Rusya-Hindistan-Çin (RİÇ) üçlü iş birliği formatı, resmî olarak yeniden başlamamış olsa da diplomatik gündemde yeniden yer bulmaya başladı. 2025 yılında Moskova, RİÇ formatını canlandırmak için yeniden girişimlerde bulunurken, Yeni Delhi’den gelen ilk sinyaller herhangi bir toplantının “karşılıklı uygun” bir zeminde düzenlenebileceği yönünde. Henüz bir zirve takvimde görünmemekle birlikte, jeopolitik sinyaller RİÇ’in yeniden masaya yatırılması için zeminin olgunlaştığına işaret ediyor. Bu gelişme, küresel güç dengelerinde özellikle ABD merkezli Batı bloku karşısında alternatif bir platform arayışlarının devam ettiğini gösteriyor.
RİÇ Formatı: Soğuk Savaş’tan kalan miras
Rusya, Hindistan ve Çin arasındaki üçlü diyalog mekanizması ilk olarak 1990’ların sonunda dönemin Rusya Başbakanı Yevgeni Primakov tarafından gündeme getirildi. Primakov, ABD hegemonyasına karşı bir “Stratejik Üçgen” oluşturmayı hedeflemişti. Ancak 2010’ların sonunda, özellikle Çin-Hindistan arasındaki sınır anlaşmazlıkları ve stratejik rekabetin derinleşmesiyle birlikte RİÇ formatı işlevsiz hale geldi. 2020’deki Galwan Vadisi çatışmaları, Yeni Delhi ile Pekin arasındaki güven bunalımını zirveye taşıdı ve o tarihten bu yana üçlü mekanizma tam anlamıyla çalışamaz duruma geldi.
Moskova, Batı yaptırımları altında alternatif diplomatik kanalları canlandırmak isterken, Hindistan da dengeleyici bir güç olarak Çin’le ilişkilerini tamamen koparmadan yönetmeye çalışıyor. Çin ise kendi güvenlik endişeleri ve bölgesel liderlik hedefleri doğrultusunda RİÇ’i kullanılabilir bir araç olarak görüyor. 2025’te Moskova’dan gelen RİÇ sinyalleri, üçlü mekanizmanın yeniden işlerlik kazanma potansiyelini artırsa da Hindistan’ın Çin’le sınır sorunları henüz aşılmış değil. Yine de, Moskova’nın girişimleri, RİÇ’in “ölü” ilan edilmesi için erken olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Çok kutupluluk vurgusu
RİÇ formatının yeniden canlanması, küresel ölçekte çok kutuplu bir düzen tartışmalarına yeni bir boyut kazandırabilir. Özellikle BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ve diğer Çin-Rusya eksenli platformların yanında, RİÇ’in üç büyük Asya gücünü bir araya getiren bir alt gruplama olarak öne çıkması beklenebilir. Bu, Batı ittifaklarına karşı bir denge unsuru olarak yorumlanabilir. Hindistan’ın ise bu denklemdeki konumu kritik: Batı’yla, özellikle ABD ve Avrupa Birliği ile sıkı bağlarını korurken, Rusya’dan enerji ithalatını artırmakta ve Çin’le ticari ilişkilerini derinleştirmektedir. RİÇ’in yeniden etkin hale gelmesi, Hindistan’ın bu çok ayaklı dış politikasının bir yansıması olarak da okunabilir. Ayrıca, Orta Asya’da nüfuz mücadelesi, Hint-Pasifik stratejileri ve iklim değişikliği gibi ortak sorunlar da bu formatın ajandasında yer bulabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
RİÇ formatının yeniden gündeme gelmesi, Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS gibi Batı dışı platformlarla artan etkileşimi açısından anlamlıdır. Türkiye, çok kutuplu dünya düzeninde kendi stratejik manevra alanını genişletirken, RİÇ’in canlanması Ankara’nın Asya’daki dengeleri daha yakından takip etmesini gerektirebilir. Doğrudan RİÇ’e üye olmasa da, bu üç ülkeyle ikili ilişkileri (Rusya ile enerji ve güvenlik, Hindistan ile savunma ticareti, Çin ile ekonomik iş birliği) düşünüldüğünde, gelişmeler Türkiye’nin çok yönlü dış politikasını destekleyebilir. Ancak Hindistan-Pakistan rekabeti gibi faktörler, Türkiye’nin bu üçlü yapı içindeki konumunu sınırlayabilir. Sonuç olarak RİÇ’in yeniden canlanması, Ankara’nın Asya-Pasifik stratejisi için bir tehdit değil, aksine alternatif bir zemin olabilir.