Rusya'ya ait bir keşif-ödeme dronu, Ukrayna'da Çernobil Nükleer Santrali'nin yakınında bulunan bir nükleer yakıt depolama tesisini hedef aldı. Ukrayna devlet nükleer şirketi Energoatom, saldırının ardından radyasyon seviyelerinin 'normal sınırlar içinde' olduğunu ve herhangi bir radyasyon sızıntısı yaşanmadığını duyurdu. Olay, Çernobil bölgesindeki güvenlik endişelerini yeniden gündeme getirdi.
Saldırının detayları ve arka planı
Saldırı, 30 Mart 2025 tarihinde gece saatlerinde gerçekleşti. Rus ordusuna ait Şahid-136 tipi bir kamikaze dron, Çernobil Nükleer Santrali'ne ait kullanılmış nükleer yakıt depolama tesisinin yakınına düştü. Energoatom tarafından yapılan açıklamada, dronun imha edilmesinin ardından güvenlik ekiplerinin bölgeyi taradığı ve radyasyon ölçümlerinin normal seviyelerde olduğu belirtildi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, saldırıyı 'Rus terörünün bir başka örneği' olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumu tepki göstermeye çağırdı.
Çernobil bölgesi, 1986'daki nükleer felaketten bu yana sıkı güvenlik önlemleri ile yönetiliyor. Bölgede, kullanılmış nükleer yakıtın depolandığı ISF-2 adlı dev bir tesis bulunuyor. Bu tesis, savaşın başlamasından kısa bir süre sonra, 2022'nin ilk aylarında Rus güçleri tarafından kısa bir süre işgal edilmişti. O dönemde de radyasyon sızıntısı yaşanmamıştı. Uzmanlar, depolama tesislerinin kalın beton yapılarının dron saldırılarına karşı görece dayanıklı olduğunu ancak doğrudan bir isabet durumunda ciddi risk oluşabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırı, Ukrayna'daki savaşın nükleer tesisleri hedef alma riskini yeniden gündeme getirdi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), saldırı sonrası Ukrayna ve Rusya ile temas kurduğunu duyurdu. UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, 'Nükleer tesislere yönelik her türlü askeri saldırı kabul edilemez ve bu tür eylemler felaketle sonuçlanabilecek sonuçlar doğurabilir' dedi. Batılı ülkeler, Rusya'nın enerji altyapısına yönelik saldırıları kınarken, Moskova yönetimi ise sivil hedeflere saldırdığı iddialarını reddediyor.
Çernobil saldırısı, Zaporijya Nükleer Santrali'nin 2022'den beri Rus işgali altında olması ve sık sık topçu atışlarına maruz kalmasının ardından, Ukrayna'daki nükleer güvenlik konusundaki endişeleri daha da artırdı. NATO, sivil nükleer tesislerin savaş bölgesinde korunması amacıyla yeni güvenlik protokolleri üzerinde çalıştığını açıkladı. Avrupa Birliği ise Ukrayna'nın nükleer tesislerine yönelik saldırıları 'savaş suçu' olarak değerlendirebileceğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akkuyu Nükleer Santrali projesiyle nükleer enerji alanında önemli bir yatırıma imza atarken, Çernobil benzeri bir olayın Türkiye'de yaşanma ihtimali düşük olsa da, bölgesel bir nükleer krizin Türkiye'ye etkileri göz ardı edilmemelidir. Ukrayna'daki nükleer tesislere yönelik saldırılar, Karadeniz'de radyasyon yayılması riskini doğurabilir ki bu, Türkiye'nin kıyı şeridini ve tarım ürünlerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Rusya ve Ukrayna arasındaki arabuluculuk rolü, nükleer güvenlik konusunda da yeni bir diyalog zeminini beraberinde getirebilir. Ankara'nın UAEA ile iş birliğini güçlendirmesi ve bölgesel nükleer güvenlik mekanizmalarına dahil olması stratejik bir adım olacaktır.