Rusya'nın Ortadoğu'daki etkisi, Soğuk Savaş döneminden bu yana sınırlı kalmış ve günümüzde de belirgin bir şekilde zayıf seyrediyor. Middle East Eye'da yayımlanan bir analizde, Rusya'nın İsrail-Filistin meselesindeki tutumu ve Sovyetler Birliği'nin anti-Siyonist mirası ele alınarak, Moskova'nın bölgede neden hâlâ etkisiz bir aktör olduğu tartışılıyor. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un açıklamaları, Sovyet dönemindeki anti-Siyonist politikaların bir devamı niteliğinde. Ancak bu tutum, Rusya'nın bölgedeki nüfuzunu artırmaya yetmiyor.
Sovyet Mirası ve Rusya'nın Tutumu
Sovyetler Birliği, İsrail'in kuruluşuna karşı çıkmış ve Arap devletlerine destek vermişti. Bu politik miras, Rusya'nın İsrail-Filistin çatışmasındaki pozisyonunu şekillendiriyor. Moskova, Filistin yanlısı bir söylem benimserken, İsrail ile de ilişkilerini korumaya çalışıyor. Ancak bu denge politikası, Rusya'nın bölgede etkili bir arabulucu olmasını engelliyor. Lavrov'un son açıklamaları, Sovyet dönemindeki anti-Siyonist söylemin bir yansıması olarak görülüyor. Rusya, Birleşmiş Milletler'de Filistin'e destek veren kararları desteklese de, uygulamada somut bir sonuç elde edemiyor.
Rusya'nın Ortadoğu'daki etkisizliğinin temel nedenlerinden biri, ekonomik ve askeri kapasitesinin sınırlı olması. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Rusya, bölgede geniş çaplı bir nüfuz kurmakta zorlandı. Suriye'deki askeri müdahalesi, Moskova'nın bölgede bir miktar etki kazanmasını sağladı ancak bu etki kalıcı olmadı. Rusya, İran ve Türkiye ile birlikte Astana sürecinde yer alsa da, İsrail-Filistin meselesinde arabuluculuk yapma kapasitesi zayıf. ABD'nin bölgeden kısmen çekilmesi, Rusya için bir fırsat yaratmadı; çünkü Rusya, ekonomik ve diplomatik olarak bölge ülkelerine cazip gelebilecek bir alternatif sunamıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ortadoğu'da etkili olmak, sadece askeri güçle değil, aynı zamanda ekonomik yatırımlar, diplomatik girişimler ve kültürel bağlarla mümkün. Rusya, bu alanlarda Batılı ülkelerin ve bölgesel güçlerin gerisinde kalıyor. Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında bölgeye yaptığı yatırımlar, Rusya'nın ekonomik etkisini gölgeliyor. Ayrıca, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, bölgedeki itibarını ve kaynaklarını olumsuz etkiliyor. Moskova, bir yandan Batı yaptırımlarıyla mücadele ederken, diğer yandan Ortadoğu'da etkin bir politika izlemekte zorlanıyor.
İsrail-Filistin çatışmasında Rusya'nın tutumu, genellikle Filistin yanlısı bir çizgide olsa da, bu tutum pratikte sınırlı kalıyor. Rusya, Hamas ve Fetih ile görüşmeler yapıyor ancak İsrail üzerinde baskı kuracak araçlara sahip değil. ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz destek, Rusya'nın arabuluculuk çabalarını etkisiz kılıyor. Ayrıca, Rusya'nın Suriye'deki varlığı, İsrail'in güvenlik endişelerini artırıyor ve Moskova'nın İsrail ile ilişkilerini zorlaştırıyor. Bu durum, Rusya'nın bölgede denge politikası izlemesini engelliyor.
Rusya'nın Ortadoğu'daki etkisizliği, sadece İsrail-Filistin meselesiyle sınırlı değil. Körfez ülkeleri, Suudi Arabistan ve BAE gibi aktörler, Rusya'dan çok ABD ve Çin ile işbirliği yapmayı tercih ediyor. Rusya'nın enerji alanındaki etkisi, OPEC+ anlaşmalarıyla sınırlı. Moskova, Suriye'deki askeri üsleri sayesinde Akdeniz'de varlık gösterse de, bu varlık bölgesel dengeleri değiştirecek düzeyde değil. Rusya'nın Ortadoğu politikası, genellikle reaktif ve savunmacı bir karakter taşıyor; proaktif ve stratejik bir vizyondan yoksun.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın Ortadoğu'daki etkisizliği, Türkiye için hem fırsat hem de zorluklar barındırıyor. Türkiye, bölgede Rusya ile zaman zaman işbirliği yapıyor (Astana süreci, Suriye) ancak Rusya'nın zayıf konumu, Türkiye'nin manevra alanını genişletiyor. Öte yandan, Rusya'nın etkisizliği, Batılı güçlerin bölgede daha fazla inisiyatif almasına yol açabilir ve bu durum Türkiye'nin denge politikasını zorlaştırabilir. Türkiye, Rusya ile enerji ve savunma alanındaki işbirliğini sürdürürken, Suriye ve Libya gibi dosyalarda farklı düşebiliyor. Rusya'nın bölgedeki zayıflığı, Türkiye'nin kendi etki alanını genişletmesi için bir fırsat olabilir; ancak bu, Rusya ile ilişkilerin bozulmaması kaydıyla mümkün. Ayrıca, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, Türkiye'nin Karadeniz'deki güvenlik dengelerini de etkiliyor. Türkiye, Rusya'nın bölgedeki etkisizliğini dikkate alarak, çok yönlü dış politikasını sürdürmeli ve Batı ile ilişkilerini de güçlendirmeli.