ABD'de 8 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti'nin ulusal komite başkanı (RNC) Joe Gruters, partisinin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluğunu koruyacağını öne sürdü. Gruters, Pazar günü yaptığı açıklamada, seçim tahminlerine göre Cumhuriyetçilerin 212 garantili sandalyeyle yola başladığını ve 18 kritik yarışın olduğunu belirtti. Bu açıklama, Başkan Joe Biden'ın düşen onay oranları ve artan enflasyon ortamında Demokratların Kongre'deki kontrolünü kaybetme ihtimalini güçlendiriyor.
Seçim Yarışının Nabzı: Anketler ve Strateji
Gruters, NBC News'e yaptığı açıklamada, Cook Political Report verilerine atıfta bulunarak, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'nde 212 sandalyeye sahip olduğunu, 18 sandalyenin ise başa baş gittiğini söyledi. Mecliste çoğunluk için 218 sandalye gerekiyor. Gruters, "Meclisi kazanacağız, Senato'da da çoğunluğu alacağız" dedi. Senato'da ise 50-50'lik dağılımın, Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in belirleyici oyuyla Demokratların lehine olduğu biliniyor. Ancak Gruters, Cumhuriyetçilerin Senato'da da kazanacağına inandığını ifade etti.
Anketler, ekonomik kaygıların ve Biden'ın düşük onay oranlarının (ortalama yüzde 39-40 civarı) seçmenleri Cumhuriyetçilere yönlendirdiğini gösteriyor. Özellikle enflasyonun yüksek seyri, benzin fiyatlarındaki artış ve sınır güvenliği konuları seçmenin öncelikleri arasında. Demokratlar ise kürtaj hakkı, demokrasinin korunması ve Başkan Biden'ın altyapı yasası gibi başarılarını öne çıkararak seçmeni mobilize etmeye çalışıyor. Ayrıca, eski Başkan Donald Trump'ın aday gösterdiği bazı adayların, eyalet düzeyinde seçim sonuçlarını etkileyecek tartışmalı açıklamaları da dikkat çekiyor.
Cumhuriyetçilerin seçim stratejisi, özellikle başkanlık seçimlerinin kazanıldığı ancak oy sayımı nedeniyle tartışmaların yaşandığı eyaletlerde oy güvenliğini ön plana çıkarmak. Gruters, temmuz ayında yaptığı bir açıklamada, partinin "seçimlerin güvenliği" konusunda 70'ten fazla dava açtığını ve bu konuda seçmenleri bilgilendireceklerini söylemişti. Bu durum, seçim sonrası olası itirazların ve uzayan süreçlerin yaşanabileceğine işaret ediyor.
Küresel Etkiler ve Bölgesel Yansımalar
Ara seçim sonuçları, yalnızca ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda küresel dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Kongre'deki güç dengesi, Biden yönetiminin Ukrayna'ya yönelik mali ve askeri desteğini, İran'la nükleer müzakereleri, Çin'e karşı ticaret politikalarını ve NATO'ya yaklaşımını doğrudan etkileyebilir. Cumhuriyetçilerin Meclis'te çoğunluğu alması halinde, Başkan Biden'ın yasama gündemi büyük ölçüde tıkanabilir. Ayrıca, Trump'ın etkisindeki kanadın güçlenmesi, ABD'nin dış politikada daha izolasyonist bir çizgiye kaymasına neden olabilir. Bu durum, özellikle Avrupa'daki müttefikler için endişe kaynağı.
Orta Doğu'da ise, Cumhuriyetçilerin İran'a yönelik daha sert bir tutum sergilemesi bekleniyor. Biden yönetiminin nükleer anlaşmaya dönme çabalarının, Cumhuriyetçilerin kontrolündeki bir Senato'da onaylanması pek mümkün görünmüyor. Suudi Arabistan ve İsrail ile ilişkilerde de Kongre'den gelen baskılar artabilir. Öte yandan, ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji yaptırımları ve ticaret politikaları, Kongre'nin yapısına göre şekillenecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD ile ilişkilerinde her zaman Kongre'nin tutumundan etkilenmiştir. Cumhuriyetçilerin Kongre'de güçlenmesi, özellikle S-400 hava savunma sistemi alımı, YPG/PKK'ya verilen destek ve F-35 programından çıkarılma gibi konularda Türkiye'ye yönelik yaptırımcı ve eleştirel yaklaşımın sürebileceğine işaret ediyor. Ancak başkanlık seçimlerinde Trump dönemiyle yaşanan inişli çıkışlı ilişkiler, Cumhuriyetçi kontrolündeki bir Kongre'nin Ankara'yı daha fazla sıkıştırmasına yol açabilir. Öte yandan, savunma sanayiinde iş birliği ve bölgesel konularda diyalog için de fırsat pencereleri doğabilir. Türk diplomasisinin, Kongre'deki yeni güç dengesine göre strateji geliştirmesi gerekecek.