Rusya Yüksek Mahkemesi, Pazartesi günü liberal muhalefet partisi Yabloko'nun Eylül ayı yasama seçimlerinden men edilmesini onayladı. Böylece ülkenin açıkça savaş karşıtı tek partisi seçim yarışından çıkarılmış oldu. Karar, mahkeme binası önünde partinin düzinelerce destekçisinin gözaltına alınmasıyla eş zamanlı olarak geldi. Yabloko, Rusya'nın Ukrayna'daki askeri operasyonunu açıkça eleştiren ve barış görüşmelerini savunan nadir siyasi güçlerden biri olarak öne çıkıyordu.
Kararın Arka Planı ve Yabloko'nun Mücadelesi
Rusya Merkez Seçim Komisyonu, geçtiğimiz haftalarda Yabloko'nun seçimlere katılım başvurusunu reddetmişti. Komisyon, partinin imza toplama sürecinde usulsüzlükler yapıldığı gerekçesiyle başvuruyu geçersiz saymıştı. Yabloko yetkilileri ise bu iddiaların asılsız olduğunu ve gerçek amacın muhalefetin seçim dışı bırakılması olduğunu açıkladı. Parti, kararı Yüksek Mahkeme'ye taşıdı ancak mahkeme, Merkez Seçim Komisyonu'nun kararını hukuka uygun bularak temyiz başvurusunu reddetti.
Yabloko lideri Grigory Yavlinsky, kararın ardından yaptığı açıklamada, “Bu karar, Rusya'da demokratik seçimlerin son kalıntılarını da ortadan kaldırmıştır. Halkımızın gerçek iradesi artık sandığa yansımayacak” dedi. Yavlinsky, partisinin seçimlere katılımı için toplanan imzaların komisyon tarafından keyfi olarak reddedildiğini savundu. Mahkeme önünde toplanan destekçiler ise polisin sert müdahalesiyle karşılaştı. Gözaltına alınanlar arasında partinin aktif üyeleri ve sivil toplum aktivistleri de yer aldı.
Rusya'da Şubat 2022'de başlayan Ukrayna işgalinin ardından muhalefet partileri üzerindeki baskı giderek arttı. Başta Yabloko olmak üzere birçok muhalif oluşum, savaş karşıtı söylemleri nedeniyle “yabancı ajan” ilan edildi. Bazı siyasi partiler ise tamamen kapatıldı. Yabloko, bu baskılara rağmen yasal zeminde kalarak seçimlere katılmaya çalışan ender partilerden biri olmuştu. Ancak son kararla birlikte, Rusya'daki parlamenter muhalefetin son temsilcilerinden biri de seçim yarışından çekilmek zorunda kaldı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, Rusya'da siyasi muhalefetin iyice daraldığı bir dönemde geldi. Eylül ayında yapılacak Devlet Duması seçimleri, Vladimir Putin'in iktidarını pekiştirmek ve mevcut siyasi yapıyı korumak açısından kritik önem taşıyor. Yabloko'nun seçim dışı kalması, parlamentoda savaş karşıtı seslerin temsil edilme ihtimalini ortadan kaldırıyor. Uzmanlar, bu durumun Rusya'daki muhalefet hareketini daha da radikalleştirebileceğini ve sivil toplum ile devlet arasındaki gerilimi artırabileceğini belirtiyor.
Uluslararası toplumdan ise karara yönelik tepkiler gecikmedi. Avrupa Birliği ve ABD, Yabloko'ya destek mesajları yayımlayarak, Rusya'daki seçim sürecinin meşruiyetini sorguladı. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ise seçimlerin özgür ve adil koşullarda yapılması çağrısında bulundu. Ancak Rusya yönetimi, bu tür eleştirilerin iç işlerine müdahale olarak değerlendirileceğini ve kabul edilmeyeceğini açıkladı. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, “Seçim süreci tamamen Rus yasalarına uygun olarak yürütülmektedir. Hiçbir dış gücün bu sürece müdahale etme hakkı yoktur” ifadelerini kullandı.
Karar, Rusya'daki savaş karşıtı hareketin önemli bir kanadını daha devre dışı bırakırken, muhalefetin sokak protestolarına yönelmesinin de önünü açabilir. Yabloko'nun destekçileri arasında, aktif olarak savaş karşıtı gösterilere katılan genç kesimin sayısı oldukça fazla. Bu grupların, partinin yasal temsil imkanının kalmaması nedeniyle daha sert eylemlere yönelebileceği tahmin ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'daki seçim süreçleri, Türkiye'nin doğrudan taraf olmadığı ancak yakından izlediği bir alan. Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasında arabuluculuk çabalarını sürdürürken, Moskova'daki siyasi gelişmelerin bölgesel istikrara etkisi bulunuyor. Yabloko'nun seçim dışı kalması, Rusya'daki muhalefetin zayıflamasına ve iç siyasetteki otoriterleşmenin artmasına işaret ediyor. Bu durum, Türkiye'nin Rusya ile yürüttüğü dengeli dış politikayı zorlaştırabilir. Öte yandan, Rusya'daki siyasi belirsizliklerin, Karadeniz tahıl koridoru anlaşması ve enerji ticareti gibi alanlarda iş birliği dinamiklerini etkileme potansiyeli bulunuyor. Türkiye, bu süreçte hem Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımlarına katılmama politikasını sürdürürken hem de Moskova ile iletişim kanallarını açık tutma çabasında. Dolayısıyla, Rusya'daki iç siyasi gelişmeler, Türkiye'nin bölgesel ve küresel diplomasisinde önemli bir parametre olmaya devam edecek.