Rusya Devlet Nükleer Enerji Kurumu Rosatom'un Genel Direktörü Aleksey Lihaçov, Pazar günü yaptığı açıklamada Ukrayna'yı, Rusya'nın kontrolündeki Zaporijya Nükleer Santrali'ne dizel yakıt taşıyan kamyonlara saldırmakla suçladı. Lihaçov, saldırının Cuma günü gerçekleştiğini ve iki Rus askerinin hayatını kaybettiğini belirtti. Rus yetkili, saldırının santraldeki güvenliği kasıtlı olarak tehlikeye attığını öne sürdü. Ukrayna makamlarından ise konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Olayın Arka Planı ve Tarafların İddiaları
Zaporijya Nükleer Santrali, Avrupa'nın en büyük nükleer enerji tesisi olup, Rusya'nın Şubat 2022'de başlattığı geniş çaplı işgalin ilk aylarında Rus güçlerinin kontrolüne geçmişti. O tarihten bu yana santral, savaşın en hassas noktalarından biri haline geldi. Hem Moskova hem de Kiev, karşılıklı olarak birbirlerini santrali bombalamakla ve nükleer güvenliği tehlikeye atmakla suçluyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), defalarca santraldeki durumun istikrarsız olduğunu ve acil önlem alınması gerektiğini vurguladı.
Rosatom Başkanı Lihaçov'un açıklamasına göre, saldırı Cuma günü santrale yakıt taşıyan bir konvoyu hedef aldı. Saldırıda iki Rus askeri öldü. Lihaçov, bu eylemin "nükleer güvenliği kasıtlı olarak tehlikeye atmak" anlamına geldiğini savundu. Rus tarafı, saldırının santralin enerji ihtiyacını karşılayan dizel jeneratörler için kritik önem taşıyan yakıt ikmalini kesintiye uğrattığını iddia ediyor. Santral, dış elektrik bağlantısı kesildiğinde soğutma sistemlerini çalıştırabilmek için acil durum dizel jeneratörlerine bağımlı durumda.
Ukrayna tarafı ise geçmişte benzer suçlamaları reddetmiş ve Rusya'yı santrali askeri üs olarak kullanmakla, nükleer tesisleri kendi askeri operasyonları için kalkan yapmakla suçlamıştı. Kiev, santralin güvenliğinin sağlanması için bölgenin askerden arındırılması ve kontrolün UAEA'ya devredilmesi çağrısında bulunmuştu. Şu ana kadar Ukrayna'dan konuya ilişkin sessizlik sürüyor; bağımsız kaynaklar da saldırı iddiasını doğrulayamadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Zaporijya Nükleer Santrali'ne yönelik her türlü saldırı haberi, uluslararası kamuoyunda nükleer bir kazanın olası sonuçlarına dair endişeleri artırıyor. Santral, altı reaktörüyle Avrupa'nın en büyük nükleer güç üretim kapasitesine sahip. Olası bir radyasyon sızıntısı, sadece Ukrayna ve Rusya'yı değil, Karadeniz üzerinden Türkiye, Romanya, Bulgaristan ve tüm Doğu Avrupa'yı etkileyebilir. UAEA, santraldeki personelin baskı altında çalıştığını ve güvenlik protokollerinin tam olarak uygulanamadığını defalarca raporladı.
Rusya'nın Zaporijya'yı ilhak etme yönündeki adımları ve santrali Rus enerji sistemine bağlama girişimleri, uluslararası hukuk açısından tartışmalı. Batılı ülkeler, santralin statüsünü değiştirmeye yönelik her türlü tek taraflı eylemi tanımayacaklarını açıklamıştı. Öte yandan, savaşın seyri içinde santral çevresindeki çatışmalar zaman zaman yoğunlaşıyor ve bu durum nükleer güvenlik uzmanlarını alarma geçiriyor. Son olay da bu hassasiyeti yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Zaporijya Nükleer Santrali'ne yönelik saldırı iddiası, Türkiye'nin Karadeniz güvenliği ve enerji arz güvenliği açısından doğrudan önem taşıyor. Olası bir radyasyon sızıntısı, Karadeniz akıntıları ve rüzgâr yönüne bağlı olarak Türkiye'nin kuzey kıyılarını etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, savaşın başından bu yana hem Ukrayna hem Rusya ile diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor ve nükleer tesislerin güvenliği konusunda uluslararası girişimleri destekliyor. Bu tür olaylar, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü ve bölgesel istikrar arayışını daha da kritik hale getiriyor. Enerji piyasalarındaki dalgalanma riski ise Türkiye'nin doğalgaz ve elektrik fiyatları üzerinden dolaylı ekonomik etkilere yol açabilir.