Rusya, son on yılın büyük bölümünde nüfus kaybı yaşarken, Kremlin yeni bir teşvik paketiyle evlilikleri ve geniş aileleri desteklemeye hazırlanıyor. Demografik krizin derinleştiği ülkede, doğum oranları tarihsel düşük seviyelere gerilerken, hükümet ekonomik yardımlar, ipotek kolaylıkları ve çocuklu ailelere vergi indirimleri gibi önlemleri devreye sokmayı planlıyor. Uzmanlar, bu politikaların kısa vadede etkili olamayacağını, ancak uzun vadede nüfus yapısını değiştirebileceğini belirtiyor.
Nüfus düşüşünün nedenleri
Rusya'nın nüfusu 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana dalgalı bir seyir izliyor. 1990'lardaki ekonomik kriz döneminde keskin bir düşüş yaşandı; ardından 2000'lerde petrol gelirleriyle toparlanma görüldü. Ancak 2010'ların ortasından itibaren yeniden azalma eğilimine girildi. Rosstat verilerine göre, 2023 itibarıyla Rusya'nın nüfusu yaklaşık 143 milyon seviyesine geriledi. Doğum oranı kadın başına 1.5 çocukla nüfusun yenilenme seviyesi olan 2.1'in oldukça altında. Uzmanlar, göçün etkisinin sınırlı kaldığını, özellikle gençlerin yurtdışına göçünün bu sorunu derinleştirdiğini vurguluyor. Ayrıca, 2022'deki Ukrayna savaşı sonrası askere alımlar ve seferberlik endişesi, birçok erkeğin ülkeyi terk etmesine yol açtı. Yüksek ölüm oranları, alkolizm ve kardiyovasküler hastalıklar da yaşam beklentisini düşüren faktörler arasında.
Hükümet, nüfus krizine karşı daha önce de çeşitli programlar başlatmıştı. 2007'de başlatılan 'Analık sermayesi' uygulaması, ikinci ve üçüncü çocuk için bir defaya mahsus maddi destek sağladı. Ancak bu teşviklerin etkisi zamanla azaldı. Şimdi ise daha kapsamlı bir paket üzerinde çalışılıyor. Devlet Başkanı Vladimir Putin, birçok konuşmasında aile kurumunun önemine vurgu yaparken, muhafazakar değerlerin ön planda olduğu bir politika çizgisi izliyor. Demograflar, ekonomik belirsizlik ve konut sorununun gençlerin evlenme ve çocuk sahibi olma kararlarını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Mevcut teşviklerin bu yapısal sorunları çözmeye yetmeyeceği ifade ediliyor.
Bölgesel ve küresel etkiler
Rusya'nın nüfus krizi, sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik sonuçlar da doğuruyor. Azalan nüfus, ülkenin askeri gücünü ve işgücü potansiyelini sınırlıyor. Özellikle Sibirya ve Uzak Doğu bölgelerinde nüfus yoğunluğunun düşük olması, Çin gibi komşularla ilişkilerde endişe yaratıyor. Küresel ölçekte Rusya, göç politikalarını yeniden şekillendirmek zorunda kalabilir. Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile ilişkilerin gerilmesi, göç yollarını kısıtlarken, Orta Asya'dan gelen işçi göçüne bağımlılık artıyor. Aynı zamanda, Rusya'nın demografik zayıflığı, Çin, Hindistan ve ABD karşısında uzun vadeli bir güç kaybı anlamına gelebilir. Bu durum, özellikle Arktik bölgesindeki egemenlik iddialarını ve askeri varlığını etkileyebilir. Dünya Bankası verilerine göre, Rusya'nın işgücü yaş aralığı daraldıkça ekonomik büyüme potansiyeli de sınırlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın nüfus krizi, Türkiye için dolaylı da olsa önemli yansımalar taşıyor. Rusya'nın azalan işgücü ve askeri kapasitesi, bölgesel güç dengesini etkileyerek Türkiye'nin Karadeniz, Kafkasya ve Orta Asya'daki manevra alanını genişletebilir. Ekonomik olarak, Rusya'nın dış göçe daha fazla ihtiyaç duyması, Türk müteahhitlik ve tarım sektörleri için yeni fırsatlar yaratabilir. Ayrıca, Rusya'nın Ukrayna savaşındaki insan kaynağı zorlukları, çatışmanın seyrini etkileyerek Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ancak, nüfusu azalan bir Rusya'nın istikrarsızlaşması, sınır komşusu olarak Türkiye'ye yönelik güvenlik risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle Ankara, Moskova'nın demografik politikalarını yakından izlemeli ve olası senaryolara hazırlıklı olmalıdır.