Rusya'da 17 Eylül Cuma günü başlayan ve üç gün sürecek parlamento seçimleri, ülkenin savaş dönemindeki ilk yasama seçimi olma özelliği taşıyor. Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 2022 Şubat'ında Ukrayna'ya başlattığı askeri müdahalenin gölgesinde yapılan oylamada, muhalefet neredeyse tamamen tasfiye edilmiş durumda. Seçim, Kremlin'in siyasi hakimiyetini pekiştirmesinin yanı sıra, Batı ile artan gerilim ve ekonomik yaptırımlar altında Rus halkının rejime desteğini ölçmeyi amaçlıyor.
Muhalefetin Olmadığı Bir Seçim: Arka Plan
Rusya Federasyonu Federal Meclisi'nin alt kanadı Duma için yapılan seçimlerde, birçok muhalif isim sistematik olarak dışlandı. Ülkenin en tanınmış muhalif lideri Alexei Navalny, zehirlenmesinin ardından 2021'de tutuklanmış ve halen cezaevinde bulunuyor. Navalny'nin kurduğu ve "aşırılık yanlısı" ilan edilen örgütler yasaklandı; destekçileri sürgüne gönderildi veya hapse atıldı. Seçim barajını aşması beklenen tek muhalefet partisi konumundaki Yabloko bile, yetkililerin baskıları nedeniyle etkisiz kaldı. Diğer küçük partiler ise Kremlin yanlısı çizgide hareket ediyor. Seçim gözlemcileri, oylamanın adil olmadığını ve muhalefetin fiilen yok edildiğini belirtiyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi uluslararası kuruluşlar, Rusya'daki seçimlere gözlemci göndermeyi reddetti. Rus yetkililer ise seçimin "demokratik ve şeffaf" olduğunu savunuyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Batı'nın Tepkisi ve Jeopolitik Sonuçlar
Rusya'da yapılan bu seçim, Batı başkentlerinde geniş yankı buldu. ABD ve Avrupa Birliği, seçimlerin özgür ve adil olmadığını, muhalefetin baskı altında tutulduğunu açıkladı. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, seçim öncesi yaptığı açıklamada, "Rusya'da muhalefet için siyasi alan kalmadı" ifadesini kullandı. NATO da seçimleri yakından izlediğini duyurdu. Seçim sonuçlarının, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşındaki tutumunu değiştirmesi beklenmiyor; aksine Kremlin, askeri operasyonlara devam etmek için halktan yeni bir meşruiyet arayışında. Öte yandan, Rusya ekonomisi Batı yaptırımları nedeniyle zor günler geçiriyor; ancak enerji ihracatı ve Çin ile artan ticaret, ekonominin ayakta kalmasını sağlıyor. Seçim, Putin'in iç ve dış politikada ne kadar destek gördüğünün bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Kremlin, seçimleri "özel askeri operasyon" olarak adlandırdığı savaşın halk nezdinde meşruiyetini artırmak için bir araç olarak kullanıyor. Ancak bağımsız gözlemciler, savaşın getirdiği ekonomik sıkıntılar ve asker kayıplarının halkta sessiz bir hoşnutsuzluk yarattığını, fakat bunun açık muhalefete dönüşmesinin baskıcı yasalarla engellendiğini belirtiyor. Seçim sonuçlarının, Rusya'nın uluslararası izolasyonunu daha da derinleştirmesi ve Batı ile ilişkileri daha da germesi bekleniyor. Ayrıca, Rusya'nın yakın çevresindeki ülkelerde, özellikle Orta Asya ve Kafkasya'da, seçim sonrası dengelerin nasıl şekilleneceği merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'daki bu seçim, Türkiye için stratejik bir öneme sahip. Türkiye, Rusya ile enerji, ticaret ve savunma alanlarında derin bağlara sahip; doğalgazda büyük ölçüde Rusya'ya bağımlı. Kremlin'in siyasi hakimiyetini pekiştirmesi, Türkiye'nin Rusya ile ilişkilerinde istikrar sağlasa da, Batı ile denge politikası yürüten Ankara için zorluklar yaratabilir. Seçim sonrası Rusya'nın daha agresif bir dış politika izlemesi, Karadeniz ve Suriye gibi bölgelerde Türkiye'nin çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Ukrayna'ya verdiği destek ile Rusya ile olan ekonomik işbirliği arasındaki hassas denge, bu seçim sonrası daha da kritik hale gelebilir. Türkiye'nin, Rusya'daki iç gelişmeleri yakından takip ederek, olası senaryolara karşı hazırlıklı olması gerekiyor.