ABD'nin en etkili şahin isimlerinden Robert Kagan, Mart ayında The Atlantic'te yayımlanan makalesinde Trump yönetiminin İran konusundaki başarısız savaş politikasını sert bir dille eleştirdi. Kagan, ABD'nin Ortadoğu'daki varlığının İslami terörizme karşı ihtiyatlı bir yanıt olmaktan ziyade, bu terörizmin katalizörü haline geldiğini savundu. Bu açıklama, Amerikan dış politika çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı. Kagan, uzun yıllardır ABD'nin askeri müdahalelerini savunan bir isim olarak biliniyor. Onun bu çıkışı, Washington'daki savaş yanlısı kesimlerin bile artık sorgulamaya başladığı bir dönemde geldi.
Kagan'ın Eleştirileri ve Arka Planı
Robert Kagan, Brookings Enstitüsü'nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapıyor ve 1990'lardan bu yana ABD'nin küresel liderliğini savunan makaleleriyle tanınıyor. Özellikle Irak Savaşı öncesinde verdiği destekle bilinen Kagan, şimdi ABD'nin Ortadoğu'daki müdahalelerinin sonuçlarını eleştiren bir noktaya gelmiş durumda. The Atlantic'teki makalesinde, ABD'nin bölgedeki askeri operasyonlarının İslami terör örgütlerinin büyümesine zemin hazırladığını, bu durumun da ABD'nin güvenliğini tehdit ettiğini öne sürdü. Kagan'a göre, Trump yönetiminin İran'a yönelik azami baskı politikası ve askeri tehditleri, bölgede istikrarsızlığı artırmaktan başka işe yaramadı. Bu eleştiriler, özellikle Trump'ın 2020'de İranlı General Kasım Süleymani'yi öldürme emrinin ardından yaşanan gerginliklerin gölgesinde geldi. Kagan, ABD'nin askeri güç kullanımının ancak stratejik hedeflerle sınırlı kalması gerektiğini, aksi takdirde 'tepki' (blowback) olarak adlandırılan istenmeyen sonuçlara yol açtığını ifade etti.
Bölgesel ve Küresel Boyutlar
Kagan'ın bu açıklamaları, ABD dış politikasında uzun süredir devam eden bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Neo-muhafazakar kanadın önde gelen isimlerinden biri olan Kagan'ın bu dönüşümü, Amerikan sağının dış politika paradigmasındaki kırılmayı gözler önüne seriyor. Ortadoğu'da ABD'nin müdahaleleri; Irak, Suriye, Libya ve Afganistan'da derin yaralar açtı. Bu ülkelerdeki istikrarsızlık, göç dalgaları, terör örgütlerinin güçlenmesi ve bölgesel güç dengesizlikleri gibi sonuçlar doğurdu. Kagan'ın eleştirileri, bu sonuçların ABD'nin kendi güvenliğini de tehdit ettiğini vurguluyor. Ayrıca, Obama döneminde başlatılan 'Yeniden Asya' politikası ve Trump döneminde artan izolasyonist söylemler, ABD'nin Ortadoğu'dan çekilme tartışmalarını da beraberinde getirmişti. Bu bağlamda Kagan'ın açıklamaları, ABD'nin küresel rolünü yeniden tanımlama ihtiyacına işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kagan'ın bu çıkışı, Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği kaygıları doğrular nitelikte. Türkiye, ABD'nin Suriye'de PYD/YPG'ye verdiği desteğin ve Irak'ta istikrarsızlığa yol açan politikaların bölgeye ve Türkiye'ye tehdit oluşturduğunu sürekli vurguluyor. ABD'nin müdahalelerinin yol açtığı göç dalgaları ve terör örgütlerinin güçlenmesi, Türkiye'nin güvenliğini doğrudan etkiliyor. Kagan'ın eleştirileri, ABD'nin bu politikalarının sorgulanması açısından Türkiye'nin tezlerini güçlendiriyor. Ankara, ABD'nin bölgeden çekilmesi veya politikalarını gözden geçirmesi durumunda, kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda hareket alanının genişleyebileceğini hesaplıyor. Ancak ABD'nin bölgeden tamamen çekilmesi durumunda oluşacak güç boşluğunun da yeni riskler yaratabileceği unutulmamalı.