Rusya'nın Uzak Doğu bölgelerinde sandıklar Cuma günü açıldı ve ülke genelinde üç gün sürecek parlamento seçimleri başladı. Devlet Başkanı Vladimir Putin'in partisi Birleşik Rusya'nın Ukrayna ile savaşın beşinci yılında ezici bir zafer kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor. Bu seçim, Moskova'nın Şubat 2022'de Ukrayna'ya asker göndermesinden bu yana yapılan ilk parlamento seçimi olma özelliği taşıyor.
Seçimin Arka Planı ve Siyasi Ortam
Rusya Merkez Seçim Komisyonu'na göre, seçimler 17-19 Eylül tarihleri arasında yapılacak ve ülke genelinde 94 binden fazla sandıkta oy kullanılabilecek. Uzak Doğu'daki Kamçatka ve Çukotka bölgelerinde yerel saatle sabah 08.00'de açılan sandıklar, ülkenin en batısındaki Kaliningrad'a kadar dalga dalga açılacak. Seçimlere katılım oranının düşük olması bekleniyor; bağımsız gözlemciler, savaş nedeniyle birçok muhalif sesin susturulduğunu ve seçim ortamının adil olmadığını belirtiyor.
Devlet Duması'ndaki 450 sandalyenin tamamı için yapılan seçimlerde, Birleşik Rusya'nın yanı sıra Komünist Parti, Adil Rusya ve Liberal Demokrat Parti gibi sistem içi muhalefet partileri de yarışıyor. Ancak bu partilerin çoğu Kremlin'e sadık kalmakla eleştiriliyor. Gerçek muhalefet ise ağır baskı altında: Aleksey Navalny'nin ölümünün ardından hareketi "aşırılıkçı" ilan edildi ve destekçileri sürgünde veya hapiste.
Seçim öncesinde bağımsız medya kuruluşları ve insan hakları örgütleri, seçimlerin özgür ve adil olmadığını vurguluyor. Rusya, 2022'den bu yana bağımsız gazeteciliği ve sivil toplumu hedef alan yasalar çıkardı; "yabancı ajan" yasası genişletildi ve savaş karşıtı protestolar sert şekilde bastırıldı. Bu koşullar altında Birleşik Rusya'nın anayasal çoğunluğu koruması ve hatta genişletmesi bekleniyor.
Savaşın Gölgesinde Seçim
Ukrayna savaşı, seçim kampanyasının merkezinde yer alıyor. Putin yönetimi, işgali "özel askeri operasyon" olarak adlandırmaya devam ediyor ve savaşı meşrulaştırmak için propagandaya ağırlık veriyor. Devlet televizyonları, cephedeki gelişmeleri ve "Rusya'nın güvenliğini koruma" söylemini öne çıkarıyor. Ancak savaşın getirdiği ağır ekonomik yaptırımlar, artan asker kayıpları ve ülke içindeki hoşnutsuzluk, seçim sonuçlarını etkileyebilecek faktörler arasında.
Rusya'nın Ukrayna'daki işgali, Batı ile ilişkilerin kopma noktasına gelmesine yol açtı. ABD ve Avrupa Birliği, Rusya'ya karşı benzeri görülmemiş yaptırımlar uyguladı. Bu yaptırımlar Rus ekonomisini zorlasa da, Kremlin savaş ekonomisi modeliyle ayakta kalmayı başardı. Seçim sonuçları, Batı'nın Rusya'ya yönelik politikasını da etkileyebilir; zira Putin'in meşruiyetini sorgulayan Batılı ülkeler, seçimleri tanımayabileceklerini sinyal veriyor.
Seçim sürecinde dikkat çeken bir diğer nokta, işgal altındaki Ukrayna topraklarında da oy kullanılacak olması. Rusya, geçen yıl yasadışı ilhak ettiği Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson bölgelerinde de sandık kurdu. Ukrayna ve uluslararası toplum bu adımı "seçim tiyatrosu" olarak nitelendiriyor ve tanımıyor.
Uluslararası Yansımalar
Rusya'daki seçimler, küresel jeopolitik dengeler açısından büyük önem taşıyor. Putin'in siyasi kontrolü güçlendirmesi, Ukrayna savaşında daha da agresif bir tutum izlemesine olanak tanıyabilir. Aynı zamanda Rusya, Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkeleriyle ilişkilerini derinleştirerek Batı'nın yaptırımlarına karşı koymaya çalışıyor. Seçim sonrası dönemde Moskova'nın Asya-Pasifik bölgesine yönelik politikalarında bir değişiklik beklenmiyor; aksine, enerji ve askeri işbirliği anlaşmalarıyla bu bölgedeki etkisini artırması muhtemel.
Avrupa güvenlik mimarisi açısından ise seçimler, Rusya'nın revizyonist politikalarının devam edeceğinin işareti olarak okunuyor. NATO, Rusya'nın seçim sonrası dönemde de Ukrayna'ya yönelik saldırılarını sürdüreceğini ve hibrit tehditlerini artıracağını öngörüyor. Bu durum, ittifakın doğu kanadında savunma harcamalarını artırmasına ve Ukrayna'ya askeri desteğini sürdürmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'daki parlamento seçimleri, Türkiye'nin dış politikası ve bölgesel güvenliği açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Rusya ile Ukrayna arasında denge politikası izliyor; bir yandan Ukrayna'ya insansız hava araçları satarken, diğer yandan Rusya ile enerji ve ticaret ilişkilerini sürdürüyor. Putin'in seçim zaferi, Türkiye-Rusya ilişkilerinde köklü bir değişiklik anlamına gelmese de, savaşın uzaması Türkiye'nin arabuluculuk rolünü daha da zorlaştırabilir. Ayrıca, Rusya'nın seçim sonrası Karadeniz'deki askeri varlığını artırması, Türkiye'nin güvenlik hesaplamalarını etkileyebilir. Ekonomik açıdan, Batı yaptırımlarının Rusya üzerindeki etkisi, Türkiye'nin Rus enerjisine bağımlılığı ve ticaret hacmi göz önüne alındığında, Ankara için riskler barındırıyor. Türkiye, seçim sonuçlarını tanıma konusunda Batı ile aynı çizgide olmayabilir; zira Moskova ile diyalog kanallarını açık tutmak istiyor.