Rus ordusu, cephe hattına sadece birkaç kilometre uzaklıktaki Zaporijya şehrinde eğitim kurumlarını, toplu taşıma araçlarını ve kamu binalarını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. On binlerce sivilin yaşadığı bu sanayi kentinde son haftalarda hava saldırıları ve topçu atışları nedeniyle güvenlik durumu hızla kötüleşiyor. Yetkililer, özellikle sabah ve akşam saatlerinde okul servislerinin ve belediye otobüslerinin hedef alındığını bildiriyor. Saldırılarda en az 12 sivil hayatını kaybetti, 45 kişi yaralandı. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, bu saldırıları 'sistematik bir terör eylemi' olarak nitelendirdi ve uluslararası topluma acil hava savunma desteği çağrısında bulundu.
Gelişmenin arka planı: Zaporijya neden hedefte?
Zaporijya, savaşın başından bu yana stratejik öneme sahip bir şehir. Burada bulunan Zaporijya Nükleer Santrali, Avrupa'nın en büyük nükleer tesislerinden biri ve sürekli olarak çatışmaların odağında. Ancak son dönemde Rusya, sivil altyapıyı hedef alan bir taktik değişikliğine gitti. Uzmanlara göre bu, Ukrayna'nın lojistik hatlarını bozmayı ve sivil moralini çökertmeyi amaçlıyor. Okulların hedef alınması, Ukrayna'nın eğitim sistemini felç etme ve aileleri şehirden kaçmaya zorlama amacı taşıyor. Belediye Başkanı Anatoliy Kurtiev, 'Artık sadece askeri hedefler değil, her gün kullandığımız binalar da tehdit altında' dedi. Şehirde elektrik ve su şebekeleri de sık sık vuruluyor; bu da insani krizi derinleştiriyor.
Rusya Savunma Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, yalnızca askeri hedeflere saldırdıklarını iddia etti. Ancak Ukrayna tarafı, saldırıların koordineli olduğunu ve istihbarat desteğiyle yapıldığını öne sürüyor. Zaporijya'da faaliyet gösteren insani yardım kuruluşları, okul ve hastane gibi sivil yapıların artık güvenli olmadığını belirtiyor. Birleşmiş Milletler, savaşın başından bu yana Ukrayna'da sivillerin yoğun olarak bulunduğu bölgelere yönelik saldırılarda 10 binden fazla sivilin öldüğünü kaydetti.
Bölgesel ve küresel boyut: Savaşın seyri değişiyor mu?
Zaporijya'daki bu yeni saldırı dalgası, Rusya'nın savaş stratejisinde bir değişime işaret ediyor. Uzun süredir Ukrayna'nın doğusunda siper savaşına odaklanan Rus ordusu, şimdi daha geniş çaplı bir şok ve dehşet politikası izliyor. Bu durum, Ukrayna'nın Batı'dan aldığı askeri yardımların yetersiz kaldığı yönündeki eleştirileri de güçlendiriyor. NATO yetkilileri, Ukrayna'nın hava savunma sistemlerinde ciddi bir açık olduğunu kabul ediyor. ABD'nin sağladığı Patriot bataryaları ve Almanya'nın teslim ettiği IRIS-T sistemleri, özellikle balistik füze tehdidine karşı etkili olsa da, Rusya'nın dron ve seyir füzelerine karşı yeterli koruma sağlayamıyor.
Öte yandan, Ukrayna'nın güney cephesinde karşı taarruz hazırlıkları sürerken, Rusya'nın sivil hedeflere yönelmesi, Ukrayna ordusunun moralini ve halkın savaşa olan desteğini etkileyebilir. Savaşın başlangıcından bu yana Zaporijya'dan 200 binden fazla kişi tahliye edildi; ancak şehirde hâlâ yaklaşık 450 bin kişi yaşıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, kentte insani durumun giderek dayanılmaz hale geldiğini ve kış aylarının yaklaşmasıyla daha da kötüleşeceğini uyarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna-Rusya savaşında arabulucu rolünü sürdürürken Zaporijya Nükleer Santrali'nin güvenliği konusunda özel bir hassasiyete sahip. Santralin bulunduğu bölgeye yönelik saldırılar, Türkiye'nin arabuluculuk çabalarının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Türkiye, Ukrayna'nın güneyindeki gelişmeleri Karadeniz güvenliği ve tahıl koridoru anlaşması açısından yakından takip ediyor. Şehirdeki sivil kayıpların artması, Türkiye'nin insani yardım ve arabuluculuk politikalarını yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Ankara'nın bu krizde hem Kiev'le hem de Moskova'yla diyalog kanallarını açık tutması, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor.