Rusya, 18-20 Eylül tarihlerinde parlamentonun alt kanadı Duma için seçim düzenleyecek. Bu, Şubat 2022'de Ukrayna'ya yönelik geniş çaplı askeri müdahalenin başlamasından bu yana ülkede yapılan ilk parlamento seçimi olma özelliği taşıyor. Seçim, savaşın beşinci yılına girilirken ve Batı'nın ağır yaptırımları altında gerçekleşecek. Rusya yönetimi, seçimi "özel askeri operasyon" olarak adlandırdığı savaşta halk desteğini gösterme ve mevcut siyasi düzeni pekiştirme aracı olarak görüyor.
Seçimin arka planı ve siyasi tablo
Rusya'da parlamento seçimleri normalde karma sistemle yapılıyor; 450 sandalyenin yarısı parti listelerinden, yarısı tek üyeli bölgelerden seçiliyor. Ancak bu seçimde bağımsız gözlemcilerin ve muhalefetin büyük ölçüde devre dışı bırakıldığı biliniyor. Muhalefet lideri Aleksey Navalny'nin hapiste olması ve destekçilerinin yurt dışına kaçması veya tutuklanması nedeniyle seçime katılımın düşük olması bekleniyor. Ayrıca birçok bağımsız aday seçim komisyonları tarafından çeşitli gerekçelerle diskalifiye edildi.
Kremlin, seçimi "vatanseverlik" ve "istikrar" teması üzerine kurmuş durumda. Devlet medyası, seçimi Rusya'nın uluslararası baskılara karşı direnişinin bir göstergesi olarak sunuyor. Yerel yönetimler, asker ailelerine ve gazilere yönelik sosyal yardımları öne çıkararak seçmeni sandığa çekmeye çalışıyor. Ancak ekonomik zorluklar, yükselen enflasyon ve savaşın yarattığı insan kaybı halk arasında sessiz bir hoşnutsuzluk yaratmış durumda.
Seçim sonuçlarının önceden belirlenmiş olduğu ve iktidardaki Birleşik Rusya partisinin büyük çoğunluğu koruyacağı tahmin ediliyor. Seçim, Batılı ülkeler tarafından büyük olasılıkla meşruiyeti sorgulanacak ve gözlemciler davet edilmeyebilir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) genellikle Rusya seçimlerini izlemek için davet edilirken, bu yıl Kısıtlamalar nedeniyle sınırlı katılım olabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Rusya'nın seçim takvimi, Ukrayna'daki savaşın seyriyle yakından bağlantılı. Ukrayna, geçtiğimiz aylarda karşı taarruzunu sürdürerek bazı bölgelerde ilerleme kaydetti. Rusya ise cephede savunma hatlarını güçlendirirken, siyasi olarak da iç cepheyi sağlamlaştırmaya çalışıyor. Seçim, Rusya'nın uluslararası izolasyona rağmen kendi iç dinamiklerini kontrol altında tutabildiğini gösterme çabası olarak yorumlanıyor.
Batı ülkeleri, seçimi tanımayacaklarını açıklayabilir. ABD ve AB, Rusya'ya yönelik yaptırımları sürdürüyor ve seçim sonrası yeni yaptırım paketleri gündeme gelebilir. Çin ve Hindistan gibi ülkeler ise seçimi izleyip, Rusya ile ilişkilerini denge politikası çerçevesinde yürütmeye devam edecek. Seçim sonuçları, Rusya'nın dış politikasında önemli bir değişiklik yaratmayacak; ancak Kremlin'in savaş sonrası düzen arayışlarında meşruiyet zemini oluşturması açısından sembolik önem taşıyor.
Seçim, aynı zamanda Rusya'nın iç ekonomik politikalarını da etkileyecek. Savaş harcamaları ve Batı yaptırımları nedeniyle bütçe açığı büyürken, yeni parlamento sosyal harcamaları ve savunma bütçesini onaylamak zorunda kalacak. Seçim sonrası dönemde vergi artışları ve kemer sıkma önlemleri gündeme gelebilir. Bu da halkın gelecekteki refahı üzerinde belirleyici olacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'daki seçim, Türkiye'nin Karadeniz ve Kafkasya'daki güvenlik dengelerini yakından ilgilendiriyor. Ankara, hem Ukrayna hem Rusya ile diyalog kanallarını açık tutarak arabuluculuk rolünü sürdürüyor. Seçim sonrası Rusya'nın daha da izole olması, Türkiye'nin enerji ve tahıl koridoru gibi konularda aracılık işlevini artırabilir. Ancak Batı yaptırımlarının sıkılaşması, Türkiye'nin Rusya ile ticaretinde denge gözetmesini zorlaştırabilir. Ayrıca seçim, Türkiye'deki Rus muhalif ve iş insanları açısından da yeni kısıtlamalar getirebilir.