Rusya'nın Ukrayna'nın güneyindeki Kriviy Rih kentine düzenlediği füze saldırısında üç sivil hayatını kaybetti, en az 15 kişi yaralandı. Ukraynalı yetkililer, Rus güçlerinin saldırıda misket bombası kullandığını öne sürerken, olay sivil yerleşim bölgesinde meydana geldi. Saldırı, 23 Haziran 2025 tarihinde gerçekleşti ve kentte büyük paniğe yol açtı. Kriviy Rih Belediye Başkanı Oleksandr Vilkul, yaptığı açıklamada saldırıda konutların ve altyapının hasar gördüğünü belirtti. Olay yerine sevk edilen ekipler, enkaz altında kalanları kurtarma çalışmalarını sürdürüyor.
Saldırının arka planı ve misket bombası iddiaları
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rusya'nın sivil hedeflere yönelik saldırılarını kınadı. Zelenskiy, "Rusya terörü her gün masum insanların hayatına mal oluyor. Kriviy Rih'de üç kişi hayatını kaybetti. Misket bombası kullanımı uluslararası hukuka aykırıdır" ifadelerini kullandı. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı da Rusya'yı kasıtlı olarak sivilleri hedef almakla suçladı. Öte yandan, Rusya'dan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Bağımsız kaynaklar, Kriviy Rih'de bir petrol deposunun da vurulduğunu, yangının kontrol altına alındığını bildirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Kriviy Rih, savaşın başından bu yana Rus saldırılarının sık sık hedefi oluyor. Kent stratejik öneme sahip olmasa da, Ukrayna'nın önemli sanayi merkezlerinden biri. Saldırı, Rusya'nın sivil altyapıyı hedef almaya devam ettiğini gösteriyor. Uluslararası toplum, sivillere yönelik saldırıları kınarken, savaşın bitmesi için çağrılarda bulunuyor. NATO, Rusya'nın saldırılarını "insanlık dışı" olarak nitelendirirken, Ukrayna'ya askeri yardımların süreceğini duyurdu. Bu olay, Ukrayna'nın batılı müttefiklerinden daha fazla hava savunma sistemi talebini yeniden gündeme getirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşında arabuluculuk rolü üstlenirken, sivil kayıpların arttığı bu tür saldırılar Ankara'nın barış çabalarını zorlaştırıyor. Kriviy Rih saldırısı, Karadeniz bölgesindeki güvenlik riskinin sürdüğünü gösteriyor. Türkiye, Montrö Sözleşmesi kapsamında boğazları yönetirken, savaşın tırmanması Türk dış politikasında denge arayışını güçleştiriyor. Ayrıca, misket bombası kullanımının uluslararası hukuku ihlal etmesi, Türkiye'nin insani diplomasi vurgusuyla örtüşüyor. Ekonomik açıdan ise, savaşın uzaması Türk ihracatını ve turizmini olumsuz etkilemeye devam ediyor.