Rusya'ya ait bir Şahid tipi insansız hava aracı, 14 Mart 2025 tarihinde Çernobil nükleer santralinin yakınlarındaki bir kullanılmış nükleer yakıt depolama tesisine büyük hasar verdi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, saldırıyı 'aşırı alçakça' ve 'kasıtlı' olarak nitelendirirken, olay nükleer güvenlik endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Saldırıda herhangi bir radyasyon sızıntısı yaşanmazken, bölgedeki radyasyon seviyelerinin normal sınırlarda olduğu açıklandı.
Saldırının ayrıntıları ve nükleer güvenlik riskleri
Ukrayna Devlet Acil Durum Servisi'nden yapılan açıklamaya göre, Rus İHA'sı Çernobil santralinin dış tampon bölgesindeki bir atık depolama tesisini hedef aldı. Saldırıda depolama binasının çatısı ve duvarında hasar oluştu, ancak kullanılmış yakıt çubuklarının bulunduğu beton muhafazalar etkilenmedi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) yetkilileri, tesis çevresinde yapılan ölçümlerde herhangi bir anormal radyasyon seviyesine rastlanmadığını doğruladı.
Zelenskiy yaptığı açıklamada, 'Bu saldırı, Rusya'nın nükleer güvenliği hiçe saydığının bir başka kanıtıdır. Düşman, bir nükleer tesisin en hassas noktasını hedef alarak sadece Ukrayna'yı değil, tüm Avrupa'yı tehdit etmektedir' ifadelerini kullandı. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, saldırıda kullanılan Şahid-136 tipi İHA'nın Rusya tarafından İran'dan tedarik edildiğini belirtti.
Çernobil nükleer santrali, 1986 yılında yaşanan felaketin ardından kapatılmış olsa da, bölgede halen yüksek düzeyde nükleer atık bulunuyor. Santralin etrafındaki 30 kilometrelik yasak bölge, hem Ukrayna hem de uluslararası toplum için büyük bir çevresel ve güvenlik endişesi kaynağı olmaya devam ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu saldırı, Rusya'nın Ukrayna'nın nükleer altyapısına yönelik saldırılarının en son örneğini oluşturuyor. Zaporijya Nükleer Santrali de savaşın başından bu yana Rus işgali altında bulunuyor ve tesis sık sık top atışlarına maruz kalıyor. UAEA Başkanı Rafael Grossi, 'Sivillerin ve nükleer tesislerin korunması savaş hukukunun temel bir gereğidir. Bu tür saldırılar kabul edilemez' dedi.
Avrupa Birliği ve NATO, saldırıyı kınayarak Rusya'ya yaptırımların artırılması çağrısında bulundu. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 'Rusya'nın bu pervasız eylemleri, sadece Ukrayna'nın değil, tüm Avrupa kıtasının güvenliğini tehdit etmektedir' açıklamasını yaptı. Öte yandan Kremlin, saldırıyla ilgili herhangi bir yorum yapmazken, Rusya Dışişleri Bakanlığı daha önce Ukrayna'nın 'kışkırtmalarına' dikkat çekmişti.
Uzmanlar, Çernobil bölgesindeki bir olası radyasyon sızıntısının sadece Ukrayna'yı değil, Karadeniz havzası ve Avrupa'nın geniş bir bölümünü etkileyebileceği konusunda uyarıyor. 1986 felaketinden bu yana bölgede biriken nükleer atıkların güvenli bir şekilde depolanması için uluslararası çabalar sürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çernobil yakınlarındaki nükleer atık deposuna yapılan bu saldırı, Türkiye için de doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. Çernobil’den olası bir radyasyon sızıntısı, Karadeniz üzerinden Türkiye’nin kuzey kıyılarını etkileyebilir ve bölgedeki tarım, balıkçılık ve turizm sektörlerine ciddi zararlar verebilir. Ayrıca, Türkiye’nin halen yapım aşamasındaki Akkuyu Nükleer Santrali, bu tür saldırıların savaş zamanında nükleer tesisler için oluşturduğu riski bir kez daha gündeme getirmiştir. Ankara’nın, UAEA ve Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü gibi platformlarda nükleer güvenlik konusunda daha etkin rol alması ve bölgesel bir erken uyarı sistemi kurulmasını teşvik etmesi beklenebilir.