Rusya'da, Ukrayna'daki savaşın gölgesinde parlamento seçimi için oy verme işlemi başladı. Ülkenin Uzak Doğu bölgelerinde Cuma günü açılan sandıklarla start alan ve üç gün sürecek olan seçim, Moskova'nın Ukrayna'ya yönelik tam ölçekli işgalini başlatmasından bu yana yapılan ilk parlamento seçimi olma özelliği taşıyor. Kremlin'in ana partisi Birleşik Rusya'nın, diğer müttefik partilerle birlikte iktidarını korumasına kesin gözüyle bakılıyor. Seçim, Batı ile artan gerilim ve iç baskıların yaşandığı bir dönemde Rusya'nın siyasi yönelimini göstermesi açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Seçimin Arka Planı ve Adaylar
Rusya Federasyonu'nda Devlet Duması seçimleri için ülke genelinde oy verme işlemi 17-19 Eylül tarihlerinde gerçekleştiriliyor. Seçimlerde 14 siyasi parti yarışıyor. Ancak uluslararası gözlemciler, muhalefetin sistematik olarak baskı altına alındığını ve medya erişiminin kısıtlandığını belirterek seçimin özgür ve adil olmayacağı endişesini dile getiriyor. Özellikle tutuklu muhalif lider Alexei Navalny'nin destekçileri ve bağımsız adaylar, seçim sürecinden dışlanmış durumda. Kremlin, seçimlere olan ilgiyi artırmak için uzaktan oy verme gibi yöntemlerle katılımı yüksek tutmaya çalışıyor.
Birleşik Rusya'nın yanı sıra Komünist Parti, Adil Rusya ve Liberal Demokrat Parti gibi geleneksel partiler de yarışta. Ancak bu partilerin büyük ölçüde Kremlin ile uyumlu hareket ettiği ve gerçek bir muhalefet oluşturmadığı ifade ediliyor. Seçim sonuçlarının, Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 2024'teki başkanlık seçimi öncesinde siyasi tabanını sağlamlaştırmasına hizmet etmesi bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ukrayna savaşı, Rusya'nın iç siyasetini ve seçim atmosferini derinden etkilemiş durumda. Savaş nedeniyle ülke genelinde sıkıyönetim uygulamaları ve sansür artmış, bağımsız medya neredeyse tamamen susturulmuş durumda. Seçim kampanyası boyunca Ukrayna'daki "özel askeri operasyon" dışında ciddi bir tartışma yaşanmadı. Batılı ülkeler, seçimi tanımayacaklarını ve sonuçların meşruiyetini sorgulayacaklarını açıklamış durumda. Avrupa Birliği ve ABD, Rusya'ya yönelik yaptırımları seçim sonrasında da sürdüreceklerini belirtti.
Seçim, aynı zamanda Rusya'nın uluslararası izolasyonunu pekiştirecek bir adım olarak görülüyor. Moskova, seçimlere Çin, Hindistan ve bazı Orta Asya ülkelerinden gözlemci davet ederek Batı dışı bir meşruiyet arayışı içinde. Ancak AGİT gibi Batılı kuruluşlar seçim gözlem misyonu göndermeyeceklerini duyurdu. Bu durum, Rusya'nın küresel sistemden kopuşunu simgeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'daki parlamento seçimi, Türkiye-Rusya ilişkileri açısından doğrudan bir değişiklik yaratmasa da, Ankara'nın denge politikası üzerindeki etkileri nedeniyle takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Ukrayna savaşında taraflar arasında arabuluculuk rolü üstlenmiş, Birleşmiş Milletler Tahıl Koridoru Anlaşması gibi kritik adımlara öncülük etmişti. Rusya'da seçim sonrası Kremlin'in daha da sertleşmesi, Türkiye'nin enerji, ticaret ve turizm bağlantılarını riske atabilir. Ayrıca, Karadeniz'deki güvenlik dengeleri ve Suriye gibi bölgesel dosyalarda Rusya ile yürütülen iş birliği, seçim sonuçlarına göre şekillenebilir. Türkiye, Batı ile Rusya arasında hassas bir denge kurmaya devam edecek.