Rusya, nükleer silahların küresel bir savaşı önlemenin "tek" güvencesi olduğunu açıkladı. Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Rus devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, mevcut jeopolitik ortamda nükleer caydırıcılığın hayati önem taşıdığını vurguladı. Bu açıklama, Rusya ile ABD arasındaki son nükleer silah kontrol anlaşması olan Yeni START'ın (Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması) Şubat 2026'da sona ermesinin ardından geldi. Peskov, "Nükleer silahlar şu anda küresel bir çatışmayı önlemenin tek garantisidir" ifadelerini kullandı.
Yeni START Anlaşması'nın Sona Ermesi ve Sonrası
Yeni START anlaşması, 2010 yılında imzalanmış ve 2021'de beş yıl uzatılmıştı. Ancak Rusya, Şubat 2023'te anlaşmadaki yükümlülüklerini askıya aldığını duyurdu. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, anlaşmanın yenilenmesi için Rusya'ya çağrıda bulunsa da Moskova, Ukrayna savaşı nedeniyle bu çağrılara olumlu yanıt vermedi. Rusya Dışişleri Bakanlığı, anlaşmanın yenilenmesi için ABD'nin öncelikle Ukrayna'daki politikasını değiştirmesi gerektiğini belirtiyor.
Anlaşmanın sona ermesiyle birlikte, her iki ülke de nükleer başlıklarını denetimsiz bir şekilde artırma potansiyeline sahip. Uzmanlar, bu durumun yeni bir silahlanma yarışını tetikleyebileceği konusunda uyarıyor. Rusya'nın nükleer doktrininde yaptığı son değişiklikler, nükleer silah kullanım eşiğini düşürmüş durumda. Peskov'un açıklamaları, bu eğilimi teyit eder nitelikte.
Küresel Güvenlik ve Nükleer Caydırıcılık
Rusya'nın bu açıklamaları, Ukrayna savaşının gölgesinde geliyor. Batılı ülkeler, Rusya'nın nükleer tehditlerini ciddiye almakla birlikte, Moskova'nın bu tür söylemlerinin psikolojik savaş taktiği olduğunu düşünüyor. NATO, Rusya'nın nükleer retoriğine karşı caydırıcılık kapasitesini artırma kararı aldı. Öte yandan, Çin ve Kuzey Kore gibi ülkeler de nükleer cephaneliklerini modernize ediyor.
Uluslararası Kriz Grubu'na göre, nükleer silah kontrol rejiminin çökmesi, küresel güvenlik için en büyük tehditlerden biri. Stratejik istikrarın sağlanması için acilen yeni bir anlaşma zemininin oluşturulması gerekiyor. Ancak Rusya ile Batı arasındaki güvensizlik, diplomatik çabaları zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'nın nükleer silahlara vurgu yapması, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Karadeniz bölgesinin güvenliğini doğrudan etkiliyor. Türkiye, NATO'nun nükleer paylaşım programına katılan bir ülke olarak, nükleer caydırıcılığın bir parçası. Ancak Rusya'nın bu söylemi, bölgede gerginliği artırabilir. Türkiye, hem NATO müttefiki olarak Batı'nın caydırıcılık pozisyonunu desteklemeli hem de Rusya ile diyaloğu sürdürerek çatışma riskini azaltmalıdır. Ayrıca, Montrö Boğazlar Sözleşmesi kapsamında Karadeniz'deki askeri dengenin korunması, Türkiye için hayati önem taşıyor.