Alman devlet televizyonu DW'nin Sibirya'daki öğrencilerle yaptığı röportajlar, Rusya'da okullarda yürütülen yoğun askeri-vatanseverlik propagandasının gençler üzerindeki etkisini gözler önüne serdi. Öğrenciler, Ukrayna savaşına ilişkin anlatılanların kendilerini ölüme hazırladığını belirtiyor. Rus hükümeti, çocuklara küçük yaştan itibaren vatanseverlik aşılamayı hedefliyor; ancak bu politikaların gençlerin geleceği üzerindeki yıkıcı etkileri endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.
Propagandanın Okullardaki Yeri ve Öğrenci Tanıklıkları
DW muhabirlerinin Sibirya'nın farklı şehirlerindeki okullarda görüştüğü öğrenciler, müfredata eklenen "Vatanseverlik Dersleri" ve "Önemli Konuşmalar" adı altındaki oturumlarda Ukrayna'daki savaşın Rusya için bir varoluş mücadelesi olarak sunulduğunu aktarıyor. Öğrenciler, öğretmenlerin savaşta ölen askerleri “kahraman” olarak anlattığını, hatta bazı sınıflarda öğrencilere “ülkeleri için ölmeye hazır olmaları” gerektiğinin telkin edildiğini söylüyor. Bir lise öğrencisi, "Bize sürekli savaşın kaçınılmaz olduğu ve her an cepheye çağrılabileceğimiz anlatılıyor. Bu yüzden kendimizi ölüme hazırlıyoruz" diyor.
Rusya Eğitim Bakanlığı, 2022'dan bu yana okullarda haftalık "Vatanseverlik Saati" uygulamasını zorunlu hale getirdi. Bu derslerde öğrencilere Kremlin yanlısı haberler izletiliyor, Ukrayna'daki "özel askeri operasyon"un haklılığı anlatılıyor. Ayrıca gençlik örgütleri aracılığıyla öğrencilere askeri eğitim kampları düzenleniyor, silah kullanma eğitimi veriliyor. DW'nin konuştuğu öğrenciler, bu tür etkinliklere katılmak istemeyenlerin "vatan haini" olarak damgalanmaktan korktuğunu belirtiyor.
Bağımsız gözlemciler, Rus okullarında sistematik bir beyin yıkama süreci yaşandığını vurguluyor. Öğretmenler de baskı altında; müfredata uymayanlar işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya. DW'ye konuşan bir öğretmen, "Çocuklara yalan söylemek zorunda bırakılıyoruz. Bu, onların psikolojisini bozuyor" ifadelerini kullandı. Öğrenciler arasında depresyon, kaygı bozukluğu ve umutsuzluk yaygınlaşmış durumda. Bir öğrenci, "Geleceğimizi göremiyoruz. Savaş bitse bile bu zihniyet bizimle kalacak" diyor.
Rusya'nın Gençlik Politikası ve Uluslararası Yansımaları
Kremlin, gençleri askeri operasyonlara hazırlamak için okulların yanı sıra "Yunarmiya" (Genç Ordu) gibi paramiliter gençlik hareketlerini de güçlendiriyor. Bu hareket, çocuklara silah eğitimi, ilk yardım ve hayatta kalma becerileri öğretiyor; aynı zamanda savaş propagandası yapıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu tür girişimleri "geleceğin savunucularını yetiştirmek" olarak nitelendiriyor. Ancak uluslararası insan hakları örgütleri, bunun çocuk hakları ihlali olduğunu savunuyor. BM Çocuk Hakları Komitesi, Rusya'yı çocukları askeri amaçlarla kullanmakla suçladı.
DW'nin haberine göre, Sibirya'daki okullarda okuyan öğrenciler, savaşın gerçek yüzünü ancak sosyal medya veya yurt dışındaki akrabaları aracılığıyla öğrenebiliyor. Ancak Kremlin, internet erişimini kısıtlayarak ve bağımsız medyayı engelleyerek bu kanalları da tıkıyor. Öğrenciler, "Bize anlatılanlarla gerçekler arasında uçurum var. Ama kimse konuşmaya cesaret edemiyor" diyor. Rusya'da savaş karşıtı protestolar sert şekilde bastırılıyor; binlerce kişi tutuklandı veya ülkeyi terk etti.
Bu durum, Rusya'nın uzun vadeli demografik ve toplumsal yapısını da tehdit ediyor. Genç nüfusun bir kısmı askere alınmamak için yurt dışına kaçıyor; kalanlar ise travma ve umutsuzlukla büyüyor. Uzmanlar, savaş sonrası dönemde Rus toplumunda ciddi bir ruh sağlığı krizi ve kuşak çatışması öngörüyor. Ayrıca, bu propaganda nesli, ileride daha saldırgan bir dış politika için taban oluşturabilir. Avrupa güvenliği açısından bu, uzun vadeli bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Rusya'da okullarda yürütülen yoğun askeri propaganda, Türkiye'nin Karadeniz ve Kafkasya politikalarını doğrudan etkiliyor. Öncelikle, Rusya'nın genç neslini savaşa hazırlaması, bölgesel istikrarı tehdit eden bir unsur olarak görülmeli. Türkiye, Rusya ile ekonomik ve enerji bağımlılığı nedeniyle dengeli bir ilişki yürütse de, Moskova'nın revizyonist politikası ve gençliği militarize etmesi, uzun vadede Ankara'nın güvenlik hesaplarını zorlaştırabilir. Ayrıca, bu propaganda Türkiye'deki Rusça konuşan toplulukları ve turizm bağlantılarını da etkileyebilir. Türkiye, NATO müttefiki olarak Rusya'daki insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalmamalı; ancak jeopolitik dengeleri de gözetmeli. Ukrayna savaşının uzaması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü daha da kritik hale getiriyor.