Rusya, Ukrayna'daki savaşı sona erdirmek için uluslararası toplumdan gelebilecek yeni barış önerilerine prensipte açık olduğunu, ancak bu önerilerin Moskova'nın 'sahadaki yeni gerçekler' olarak nitelendirdiği durumu tanıması gerektiğini bildirdi. Üst düzey bir Rus diplomatının açıklamasına göre, Kremlin müzakere masasına dönmeye hazır ancak Kiev'in ve Batılı müttefiklerinin bugüne kadar kabul etmediği bazı temel şartlar öne sürüyor. Bu açıklama, savaşın üçüncü yılına yaklaşılırken uluslararası toplumun barış çabalarını yoğunlaştırdığı bir dönemde geldi. Rusya'nın tutumu, Batı'nın Ukrayna'ya askeri desteğini sürdürdüğü ve Kiev'in toprak bütünlüğünün korunmasında ısrar ettiği bir ortamda, diplomasi umutlarını karışık bir tabloya çeviriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkili, yaptığı açıklamada Moskova'nın Ukrayna konusundaki tutumunun değişmediğini vurguladı. Yetkili, 'Rusya, Ukrayna'daki krize siyasi bir çözüm bulunması için yapıcı önerilere açıktır. Ancak bu süreçte 'sahadaki yeni gerçeklerin' dikkate alınması gerekmektedir. Bu gerçekler, Kırım'ın Rusya'ya katılımı ve Donetsk ile Luhansk halk cumhuriyetlerinin bağımsızlığını tanıyanlar da dahil olmak üzere, Rus anayasasında ve uluslararası hukukta yer alan düzenlemelerle belirlenmiştir' ifadelerini kullandı.
Diplomatik kaynaklar, bu açıklamanın Rusya'nın savaş öncesi ve savaş sırasında dile getirdiği taleplerin bir tekrarı olduğunu, ancak 'yeni fikirlere açık' ifadesinin Batılı ülkelerin son dönemde yaptığı bazı barış girişimlerine yanıt olarak yorumlanabileceğini belirtiyor. Özellikle Brezilya, Çin ve Afrika Birliği gibi ülkelerin arabuluculuk çabaları, Rusya'nın bu tür girişimleri kendi lehine kullanma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Rusya, daha önce de İstanbul'da yapılan müzakerelerde bazı anlaşma taslaklarına yaklaştığı ancak Batı'nın Kiev'e askeri desteğini artırması üzerine masadan kalktığı biliniyor.
Ukrayna tarafı ise Rusya'nın 'yeni gerçekler' ifadesini reddediyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, 'Rusya'nın işgal altındaki toprakları tanımamızı istemesi, egemenliğimizden vazgeçmemiz anlamına gelir. Bu asla kabul edilemez. Barış ancak uluslararası hukuka saygı ve toprak bütünlüğümüzün tam olarak iadesi ile mümkündür' dedi. Batılı yetkililer de Moskova'nın 'açık kapı' söyleminin gerçek niyeti gizlemeye yönelik olduğunu, Rusya'nın askeri hedeflerine ulaşana kadar müzakerelere yanaşmayacağını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Rusya'nın bu açıklaması, savaşın seyrini etkileyen birçok faktörün gölgesinde geldi. Ukrayna ordusunun yaz aylarında başlattığı karşı taarruzun beklenen ilerlemeyi sağlayamaması, Batı'daki savaş yorgunluğu tartışmalarını artırırken, Rusya'nın kış aylarında enerji ve altyapı hedeflerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırması insani durumu daha da kötüleştiriyor. Bu tablo, uluslararası toplumda barış için yeni arayışları hızlandırıyor. Özellikle Çin'in Bahar Şenliği sırasında ortaya koyduğu 12 maddelik barış planı, Rusya tarafından olumlu karşılanırken Ukrayna ve Batı tarafından 'Rusya'nın işgalini meşrulaştırıcı' bulunarak eleştirilmişti. Benzer şekilde Afrika Liderleri Girişimi'nin arabuluculuk denemesi de sonuçsuz kalmıştı.
Küresel güç mücadelesi açısından bakıldığında, Rusya'nın bu çıkışı, Batı'nın Ukrayna'ya desteğini sürdürme kararlılığını test etme amacı taşıyor olabilir. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önceki açıklamalarında Batı'nın savaştan yorulacağını ve Ukrayna'ya desteğin azalacağını öngördüğünü belirtmişti. Bu bağlamda, Moskova'nın 'barışa açık' mesajı, Batı kamuoyunda savaşın maliyetine dair tartışmaları körükleyerek Ukrayna'ya desteği zayıflatmayı hedefleyen bir psikolojik harekât olarak da değerlendiriliyor. Ancak NATO'nun doğu kanadında askeri yığınak yapması ve İsveç'in ittifaka katılımının onaylanması, Rusya'nın güvenlik endişelerini artırarak müzakereler için elini zayıflatabilecek gelişmeler arasında.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın barışa açık sinyali, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenliği ve enerji koridorları üzerinde doğrudan etkili olabilecek bir gelişmedir. Ankara, savaşın başından beri hem Kiev hem Moskova ile diyalog kurabilen nadir ülkelerden biri olarak arabulucu rolünü sürdürüyor. Türkiye ayrıca tahıl koridoru anlaşmalarının yeniden canlandırılması ve olası bir ateşkesin sağlanması için kilit bir konuma sahip. Rusya'nın müzakerelere açık olduğunu açıklaması, Türkiye'nin bu arabuluculuk çabalarına yeni bir zemin hazırlayabilir. Ancak Ankara'nın, Moskova'nın 'yeni gerçekler' şartını kabul etmesi beklenmiyor ve Türkiye, Kırım'ın ilhakını tanımıyor. Bu nedenle Türkiye'nin, Rusya'nın bu hamlesini Ukrayna'nın toprak bütünlüğü lehine diplomasiye geri dönme fırsatı olarak görmesi, ancak sürecin Ukrayna'nın onayı olmadan ilerlemeyeceği gerçeğini gözetmesi gerekiyor.