Rusya'da 1 Aralık 2024 tarihinde yürürlüğe giren yeni bir sansür yasası, ülkede daha önce yazılmış, yayımlanmış veya söylenmiş her türlü ifadenin denetim altına alınmasını sağlayarak adeta geçmişe kilitleme getiriyor. 'Geçmişin Tahrip Edilmesini Önleme Yasası' adıyla bilinen düzenleme, Sovyet döneminden günümüze kadar uzanan geniş bir zaman dilimindeki tarihsel anlatıları, özellikle de Kremlin'in resmi çizgisine uymayan yorumları suç kapsamına alıyor. Yasa, yalnızca yeni yayınları değil, daha önce yayımlanmış kitaplar, makaleler, filmler ve hatta şarkı sözleri gibi kültürel ürünleri de hedef alıyor. Uzmanlar, bu adımın Rusya'da ifade özgürlüğünü neredeyse tamamen ortadan kaldırdığını ve ülkeyi Sovyetler Birliği dönemindeki sansür uygulamalarına geri götürdüğünü belirtiyor.
Arka Plan: Rusya'nın Tarihle İmtihanı
Rusya'da sansür yeni bir kavram değil. Çarlık döneminden Sovyetler Birliği'ne, oradan günümüz Rusya'sına kadar uzanan süreçte devlet, tarih anlatısını sürekli kontrol altında tutmaya çalıştı. Ancak Putin yönetimi, özellikle 2014'teki Kırım'ın ilhakı ve 2022'de başlatılan Ukrayna savaşı sonrasında bu kontrollü daha da sıkılaştırdı. Geçmişe dönük bu yeni yasaklarla birlikte, Sovyet liderlerinin, özellikle Stalin döneminin eleştirilmesi, Büyük Vatanseverlik Savaşı (II. Dünya Savaşı) ile ilgili resmi anlatıya aykırı yorumlar yapılması ve hatta Çarlık dönemi tarihiyle ilgili bazı batılı kaynakların kullanılması yasaklanmış oldu. Yasa, aynı zamanda 1990'lardaki liberal reformlar ve 'sovyet sonrası çöküş' olarak adlandırılan döneme dair olumsuz anlatıları da suç sayıyor. Bu kapsamda Gazeta.ru, Novaya Gazeta ve Dojd TV gibi bağımsız medya kuruluşlarının arşivlerine erişim kısıtlanırken, kütüphaneler de hâlihazırda yayımlanmış binlerce eseri raflarından kaldırmak zorunda kalıyor.
Yeni yasa, sadece Rus vatandaşlarını değil, ülkede faaliyet gösteren yabancı medya kuruluşlarını ve sosyal medya platformlarını da bağlıyor. Yasaya aykırı hareket edenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörülürken, tüzel kişilere ise 4 milyon rubleye (yaklaşık 1,2 milyon TL) kadar para cezası kesilebilecek. Kremlin, bu düzenlemenin 'tarihsel hafızayı korumak' ve 'ülkenin manevi değerlerini muhafaza etmek' için gerekli olduğunu savunuyor. Ancak muhalefet ve insan hakları örgütleri, yasanın Putin rejimine yönelik her türlü eleştiriyi susturmayı amaçladığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Bir Emsal mi?
Rusya'nın bu adımı, sadece kendi iç siyasetini değil, aynı zamanda uluslararası ilişkileri de derinden etkiliyor. Özellikle eski Sovyet cumhuriyetleri olan Orta Asya ülkeleri, Belarus ve Kafkasya'da benzer uygulamaların hayata geçirilmesi endişesini artırıyor. Avrupa Birliği ve ABD, Rusya'daki ifade özgürlüğü kısıtlamalarını sert bir dille eleştirirken, yeni yasanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtiyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği ise yasanın, tarihsel gerçekleri çarpıtmanın yanı sıra toplumsal belleği de yok edeceğini savunuyor. Bu gelişme, küresel ölçekte artan otoriterleşme eğiliminin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Rusya, bu adımla birlikte, Çin ve bazı Orta Doğu ülkelerinin uyguladığı 'dijital demir perde' benzeri bir sisteme geçiş yapıyor. Özellikle sosyal medya platformları üzerinde artan denetim, Rusya'nın iç politikada muhalefeti bastırma yöntemini uluslararası alanda da sürdüreceğinin bir göstergesi.
Uzmanlara göre, bu yasa Rusya'nın yumuşak gücünü de zayıflatacak. Tarihsel eserlerin, kültürel mirasın ve edebi metinlerin sansüre uğraması, Rusya'nın entelektüel ve kültürel çevrelerle bağını koparacak. Özellikle Avrupa üniversiteleri ve düşünce kuruluşları, Rus tarihiyle ilgili çalışmalar yürüten araştırmacıların artık Rus kaynaklarına güvenemeyeceğini dile getiriyor. Bu durum, uluslararası akademik iş birliğini de olumsuz etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'daki sansür yasasının Türkiye'ye doğrudan bir etkisi olmasa da, bölgesel ve küresel dengeler açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, enerji ve ticaret alanında yakın ilişki içinde olduğu Rusya ile siyasi alanda farklı pozisyonlara sahip. Bu yasa, özellikle Ukrayna savaşı ve Suriye krizi gibi konularda iki ülke arasında daha önce varılan mutabakatların devamını tehlikeye atabilir. Zira Rusya'nın artan iç baskı rejimi, dış politikada daha agresif hamleler yapmasına neden olabilir. Türkiye, Karadeniz'deki güvenlik dengeleri ve enerji koridoru olma hedefi doğrultusunda Moskova ile diyaloğunu sürdürmek zorunda. Ancak yasa, Türkiye'de faaliyet gösteren Rus medyasının ve kültürel kuruluşlarının da etkilenmesine yol açarak iki ülke arasındaki kamu diplomasisi faaliyetlerini sekteye uğratabilir. Ayrıca, uluslararası toplumda artan ifade özgürlüğü baskıları, Türkiye'nin de kendini bu yelpazede konumlandırması gerektiren bir tablo oluşturuyor. Bu nedenle, Ankara'nın hem kendi iç hukuk reformlarını sürdürmesi hem de uluslararası platformlarda ifade özgürlüğünü savunması stratejik bir önem taşıyor.