Rusya, Ukrayna'nın başkenti Kiev'e düzenlediği geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırısında en az 13 kişinin hayatını kaybetmesine, onlarca kişinin yaralanmasına yol açtı. Salı gecesi başlayan ve sabah saatlerine kadar süren saldırıda, Kiev genelinde çok sayıda patlama duyulurken, yangınlar çıktı. Ukrayna acil durum servisleri, arama kurtarma çalışmalarının sürdüğünü ve can kaybının artabileceğini bildirdi.
Gelişmenin arka planı
Saldırı, Rusya'nın Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik yoğun saldırılarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Kiev'in merkezinde yer alan bir konut binasına isabet eden bir füze, binanın büyük kısmını yıktı. Enkaza gömülenlere yönelik kurtarma çalışmaları sürerken, kayıp ihbarları da geliyor. Ukrayna İçişleri Bakanlığı, saldırıda ölenler arasında 3 çocuğun da bulunduğunu açıkladı.
Son haftalarda Rusya, Ukrayna'nın doğu cephesinde ilerleme kaydederken, sivil bölgelere yönelik füze saldırılarını yoğunlaştırdı. Ukrayna hava kuvvetleri, 20'den fazla seyir füzesi ve 30'a yakın insansız hava aracının imha edildiğini ancak bazılarının alçak irtifa uçuşuyla engellemeyi başardığını duyurdu. Kiev belediye başkanı Vitali Kliçko, 'Şiddetli bir geceydi, düşman yeniden terör estirdi' dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırı, uluslararası toplumdan sert tepki çekti. ABD Dışişleri Bakanlığı, 'Rusya'nın sivil hedeflere yönelik bu vahşi saldırılarını kınıyor, Ukrayna'nın kendini savunma hakkını destekliyoruz' açıklaması yaptı. Avrupa Birliği Liderler Zirvesi'nde konu gündeme gelirken, Yüksek Temsilci Josep Borrell 'Bu savaş suçudur' ifadesini kullandı.
Saldırı, Kiev'deki yaşamı felç ederken, elektrik kesintileri ve su kesintileri de yaşanıyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, 'Rusya, sadece askeri hedefleri değil, sivil altyapıyı da sistematik olarak vuruyor. Bu soykırım politikasının bir parçasıdır' dedi. Bu arada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplanması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Kiev'e yönelik bu büyük saldırısı, Karadeniz'deki güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor. Türkiye, savaşın başından beri Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni uygulayarak ve arabuluculuk çabalarıyla denge politikası izliyor. Ancak bu tür yoğun saldırılar, savaşın tırmanma riskini artırıyor ve Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını tehdit ediyor. Özellikle sivil can kayıplarının artması, Türk kamuoyunda ve hükümetinde tepkiye yol açabilir. Ayrıca tahıl koridoru ve diğer diplomatik girişimlerin sürdürülebilirliği açısından olumsuz bir işaret.