve acilen yeni sığınaklara ihtiyaç duyulduğunu açıkladı. Elektrik kesintileri nedeniyle hastaneler jeneratörlerle çalışırken, okullar çevrimiçi eğitime geçmek zorunda kaldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kiev’e yönelik saldırıların yoğunlaşması, savaşın uzayan doğası ve taraflar arasında bir çözüm iradesinin bulunmadığını gösteriyor. Rusya’nın özellikle kış aylarında enerji altyapısını hedef alarak Ukrayna’nın direncini kırmayı amaçladığı değerlendiriliyor. Bu durum, Avrupa Birliği ve NATO’nun Ukrayna’ya askeri ve mali desteğini artırmasına yol açarken, Rusya’nın sivil altyapıyı hedef alması uluslararası hukuk açısından savaş suçu kapsamında eleştiriliyor. Birleşmiş Milletler, Kiev’deki insani durumun hızla kötüleştiği uyarısında bulunurken, ülke genelinde 18 milyona yakın kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Ukrayna yönetimi, Rusya’nın saldırılarını “devlet terörü” olarak nitelendirirken, Batılı ülkelerin daha fazla hava savunma sistemi ve mühimmat tedarik etmesi için çağrılarını yineliyor.
Savaşın bir diğer boyutu ise Karadeniz’deki güvenlik dengeleri. Kiev’in liman kenti olmamasına rağmen, Karadeniz’den fırlatılan gemisavar füzeleri ve denizaltılardan atılan seyir füzeleri zaman zaman başkenti hedef alıyor. Bu da Türkiye’nin arabuluculuğunda yapılan tahıl koridoru anlaşmalarının yeniden gündeme gelmesine ve bölgesel istikrar konusunda endişelere yol açıyor. NATO, doğu kanadındaki varlığını artırırken, Romanya ve Polonya hava sahalarını ihlal eden Rus füzeleri nedeniyle alarm durumunu yükseltmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya’nın Kiev’e yönelik yoğun bombardımanı, Türkiye’nin Karadeniz’deki güvenliğini ve bölgesel istikrarı doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, savaşın başından bu yana Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunurken, Montrö Sözleşmesi kapsamında boğazları savaş gemilerine kapatarak NATO’nun deniz gücünü Karadeniz’de sınırlamış durumda. Kiev’deki altyapıya yönelik saldırılar, enerji krizini derinleştirerek kış aylarında Avrupa’ya yönelik göç dalgasını artırabilir. Ayrıca, Türk yapımı Bayraktar TB2 SİHA’ların etkin kullanımı nedeniyle Türkiye-Ukrayna savunma iş birliği Batı’nın dikkatini çekerken, Moskova’nın Ankara’ya yönelik baskılarını artırması beklenebilir. Türkiye’nin hem Rusya hem Ukrayna ile dengeli ilişkiler yürütme çabası, bu tür çatışmaların tırmanması durumunda daha da sınanacaktır.